Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu’nu (Çiftçi-Sen) kuruldu
Mayıs ayı içerisinde, üzüm, tütün, fındık, ayçiçeği, hububat, zeytin ve çay üreticilerinin örgütlendiği yedi çiftçi sendikası bir araya gelerek Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu’nu (Çiftçi-Sen) kurdular.
Çiftçiler ve üreticilerin sendikal örgütlenme mücadelesi beş yıl önce başladı. Üzüm-Sen ve Tütün-Sen’in kurulmasıyla yola çıkan üreticiler, bu sendikalara Hububat-Sen, Ayçiçek-Sen, Çay-Sen, Fındık-Sen ve Zeytin-Sen’i ekleyerek, 21 Mayıs’ta Çifti-Sen’in kuruluşu için İçişleri Bakanlığı’na başvuruda bulundu. Sekizinci sendika olan Hayvan Yetiştiricileri Sendikası (Hay-Yet-Sen) iki ay önce, “mevcut yasalara göre böyle bir sendika kurulamayacağı” gerekçesiyle kapatıldı. Dava AİHM’e gitti. Haklarında kapatılma davası açılan Tütün-Sen ve Fındık-Sen’in davaları Yargıtay’da sürüyor.
Çiftçi-Sen’e bağlı sendikalar ürün ve üreticilerin yoğunlaştığı bölgelerde kuruldu. Merkezi İzmir’de bulunan Tütün-Sen’in Uşak Eşme’de bir şubesi var. Samsun’da örgütlenme çalışması sürüyor. Manisa’daki Üzüm-Sen’in Alaşehir ve Salihli’de şubeleri var. Edirne’deki Ayçiçek-Sen ve Hububat-Sen’in Keşan’da birer şubesi var. Rize Pazar’da kurulan Çay-Sen’in Trabzon Of’ta, merkezi Bursa Orhangazi’deki Zeytin-Sen’in de Gemlik, Ayvalık ve Akhisar’da şubeleşme çalışması sürüyor. Fındık-Sen Ordu’da kuruldu.
Pancar için Amasya, Tokat, Çorum ve Konya’da, meyvecilikte Niğde, Çanakkale, Afyon ve Amasya’da üreticiler arasında örgütlenme çalışmaları sürüyor.
Çiftçi-Sen’in amaçları kuruluş açıklamasında şöyle sıralanmaktadır:
“Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu olarak;
• Artık destekleme alımları yapmayan ve destekleme alım fiyatı açıklamayan kamunun yerine çiftçiler için referans fiyatları belirleyip açıklamak ve gerçekleşmesi mücadelesini vermek,
•Çiftçilerin haklarından yana politikaların belirlenmesinde etkin olmak,
• Çiftçilerin üretim aracı olan toprak ve suyun kirletilmesine karşı etkin hukuksal ve demokratik mücadele vermek,
• Çiftçilerin mesleklerini sürdürmelerine engel oluşturan tohumun şirketlerin egemenliğine geçmesi ve doğa, toprak, su ile insan sağlığını riske eden endüstriyel tarım modelinin alternatifi olan organik köylü tarım modelinin uygulanabilmesini savunmak ve gerçekleştirmek,
• Çiftçiler için gerekli olan Tarım Sigortası Yasası’nın çiftçilerin çıkarına yeniden düzenlenmesini sağlamak,
• Tüccarın vurgunculuğu ve dolandırıcılığına karşı çiftçileri koruyacak etkin bir yasanın çıkarılma mücadelesini vermek,
• Kamunun tarımcıyı koruyucu, çiftçilere öncü, eğitici ve öğreticilik yapmasını sağlamaya yönelik demokratik mücadele yürütmek,
•Çiftçilerin, eksiksiz sosyal güvenceye kavuşturulmasını sağlamak,
• Sözleşmeli çiftçiliğe mecbur edilen çiftçilerin adına sözleşme yapmak ve çiftçilerle sözleşme yapan işveren durumundaki sanayici ve tüccarın sözleşme koşullarına uymadığında sendika üyesi çiftçilerin hakkını aramak ve korumak,
• Ve bundan böyle çiftçilerin mağduriyetine neden olacak her türden politikaların karşısında çiftçilerin çıkarlarını korumak ve geliştirmek için Çiftçi Sendikaları Konfederasyonunu kurmuş bulunuyoruz.” (Çiftçi-Sen’in 22 Mayıs tarihli basın açıklamasından, www.sendika.org)
Amaçlarını bu şekilde açıklayan Çiftçi-Sen, tarım alanında yıkım politikalarına karşı aynı açıklamada; “1980’li yıllardan bu yana, önce IMF ve Dünya Bankası (DB) programlarında, sonra da Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kural ve normları aracılığıyla azgelişmiş ülkelere kabul ettirilmeye çalışılan politikalar; tarımsal ürün ve girdi piyasalarındaki destekleme alım, destekleme ve sübvansiyon gibi müdahalelerin tasfiyesidir. Bu tasfiye aslında çiftçilerin tasfiyesi anlamına gelmektedir. “ diyerek mücadele görevi de tespit etmektedir.
Uluslararası emperyalist tekellerin, İMF’nin, Dünya Bankası’nın, DTÖ’nün ve yerli işbirlikçilerinin tarımı çökertme polikalarına karşı çıkmak, mücadele etmek doğrudur. Bu politikalar sonucu Türkiye tarımda kendi kendine yeter ülke olmaktan çıkmış, bu alanda da giderek daha fazla emperyalizme bağımlı hale gelmiştir. Bu politikalardan en fazla etkilenen kesim olan, küçük üreticilerin bir araya gelerek örgütlenmeleri olumludur. Bu örgütlenmeye sendikanın denk düşüp düşmediği ise tartışılmalıdır.
Sendikalar; tarihsel süreç içinde ücret temelinde çalıştırılan işçilerin patronlara karşı verdiği mücadele içerisinde doğan, işçilerin ekonomik, sosyal hak alma örgütleridir. Sınıf sendikaları Marks’ın ifadesi ile, işçiler için “sosyalizm okulları” olup, “ücretli emek sisteminin ortadan kaldırılmasının örgütlü teşvik araçları”dır.
Bir sendikanın en önemli özelliği toplu sözleşme yapma hakkına, grev gibi bir silaha sahip olmasıdır. Çiftçi-Sen’in bu özelliklere sahip olmadığı aşikardır.
Bu coğrafyada köylülüğün önemli bir kesimini oluşturan küçük üreticiler, küçük de olsa bir toprak parçasına, kendi üretim aracına sahiptir. Kırda kapitalizmin gelişmesi köylülüğün çözülüşünü hızlandırır. Kırda kapitalist gelişme, kentte olduğu gibi büyüklerin gelişmesi, küçüklerin yoksullaşması, yok olması şeklinde olmaktadır.
Tarımda da kapitalist üretimin temelinde, daha fazla kar elde etme olgusu yatmaktadır.Genetiği değiştirilmiş ürünlerin, topraktan kısa sürede verim almak için kullanılan kimyasal gübrelerin, hormonun vb. nedeni daha fazla kardır. Bu gelişme karşısında küçük köylülük giderek yok olmakta, işçilerin safına katılmaktadır. Alınan krediler ödenememekte, kırda büyük ölçekli kapitalist üretim yapan kapitalistlerle rekabet edilememektedir. Mazotun, gübrenin fiyatının artması, enflasyonun yükselmesi vb. etkenler küçük köylülüğün zararınadır.
Bu gidişe karşı, yıkım politikalarına karşı küçük üreticilerin örgütlenmesi doğrudur. Küçük üreticilerin muhatabı devlet, kapitalist sanayici, tüccar, özel sermayeli şirketler vb. dir. Küçük köylülüğün esas dürtüsü sahip olduğu mülkü koruma dürtüsüdür. Kendi üretim aracını korumak, artırmak bu kesimim belirleyici özelliğidir.
Çiftçi sendikalarını kuranların, bu sendikalarda örgütlenen küçük üreticilerin toplu sözleşme yapma, anlaşma olmadığı koşullarda grev ya da üretimi durdurma gibi bir anlayışları zaten yoktur. Bu anlayışın olmadığı yerde, çiftçi örgütlenmesine sendika yerine örneğin tütün üreticileri birliği, fındık üreticileri birliği, ayçiçek üreticileri birliği vb. demek daha doğrudur.
Çiftçi-Sen’in uğrunda mücadele edeceğini açıkladığı amaçlar, bu birlikler aracılığıyla da gerçekleştirilmesi mücadelesi verilebilir.
Çiftçi Sen’in önemli amaçlarından biri de, destekleme alımları yapmayacak, destekleme alım fiyatı açıklamayacak devletin yerine çiftçiler için referans fiyatları belirleyip açıklaması, gerçekleşmesi için mücadele vermesi olacaktır. Bu amaç ve diğer amaçların gerçekleşmesi mücadelesini vermenin aracı sendika değil, üretici ya da köylü birlikleridir.
Yıkım politikalarından, yok olmaktan kurtuluşun yolu, küçük üreticilerin işçi sınıfı ile birlikte hareket etmelerinden, işçi-köylü ittifakı temelinde işçi sınıfı önderliğinde demokratik devrimden geçmektedir.
Demokratik devrim; emperyalizme bağımlılığa, büyük kapitalistlerin üretim araçları üzerindeki özel mülkiyetlerine son verecek, ulusal sorunu çözecek, toprağı toplumsallaştıracak vb. sosyalizme giden yolun önünü açacaktır.
Küçük üreticiler için de devrimden başka seçenek yok!
11 Haziran 2008
