5 Haziran dünya çevre gününde Munzur’a yapılmak istenen barajlar ve siyanürlü altın madeni çıkarma protesto edildi...
İstanbul Taksim Galatasaray postahanesi önünde bir araya gelen yüzlerce kişi 5 Haziran Dünya Çevre Gününde protesto gösterileri yaptı. Dersimliler, Munzur'da yapılması planlanan barajlarla tarih ve doğanın yok olacağına vurgu yaparak, 'Munzur'da, Türkiye'de ve dünyada hayatı yok edecek enerji istemiyoruz' mesajı verdi.
Tunceli Dernekler Federasyonu ve Munzur Vadisini ve Çevresini Koruma Kurulu tarafından organize edilen yürüyüşe yüzlerce kişi katıldı. Galatasaray Lisesi önünde bir araya gelen Dersimliler, 'Başka bir enerji mümkün, başka bir Munzur yok', 'Munzur'uma dokunma', 'Bize hayat veren bir candır Munzur, biz de Munzur'a hayat borçluyuz' yazılı pankart açarak Taksim Meydanı'na yürüdü. Yürüyüş kortejinin önünde rüzgar gülü ve Munzur Vadisi'nde yaşayan canlıların resimlerini taşıyan çocuklar vardı, 'Baraj yok etmesin, Munzuru'ma dokunma' yazılı önlükler giyen eylemciler, 'Rio tinto laneti şero to',(kahrolsun Rio tinto!) 'Geleceğimiz için Munzuruma dokunma!', 'Ben Munzur'un yaban keçisiyim bana dokunma!', 'Toprak+su=hayat= Munzur', 'Munzur, Hasankeyf, Bergama, Maraş, Sinop hepimizin' yazılı dövizler taşıdı.
Yürüyüş boyunca zaman zaman oturma eylemi yapan kitle basın açıklaması için geldiği Taksim meydanında açıklamasını yaptı.
Grup adına açıklama yapan Munzur Vadisi ve Çevresini Koruma Kurulu Sözcüsü Hasan Şen, 'Küresel iklim değişikliği karşısında hükümet Kyoto'yu imzalamadı. Alınması gereken önlemleri halkın sırtına yıktı. Türkiye kuraklık ve susuzluktan kıvrılırken, hükümet bunun sözünü bile etmiyor. Çernobil'in etkileri hala hayatımızı tehdit etmeye devam ederken, nükleer yasa el çabukluğuna getirilerek hayatlar ateşe atılıyor' dedi. 'Maraş'ta ovalar çimentoya bulanmaya, Antalya başta olmak üzere birçok kentte ormanlar golf sahalarına, taş ocaklarına, kar tutkusuna feda ediliyor' diyen Şen, 'Munzur'un kardeşleri' diye tanımladığı Hasankeyf, Aliaoni, Fırtına Vadisi, Fındıklı ve daha birçok yerde çevre felaketlerinin devam ettiğini vurguladı. Şen, Dersim'de yaşanan sorunları şöyle sıraladı: 'Tunceli coğrafyası; DSİ tarafından projelendirilen 8 barajla yok edilmek istenmektedir. Tunceli coğrafyasını ortadan kaldıracak bu barajlar hayata geçerse, Munzur'da hayat binlerce yıllık tarihi, kültür ve içinde barındırdığı yüzlerce türü ile yok edilmiş olacak. Küresel şirketlerin madencilik faaliyetleri adı altında siyanür ile altın çıkarma projeleri de yakın zamanda karşımıza çıkacak tehlikelerin başında gelmektedir. Her askeri operasyondan sonra yüzlerce hektarlık ormanlarımızın yanması da yaşadığımız önemli tahribatlardandır.' Dünyadaki her ülkenin çevresel değerlerini korumaya çalışırken, Türkiye'nin ilk ve en büyük milli parklarından olan 'Munzur Vadi
Milli Parkı'nın mutlaka korunması gerektiği çağrısında bulunan Şen, 'Sağlıklı çevrede yaşam hakkı, hukukun üstünlüğü ilkesi gereğince kamu yararına aykırı olan bölgemizdeki altın madenlerinin faaliyetlerine, baraj yapımına ve orman yangınlarının çıkarılmasına hemen son verilmelidir. Munzur'da, Türkiye'de ve dünyada hayatı yok edecek enerji istemiyoruz' dedi.
Dağılmak üzere olan kitle bir süre Çelik Kuvvet amiri tarafından kimlikleri alınmak istendi, gerekçe basın açıklaması yapmaya gelirken slogan atarak 'gösteri ve yürüyüşler kanununa aykırı davranmak' bir süre grupla tartışan polis kimsenin kimlik vermemesiyle bu emeline ulaşamadı.
Haklı olarak burada doğanın korunması için eylem yapılmıştır, ancak basın açıklaması yapan H.Şen 'Munzur'da, Türkiye'de ve dünyada hayatı yok edecek enerji istemiyoruz.' denilen yerde, enerji elde edilirken kimi istenmeyen sonuçları olacaktır. Enerji bir gereksinim olduğuna göre tümden reddetmek yanlıştır. Munzur’da bu kadar çok baraj yapılması tabiki bir gereksinim olmamakta daha çok siyasi bir durum ve bir de gelecekte su değerli olacağı için suyun kullanım hakkı noktasında devletin bir dizi yan etkilerini, doğayı talanı ve kültürel mirası ve diğer etkenleri değerlendirmeden yapmaktadır. Her ne kadar Kyoto sözleşmesiyle çevrenin korunmasından bahsediliyorsa da özünde Kapitalizm daha fazla kâr için çabalamaktadır, bu anlamda öncelikli olan kapitalizm için yapacağı kâr'dır. Doğa ve çevrenin korunması tali bir sorundur onlar için. Bu anlamda kendi koydukları yasaları kendileri ihlal etmektedirler. KK/Türkiye'nin 1974 yılında en büyük milli park alanı olarak ilan ettikleri Munzur Vadisini bu gün kendi yasalarını hiçe sayarak sermaye sınıfının çıkarlarına sunmaktadırlar.
Kahrolsun Kapitalistlerin Doğayı Hoyratça Kullanması!
Yaşanabilir Bir Doğa Sosyalizmin İşidir!
Bir YDİ Çağrı Okuru
