Anayasa değişikliği rafa kaldırıldı

AKP bilindiği gibi seçim kampanyası sırasında Anayasa değişikliği sorununu yeniden gündeme getireceğini ve Anayasa değişikliği için partiler arasında anlaşma sağlamaya çalışacağını açıklamıştı.
Yine bilindiği gibi, AKP programında 1982 Anayasasında değişiklikler değil, yeni bir Anayasa öngörüyordu.
Yeni Anayasa taslağı üzerine tartışmaların bir mutabakat sağlamaya izin vermediğinin görüldüğü noktada, AKP, AB’ye uyum yasaları çerçevesinde kendisinden önceki hükümetler döneminde başlanmış olan mevcut Anayasa’da bazı maddelerin değiştirilmesi yönünde adımlar atmaya başladı ve AKP hükümeti döneminde bir dizi maddede CHP’nin de katılmasıyla bir dizi değişiklik yapıldı.
Şimdi yerel seçimler sonrasında Anayasa değişikliği yine gündeme geldi. Başbakan Erdoğan'ın Meclis Başkanı Köksal Toptan ile görüşmesi tartışmaları alevlendirdi.
Anayasa'nın tümden değiştirilmesi için tüm partilerin katılımıyla uzlaşma komisyonu kurulması gerekiyor.
CHP bu komisyona üye vermediği için, yeni bir anayasa için kapılar şu anda kapalı. O yüzden şimdi, birkaç maddelik yeni bir paket gündeme geldi.
Bu yeni “mini paket”te Avrupa Birliği'nin ev ödevi olarak dayattığı ombudsmanlık yani kamu denetçiliği kurumu, parti kapatmaların, sadece şiddete yönelen partiler için uygulanması, onun dışında parti yasağı olmaması, Anayasa Mahkemesi'nin yeniden yapılandırılması, Yüksek Askeri Şura'ya, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na ilişkin düzenlemeler öngörülüyor. Yüksek Askeri Şura kararlarının yargı denetimine açılması öngörülüyor.
Aslında CHP’nin (ve Anayasa Mahkemesinin) onaylamadığı bir Anayasa değişikliğinin geçmesi mümkün değil. CHP’nin onaylamadığı bir Anayasa değişikliği, bundan önce Anayasa’nın 10. ve 42. maddesinde yapılan değişiklikte yaşandığı gibi, Anayasa mahkemesine götürülüp iptal ettirilme tehdidi altındadır. Anayasa mahkemesi söz konusu değişikliği iptal kararıyla aslında kendisinin Anayasa yapıcı kurum olduğunu göstermiştir. Bu yüzden CHP’nin Anayasa değişikliği önerileri konusunda tavrı belirleyicidir. CHP’nin andaki tavrı ise, AKP ile hiçbir Anayasa değişikliği yapmamak tavrıdır.
Bu bağlamda Oktay Ekşi’nin 8 Mayıs’ta Hürriyet’teki köşesinde yayınlanan yazısı, CHP zihniyetinin nasıl işlediğini göstermesi açısından ilginçtir. Şöyle diyor Oktay Ekşi:
“ (…) Gerçi yeni projenin asıl karakteri henüz belli değil. Ama hiç değilse "Anayasa Mahkemesi'nin üye sayısını 11'den 17 veya 21'e çıkartalım. Bu sayı 17 olursa 9'unu, eğer 21 olursa 12'sini TBMM seçsin. Hatta iktidar bütün üyeleri kendi adayları arasından seçmesin diyorsanız, aynen Radyo Televizyon Üst Kurulu Yönetimi'nde olduğu gibi burada da iktidara ve muhalefete kontenjan ayıralım" dediklerini biliyoruz.
Bir de "siyasi partileri kapatmayı zorlaştırma" niyetinden söz ediliyor ama onu -yer darlığı nedeniyle- erteleyelim.
Elbet ihtiyaç varsa Anayasa Mahkemesi'nin yapısı da ele alınabilir, işlevleri de konuşulabilir.
Ama insaf edilsin, Anayasa Mahkemesi'nin daha bundan 12 gün önce yapılan 47'nci kuruluş yıldönümü töreninde yanılmıyorsak en az bir saat konuşan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın bir tek kelimeyle olsun değinmediği bir "üye yapısını değiştirme önerisi"nin mahkemenin ihtiyacından doğduğunu kim söyleyebilir?
Buradaki ihtiyaç, AKP iktidarının karambole getirip Anayasa Mahkemesi'ni kendi yörüngesine sokma -ele geçirme demiyoruz- planından doğmaktadır.
"Sen bu partiyi kapatmaya gücünün yettiğini mi sanıyorsun? Kimin gücü kime yetermiş görürsün" hesabıdır bu.
Ve o kararda verilen bir "son damla" mesajı vardı ya... Hani "AKP aslında Anayasanın temel ilkelerine aykırı eylemlerin odağı haline gelmiştir. Bunun bir adım sonrası kapatılmaktır. Ama şimdilik para cezasıyla yetinmekteyiz" anlamındaki hüküm...
AKP bu sonucu engellemek için Anayasa'ya uymayı değil, Anayasa'yı kendine uydurmayı tercih ediyor. Bardağı taşıracak o son damlayı tartışmaya gerek kalmadan, "kapatılma" ihtimalinin önünü kesmeye çalışıyor.
Hele bir de "kapatılma yerine şunu şunu yapmaya mecbur edilme" veya "partiyi değil, ilgili kişiyi cezalandırma" gibi yaptırımlar getirilirse, artık AKP'ye karada ölüm yok diyebilirsiniz.
O zaman liseler medrese olmuş ne yazar? Kamu çalışanları arasında türban egemen hale gelmiş, hiç sorun olmaz.
Sonra sıra "erkek hastaya erkek, kadın hastaya kadın doktor"a gelir, "kızlarla erkek öğrenciler ayrı sınıflarda ders görsün"le devam eder... Ve Türkiye, "menzil-i maksuda" yani istenen adrese tıpış tıpış yürür gider.
"Abartıyorsun" diyenler çok değil 10 sene önceki Türkiye ile bugünkünü kıyaslasın yeter.”
Yani kısacası: Anayasadaki Parti Kapatılması ile ilgili hükümler kalmalıdır. Bunlar kaldırılırsa şeriata gideceğizdir. Parti kapatılması ve diğer konulardaki Anayasa değişiklik önerilerinin arkasındaki niyet Türkiye’yi şeriata götürmektir! vs.
Bu kafada olanların 1982 Anayasasını demokrasi savunma adına savunmalarından doğal bir şey olamaz.
Bu yüzden de şimdi yürüyen Anayasa değişikliği tartışmaları şimdilik nafile tartışmalar olarak yürüyor.

9 Mayıs 2009 √