Kentsel dönüşüm mü, kentsel yıkım mı?

Çeşitli şehirlerde, kentsel dönüşüm adı altında, varoşlarda yoksulların oturdukları evler yıkılmakta, yıkılmak istenmektedir.
Bir süreden beri İzmir’de de, Kürt emekçilerinin yoğun olarak oturdukları Kadifekale semtinde evler heyelan gerekçesiyle yıkılmak istenmektedir.
14 Mayıs günü Konak Büyükşehir Belediyesi önünde, yüzlerce kişinin katıldığı, Kadifekale Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Mardin Kutlubey Derneği, Mar-Der, Ege Mardinliler Derneği, Kızıltepeliler Derneği, Görentepe Derneği, Çiğli Mardinliler Derneği, Çamlık Yardımlaşma ve Dayanışma derneği tarafından bir basın açıklaması yapıldı.
Basın açıklamasında; “İzmir Büyükşehir Belediyesi, mahallelerimizde heyelan riski olduğu gerekçesi ile evlerimiz ve işyerlerimize yönelik kamulaştırma ve yıkım kararı almıştır. İzmir Büyükşehir Belediyesince bize yapılan tebligatlara göre, 1978 yılından başlayarak yapılan zemin etüdü ve jeolojik araştırmalara göre evlerimizin ve işyerlerimizin yer altı suları nedeniyle heyelan riskine maruz kaldığı bilindiği ve buna önlem alınması gerekirken bu önlemlerin FAZLA KARLI olmadığı gerekçesiyle aradan geçen sürede önlem alınmadığı açığa çıkmıştır. Bundan yaklaşık 30 yıl önce, mahallemizin kurulu bulunduğu alanlarda gerekli tedbirleri alarak, altyapı, yer altı sularının çekilmesi ve ağaçlandırılma suretiyle yaşanması muhtemel riski engellemesi gereken belediye hiçbir şey yapmayarak, adeta adım adım insanlarımızın can ve malını tehlikeye atmış ve bu gün kendi ihmalini yine bizlere fatura etmektedir.
İzmir Büyükşehir belediyesi, yukarıda açıkladığımız gerekçe ile evlerimizi ve işyerlerimizi yıkmak, vatandaşlarımızı borçlandırarak şehir dışındaki (Uzundere’de) toplu konutlara göndermek istemektedir. Çoğu dar gelirli olan halkımızın yıllarca çalışarak sahip olduğu evleri ve işyerleri, 3, 5, 10, 15 ve 20 bin YTL gibi çok düşük değerle kamulaştırılarak, ancak adres olarak gösterdiği TOKİ konutlarını 38, 40, 42 ve 65 bin YTL varan konutlara vatandaşlarımızı borçlandırarak bizleri mağdur etmek istemektedir. Mahallelerimizde yıllarca esnaflık yapan ve işyeri bulunan insanlarımıza ise hiçbir çözüm üretmeden işyerlerini yıkarak
insanlarımızı ekonomik olarak bitirmek istemektedir.
Bizler bugüne kadar birçok girişimde bulunarak, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Hükümete durumumuz konusunda çözüm üretilmesi için görüşlerimizi ve önerilerimizi ilettik. Ancak İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Hükümet çözüm üretmek yerine evlerimizi ve işyerlerimizi yıkmak için mahkemelerde bize karşı dava açmak yolunu seçmiştir. Evlerimizi, işyerlerimizi ve orada yaşayan bizleri kentsel dokuyu bozan ‘BİRER LEKE’ olarak niteleyen yaklaşım çözüm üretmekten uzaktır.” tespitleri yapılarak, şu talepler dile getirildi.
“1) Öncelikle mahallemizde yeniden ve kapsamlı bir zemin etüdü çalışması yapılmasını, kamulaştırma ve yıkım yapılmadan yerinden çözüm açısından kamulaştırmaya dayanak gösterilen heyelanın engellenmesi için başka tedbirlerin alınmasını,
2) Kamulaştırma ve yıkım çözümü dışında başka bir önlem alınamadığı takdirde taşınmaz sahiplerini borçlandırmadan konut verilmesi veya başka bir yerde konut edinebileceği miktarda değer takdir edilmesini ve bu konuda uzlaşma olanağı sağlanmasını,
3) Kamulaştırma nedeniyle ekonomik yıkımla karşıla karşıya kalacak esnafın ve ticarethanelerin ekonomik zararlarını oluşturulacak bir komisyon eliyle tespiti ve bu zararların giderilmesini veya esnaf/ticarethane sahiplerine işyeri olanağı sağlanmasını,
4) Kamulaştırma nedeniyle zarar görecek kiracıların en az bir veya iki yıllık kira yükünün giderilmesini ve karşılanmasını talep ediyoruz.”

Kadifekaleliler evlerinin yıkılmasına karşı haklı olarak mücadele ederken, hafta başında Limontepe Ali Fuat Erdem Mahallesi'nde 2005 yılında kurulan Olimpiyat Köyü'nün karşısında bulunan gecekondular, sahiplerine haber verilmeden Balçova Belediyesi Zabıta Ekipleri tarafından yıkıldı.
Kentsel dönüşüm projesi, Sulukule’de, Başıbüyük’te, Kadifekale’de, Limontepe’de vb. emekçiler için yıkım getiriyor.
Yıkımlara karşı çıkmak, evleri yıkılanlarla dayanışmak, duyarlı herkesin görevi olmalıdır.

16 Mayıs 2008
YDİ Çağrı/İzmir