Biyoyakıt dedikleri

Biyoyakıt dedikleri

Dünyada gıda fiyatları giderek artıyor. Bu durumun önemli nedenlerinden biri, tarım alanlarında biyoyakıt ürünleri yetiştirilmesi oluşturuyor. Tarım yapılan topraklarda, giderek daha fazla motorlu araçlar için yakıt olarak kullanılan biyoyakıt ürünleri yetiştirilmektedir.
Petrolün bir gün tükenecek olması, tekelleri alternatif enerji kaynaklarına yöneltiyor. Petrol yerine geçecek yakıt arama, bulma işinde de temel dürtü kar olmaktadır. Kapitalist üretimin temel amacı hep daha fazla kar olduğu için, bulunan yeni enerji türleri de bu amaca hizmet ediyor.
Gıda krizi bağlamında gündeme gelen biyoyakıtlar üzerine, biraz yakından bakmak istiyoruz.
Şeker kamışı, mısır, soya fasulyesi, keten tohumu, kanola bitkisi, dallı darı vb.den biyoyakıt üretiliyor.
Biyoyakıt üretilen kanola bir yağ bitkisidir. Kanola tanesinde bulunan %38-50 yağ ve %16-24 protein ile önemli bir yağ kaynağıdır.
Kanola bitkisi dünyada, yağlı tohumlu bitkiler olan ayçiçeği, soya, pamuk ve yer fıstığı arasında üretim açısından üçüncü sırayı almaktadır. Dünya'da yıllık üretimi 22 milyon ton civarındadır. En çok üreten ülkelerden Çin 4.5, Hindistan 4.4, Kanada 2.8, Polonya 0.5, Fransa 0.47, Pakistan 0.4, Almanya 0.4, İngiltere 0.3 milyon hektar ekim alanına sahiptir.

Etanol
Etanol, otomobiller ve diğer motorlu araçlarda, tek başına bir yakıt olarak ya da benzine karıştırılan bir katkı maddesi olarak kullanılmaktadır.
Etanol; şeker kamışı, şeker pancarı, Gine mısırı, dallı darı, arpa, kenevir, patates, manyok, ayçiçeği, meyveler, melas, kesik süt, mısır, mısır koçanı, hububat, buğday, tahta, kağıt, saman, pamuk ve diğer biyokütleler ile çeşitli selüloz atıkları gibi pek çok farklı besin kaynağından elde edilebiliyor. Etanol yaygın olarak şeker kamışı ve mısırdan elde edilmektedir.
Dünyada etanol üretiminde ABD ilk sırada bulunurken, onu Brezilya, Çin, Hindistan, Rusya, Kanada, Güney Afrika, Tayland, Ukrayna izliyor.
Brezilya etanol üretiminde esas olarak şeker kamışını kullanmaktadır. Dallı darı etanol üretiminde mısıra göre iki kat daha verimlidir.
Etanolün benzinle karıştırabilmek için, en az %95.5 ile %99.9 arasında bir saflığa ihtiyaç duyulmaktadır. En yaygın saflaştırma yöntemi, moleküler elek kullanarak fiziksel absorblama yöntemidir.
Brezilya, 1980lerden bu yana, şeker kamışına dayalı çok yaygın bir etanol yakıtı endüstrisi geliştirmiştir. Yılda yaklaşık 4 milyar gallon etanol üretilmektedir. Brezilya’daki etanol üretim tesisleri, şeker kamışından kalan şekersiz atıkları yakarak %34 pozitif enerji dengesi elde ederler. Brezilya'da tüketilen tüm benzinin en azından %25'i alkol içermek zorundadır. Brezilya etanolün galonunu yaklaşık 1.000 dolardan üretmektedir. Brezilya'daki tüm yeni araçlar ya esnek yakıtlı ya da benzin yerine saf etanolü yakabilecek özelliğe sahip araçlardır. Brezilya'da etanol yakıtı ve elektrik üretiminde yararlanılan yan ürünleri, ülkenin petrole olan bağımlılığını ve hava kirliliğini azaltmada önemli katkıda bulunmaktadır.
ABD, etanol elde etmek amacıyla, mısır üretmeleri için çiftçilere büyük mali destek veriyor; aynı zamanda Latin Amerika ülkeleriyle de ikili anlaşmalar yapmaya çalışıyor.
Avrupa Birliği, 2020 yılına kadar karayolu taşımacılığı için kullanılan yakıtın yüzde 10'unu biyoyakıtlardan elde etme hedefi koymuştur.
Saab, Volvo, Citroen, Renault gibi otomobil tekelleri biyoyakıt ile çalışan otomobil modelleri ürettiler.
Şubat ayı içerisinde, havacılık tarihinde bir ilk olarak, yakıt depolarından biri biyoyakıtla dolu Boeing 747 tipi bir uçak Londra'dan Amsterdam'a deneme amaçlı bir uçuş gerçekleştirdi.

Biyo dizel
Çeşitli yağlı tohum bitkilerinden elde edilen yağların veya hayvansal yağların bir katalizör eşliğinde kısa zincirli bir alkol ile (metanol veya etanol ) reaksiyonu sonucunda açığa çıkan ve yakıt olarak kullanılan bir üründür. Evsel kızartma yağları ve hayvansal yağlar da biyo dizel hammaddesi olarak kullanılabilir. Hatta donmuş yağ ve balık yağı gibi hayvansal yağlar da biyo dizel yakıt yapımında kullanılabilir.
Biyodizel kimyasal olarak dizel yakıtlara benzediği için herhangi bir dizel aracın yakıt deposuna doğrudan biyodizel katılabilir.
Biyodizel petrol içermez, saf olarak veya her oranda petrol kökenli dizelle karıştırılarak yakıt olarak kullanılabilir.
Biyodizel’de HCl (Hidroklorik Asit) ve HC (Hidrokarbon) emisyonları fosil yakıt emisyonlarından çok daha düşük değerdedir. Egzoz gazı emisyonu yönünden incelendiğinde CO, (Karbonmonoksit) HC, (Hidrokarbon) SOx, (Kükürt Oksit) PM (partikül madde) emisyonlarının motorinden daha az, NOx (Azot Oksit) emisyonlarından ise daha fazladır.

Biyoyakıtlar ve çevre
Biyoyakıtların çevre üzerine etkileri, yararlı olup olmadıkları, fosil yakıtlara alternatif olup olmayacakları vb. konularında tartışma sürüyor.
Biyoyakıtlar sera efektine yol açan sera gazlarına göre, daha az gaz salınımına yol açıyorlar.
Yapılan bir araştırmada yakıt olarak kullanılan 26 farklı biyoyakıttan 21’nin ürettiği sera gazlarının, benzine kıyasla, yüzde 30 azaldığı gözlemlenmiştir. Biyoyakıtlar sıfır emisyona sahip değildir. Miktarı azalsa da, sera gazları atmosfere salınmaktadır.
Biyoyakıtlar, biyo çeşitliliğe ve tarım alanlarına da zarar veriyorlar. Dünyada hızla biyoyakıtların üretimine yönelme söz konusudur. Büyük ölçekli tarım alanlarında giderek daha fazla biyoyakıt ürünleri yetiştiriliyor. Sermaye bu alanı karlı bulduğu için, bu alana yöneliyor. Tekeller biyoyakıt sektörünün vaat ettiği büyük kârlardaki paylarını artırmak için büyük bir rekabet içindedir.
Tarım alanlarında giderek daha geniş biçimde biyoyakıt elde edilen bitkilerin yetiştirilmesine ayrılması şu sonuçlara yol açmaktadır: Gıda maddeleri giderek daha pahalı hale gelecek. Ormanların yok olma süreci hızlanacak. Küçük çiftçiler topraklarını kaybedecek. Yoksullar daha da yoksullaşacak. Gıda sıkıntısı artacak. vb.
Sera etkisine yol açan gaz salınımı, çok daha az olduğu için tercih edilebilecek biyoyakıtlar, kapitalistlerin kar hırsı sonucu çevre açısından önemli tehlikeyi içinde barındırmaktadır. Kar uğruna biyoyakıtların üretimine yönelme gıda sıkıntısına, tarım alanlarına zarar vermeye neden olmaktadır.
Enerji alanında; yenilenebilir, doğal enerji kaynakları kullanılmalıdır. Üretim alanında; planlı ve toplumun ihtiyacı kadar üretim yapılmalıdır. Dünyada bulunan doğal kaynaklar, doğa yasalarının bilincinde, doğa ile uyum içerisinde üretim yapılırsa, daha fazla kar için değil, toplumun ihtiyacı için üretim yapılırsa herkese yetecektir. Açlık, gıda sıkıntısı olmayacaktır. Eğer bu olmuyorsa, temel neden emperyalist sistemdir.
Kapitalist üretim, her alanda barbarlık olduğunu gösteriyor. Barbarlık dünyayı mahva sürüklüyor. Barbarlığa son vermenin yolu kapitalizmi yok etmekten geçmektedir.

14 Mayıs 2008