Mersin Limanı’nda İşçiler
Direne Direne Kazandı

Mersin Limanı’nda 128 gündür işlerine dönme mücadelesi veren liman işçilerinin direnişi başarıyla sonuçlandı. TÜMTİS yöneticileriyle liman ana işleticisi MIP ve Taşeron firma MPO arasında yapılan görüşme sonucu prensip anlaşmasına varıldı. Prensip anlaşmasına göre ilk etapta 141 işçi işbaşı yaptı. Geri kalan 49 işçi ise en geç bir ay içinde işlerine başlayacak. Ancak işçiler, diğer 49 işçi de işe alınana kadar direnişi sürdürme kararı aldılar.
Yapılan anlaşmaya göre işçilere bir defaya mahsus olmak üzere 1000TL verilecek. İşçilerin yeni taşeron firma olan MPO’da da sendikaya üye olmalarının önüne engel çıkarılmayacak. TÜMTİS bu yeni işyerinin kendi işkollarında olup olmadığı temelinde durum tespiti yaptırdıktan sonra işçiler sendikaya kayıtlarını yaptıracaklar. Akansel’in attığı 19 şoför de tekrar işbaşı yaptı.
Varılan bu anlaşmanın hemen ardından TÜMTİS Genel Başkanı Kenan Öztürk ile sürece ilişkin bir söyleşi yaptık.
YDİ Çağrı: Direnişteki son süreci bize bir anlatır mısınız?
Kenan Öztürk: Buradaki son süreç ilk aşamada 121 işçi arkadaşımız işten çıkarılmıştı. 127 gündür direniş devam ediyordu. İşveren asıl işçilerin daha önce çalıştığı taşeronun işyerini feshetti ve yeni bir şirket kurdu. Bu arada içerde çalışan 72 işçinin daha işine son verildi. Bu yeni şirkete yeni işçi alarak sendikalı işçiyi burada tamamen tasfiye etmek istediler.  Fakat bu 72 arkadaşında atılması, mücadeleyi daha da yükselti. Her gün gösteriler, basın açıklamaları, dışarıda getirilen kaçak işçiye karşı işçilerin tepkisi ve öfkesini gördüler. Ana firmanın oyunlarına karşı tepkiler yoğunlaşınca, Mersin Vali yardımcısı araya girerek görüşme talebinde bulundular.  Biz başta ana firma ile görüşme talebinde bulunduk. Burada asıl, sendika düşmanlığını tezgâhlayan ana firma IMP’dir. Dışarıda getirilen işçiler, buradaki işçilerin haklı mücadelesini ve tepkileri görünce kendiliğinden vazgeçti gitti. Bu tepkiler sonucu işverende görüşme önerisi geldi. Bu öneri üzerine biz, IMP yetkilileri ile görüştük. 
Gelen öneri; ilk görüşmelerimizde tabi işveren önce, 10 kişi alalım, 20 kişi alalım, en son çıktıkları rakam 34 kişi alalım dedi. Biz hayır ya işçinin tamamı ya da biz görüşmeyeceğiz dedik.  Bu tavrımız üzerine sonra tekrar görüşme önerileri geldi. Daha sonra görüşmelerimizde 72 işçinin hemen işbaşı yapması,  127 gün direnişteki  19 şoför işçinin hemen başlatılması, yine normal işçi olarak çalışan 50 işçinin de hemen işbaşı yapması idi. Geriye kalan 49 işçi kalıyor. Bu 49 işçiyi de bir ay içerisinde işbaşı yaptıracaklarına dair taahhütleri oldu En son gelinen aşama buydu.
YDİ Çağrı: Bu görüşmeleriniz ile ilgili işçileri bilgilendirdiniz mi?
Kenan Öztürk: Biz işverenlerle görüşmelerimiz ertesinde işçi arkadaşlarımızla görüşüp ona göre bir karar vereceğimizi söyledik. Direnişe katılan bütün işçi arkadaşlarla uzun bir toplantı yaparak işverenin önerisini anlattık. Bu konuda tamamen kendi özgür iradeleri ile karar vermeleri gerektiğini söyledik. İşverenlere bu toplantıya kadar verilmiş bir söz ve imzalanmış bir yazının olmadığını, işçi arkadaşların karar vereceğini söyledik. Bütün işçi arkadaşlar bu önerinin makul olduğunu, sendikanın bunu onaylaması gerektiğini oybirliği ile karar verdi. İşçilerin onayı üzerine işverenler ile görüşerek öneriyi kabul ettik.
YDİ Çağrı: Bu yeni taşeron firmaya geçildiğinde işçilerin sendikalı durumu devam edecek mi? Patronun herhangi bir talebi oldu mu?
Kenan Öztürk: Hayır, IMP yetkililerinden direk böyle bir talep gelmedi.  Biz işverenle görüşmelerimizde sendikal faaliyetin devam edeceğini söyledik. Sendikadan istifa edilmesi gibi bazı sözler sarf edildi. Biz buna sert tepki gösterdiğimizde işveren bu önerisinden vazgeçti.  İşbaşı yapan işçiler sendikalı olarak çalışabilir, burada bir problem yok. Türkiye’de son dönemde örgütsüz yerlerde birçok direniş yaşandı. Bu ülkede her sendikalı örgütlenme talebine kıyımla cevap veriliyor. Mevcut siyasi iktidarın demokrasinin geliştiğine dair sözlerinin ne kadar palavra olduğunu, emekçiler her gün yaşamında görüyor. Son sürece baktığımızda atılan işçilerin direnerek geri döndükleri çok az örneği var. Tabii ki bu o direnen işçinin suçu değil. Sendikal hareketin içinde bulunduğu kötü durum ve sınıf dayanışmasının yoksunluğundan kaynaklanıyor. Mersinde gerçekte onurlu bir mücadele verildi.  Mersin’deki emek örgütleri, sendikalar, demokratik kitle örgütleri, direnişin başından bu yana direnen işçilerle omuz omuza oldular. İşçiler her türlü baskıya, polis baskısına rağmen yılmadılar bilakis daha da kararlı direndiler.  İki defa arkadaşlarımız gaz bombalı, coplu saldırıya uğradılar. Bütün bu baskılara rağmen işçi arkadaşlarımızın kararlı ve onurlu tutumu, demokratik kitle örgütleri ve sendikaların aktif dayanışması, bu mücadeleyi buraya taşımıştır. Dolayısı ile her şey bitmiş de değil. İçerde sendikalaşma faaliyetimiz devam ediyor. Yasal yetki ile ilgili prosedür süreci devam ediyor. Sendika hedefimiz bu işyerinde sendikasız işçi bırakmama. Toplu iş sözleşmeli düzene geçmektir.
Burada mücadele devam ediyor. Bu kazanım sınıf hareketi ve emekçiler açısında önemli bir kazanımdır. Bugüne kadar dayanışmadan bulunan bütün kurumlara, bütün demokratik kitle örgütlerine, emekten yana bütün siyasi oluşumlara ve partilere çok teşekkür ediyoruz. Çok büyük katkıları olmuştur.
YDİ Çağrı: Burada sendika olarak gerçekte örnek bir mücadele sergilediniz. Sınıf sendikacılığı açısından örnek oldunuz ve işçilere çok şey öğrettiniz. İşçilerle yattı, işçilerle kalktınız. Sizleri kutluyorum.
Kenan Öztürk:  Ben de size çok teşekkür ediyorum. Özellikle şahsınıza. Direnişin ilk gününden itibaren işçilerle beraber oldunuz. Hep işçiye moral verdiniz, motife ettiniz, kararlı olmaları, birliklerini bozmamaları konusunda telkinde bulundunuz, direnişin önünü açmaya çalıştınız. Direnişte büyük katkınız oldu. Teşekkür ediyorum.
YDİ Çağrı: Bende teşekkür ediyorum. Yapılması gerekeni yaptık
12 Mayıs 2009