Küba'da Halk Sağlık Sistemi

Küba Ankara Büyükelçisi Ernesto Gomez Abascal 16 Mayıs Cuma günü Hatay’daydı. Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) ve Türk Tabipler Birliği (TTB) Hatay Şubesi’nin ortaklaşa düzenlediği etkinlikte katılımcı büyükelçi, “Küba’da Sağlık Sistemi” başlıklı bir panel verdi. Panele ilgi gayet yoğundu. Ülkesinde devrim yaşanmış bir büyükelçinin buralara kadar gelip panel vermesi, alışıla gelmişin dışında bir etkinlik olduğu için katılımcı sayısının yüksek olması anlaşılır bir durum. Bu yazımızda Küba devrimini, ülkenin sosyalizm somutunda hangi noktada olduğunu, sosyalizmi uygulama aşamasında Küba’yı… vb konuları tartışmayacağız. Bu konu başka bir yazının konusu olur. Biz bu yazımızda panel üzerine ve ülkenin sağlık alanındaki uygulamalarına değineceğiz.
Abascal konuşmasında; Küba Halk Sağlığı Sistemi’nin, uygulanabilirliği ve halk üzerindeki verimi açısından, tüm dünya ülkelerince tanındığını ve hatta ortaya çıkan veriler bakımından emperyalist ülkeleri gerilerde bırakan bir sağlık politikasıyla, insanlığa daha da iyi hizmet eder bir biçimde sağlık sistemini mükemmelleştirme hedefine doğru ilerlediklerini dile getirdi. Sağlığın günümüz dünya ülkelerinde ticarileştirilmesi ve insan sağlığının ekonomik çıkarların gölgesinde kaldığı bir zamanda, Küba’da uygulanan sağlık politikaları insanların refahı için, onların mutluluğu için olduğunu söyleyen Abascal,”biz insana yatırım yapıyoruz, çünkü insandan daha değerli bir şey yoktur” dedi.
Küba, devrimden sonra sağlığı şu temeller üzerinde uyguluyor:
1. Halk Sağlığı, ücretsiz ve evrenseldir, bir masraf değil aksine insan hayatının kalitesine yapılan bir yatırımdır.
2. Sistem, temelinde önleyicidir.
3. Sistem, aşı kampanyalarında, sağlık eğitiminde, kan bağışlarında, salgın hastalıkların gözlemlenmesinde halkın etkin katılımını gözetir.
Küba’da Halk Sağlığı Sistemi özetle şu şekildedir:
Öncelikle şunu göz önünde bulundurmak gereklidir: Küba nüfusu 11.382.830’dur. Ülkede 14 eyalet ve 168 ilçe mevcuttur.
Sistemin temelini ülke geneline yayılmış Aile Hekimliği oluşturmaktadır. Halkın %98,3’üne ilk müdahale buralarda gerçekleşir. Böylelikle hastalıkların %80’nine daha fazla ilerlemeden müdahale edilip çözüm bulunmakta. Yurt genelinde toplam14.978 dispanser vardır. Aile hekimliği hastaların ihtiyacına uygun ev ziyaretleri de düzenlemekte. Bu dispanserler uzmanlık isteyen veya kronik hastalıkların tedavisi için hastaları polikliniğe sevk eder.
Poliklinik her belediyede birkaç adet bulunur ve ülkede 444 adet vardır. Poliklinik bünyesinde aile hekimliğinin bir üst aşaması tedaviler gerçekleştirilir. Polikliniğin bir üst aşamasında ise Genel Hastaneler yer almaktadır. Poliklinikte çözülemeyen hastalıklar burada tedavi edilir. Ülke genelinde toplam 249 Genel Hastane bulunmaktadır. Buralarda ihtisas tedavileri ve cerrahi operasyonlar gerçekleşmektedir. Genel Hastanelerin haricinde İhtisas Hastaneleri ve Enstitüleri de mevcuttur. Araştırma ve çalışma yürüten üst düzey uzmanlar burada bulunmaktadır. Mevcut bu sistemle bazı istatistiki bilgiler şöyledir:
• Devrim sonrası 50 olan ortalama yaşam ömrü, erkeklerde 78 ve kadınlarda 79 yaşa ulaşmıştır.
• Çocuk ölüm oranı: binde 5,6 (Türkiye’de 2004 bilgilerine göre binde 21,5)
• Anne ölüm oranı on binde 5.(Türkiye’de on binde 13)
• İki yaşını doldurmadan çocukların %98.5 ‘ine aşı yapılarak 13 hastalığa karşı korunmakta.
• Şu hastalıklar tamamen ortadan kalkmıştır: Çocuk felci, difteri, neonatal tetanoz, boğmaca, kızamık, sıtma.
• AIDS: %0,07 oranında (Dünyanın en düşük oranlarından biri)
• Her 1066 vatandaşa bir dişçi. (Türkiye’de her 4.007 kişiye bir dişçi)
• Her 126 vatandaşa 1 hemşire. (Türkiye’de her 836 kişiye bir hemşire)
• Gayri safi milli hâsılanın % 6,3 sağlığa ayrılmış.
Küba’nın sağlık alanındaki ve diğer birçok alandaki uygulamaları, dünya ülkelerindeki mevcut sistemlerle çelişmekte ve elde edilen sonuçlar bakımından burada yaşayan insanların refah düzeyi ile diğer dünya halklarının refah düzeyi arasında farklar olduğu görülmektedir. Bu durum, Küba’nın emperyalist güçlerce abluka altına alınmasını, onlarca “tehlikeli” görünmesinin nedenlerindendir. Emperyalist güçler türlü yollarla, türlü komplo teorileriyle, Küba’nın mevcut sistemini çökertmeye çalışmaktadır.
Elbette ki Küba’da yaşam standartlarının yükselmesi, halkın en insani haklarını elde etmesi, refahın ve huzurun artması, yıllardır süren onurlu ve sert bir mücadeleden sonra yani devrimden sonra gerçekleşmiştir. Küba’daki bu gelişmelerin devrim ile geldiğini hiç kimse inkâr edemez. Fakat bugün Küba’da uygulanan “ sosyalizm”i bizler, doğrusuyla yanlışıyla sahip çıkıp, onun dünyada sadece ve tek başına “sosyalizm” bayrağını taşıdığı için ve eşi emsali olmayan bir ülke olarak gösterirsek hatalara düşmüş oluruz. Küba’daki “sosyalizm”i tartışıp, onun doğru taraflarına sahip çıkıp fakat eksik ve yanlış taraflarını da dile getirmemiz lazım.
İnsanlık eğer özlenilen ve istenilen bir hayatı istiyor ve düşlüyorsa bunu kendi elleriyle ve çetin bir mücadele ile elde edecektir. Tarihte hiçbir zaman huzurun ve mutluluğun, gökten zembille indiği görülmemiştir. Bugünkü şartlarda insanca yaşamak istiyorsak, bu proletarya önderliğinde bir devrimle, sosyalizmle mümkündür.
20.05.2008
YDİ Çağrı/Hatay
