- NEPAL -

İktidar mücadelesini kim kazanacak?

 

Nepal’de iktidar mücadelesi Mayıs ayı başındaki gelişmelerle yeniden kızıştı. Fakat iktidar mücdelesi, NKP(M)’nin silahlı mücadele sürecini saymazsak ve gelişmeleri 21 Kasım 2006 tarihli barış anlaşmasıyla başlatsak bile sürekli var olmuştur. Şimdi gündeme gelen mücadele de esas olarak bu barış anlaşmasının ön gördüğü sürecin doğrudan bir parçasıdır.
NKP(M)’nin yürüttüğü silahlı mücadele açıkça Kral’ın iktidarına, yönetimine karşıydı. Bu dönemde esas olarak iktidar mücadelesi de bu iki güç arasında yürüyordu. Kral’ın 1 Şubat 2005 tarihinde bir nevi “darbe” gerçekleştirerek hükümeti lağvetmesi ve yüzlerce siyasetçiyi gözaltına aldırması ve sözkonusu partileri yasaklaması, iktidar mücadelesinde “üçüncü” bir gücün ortaya çıkmasına yol açtı. Kral’ın bu adımı bir başka açıdan bakıldığında kendisinin sonunu hazırlama adımlarından biriydi.
Kral’ın iktidarı ve NKP(M)’nin yanısıra, ufku burjuva demokrasisi ile sınırlı bir “burjuva demokratik hareketin” ortaya çıkması ile birlikte iktidar mücadelesi de başka bir mecraya girdi.
Daha önce Kralcı olan veya Kralcı olmayan ama yine de NKP(M)’nin silahlı mücadelesine karşı olan kimi partiler (7 parti) “Birleşik Cephe” kurdu. Sözkonusu cephe ilk başta NKP(M)’nin cepheye destek verme yönlü tavrını kabul etmedi. Ama NKP(M)’nin desteğini almadan başarıya ulaşamayacaklarını kabul etmeleriyle birlikte NKP(M) ile ortak davranmayı da kabul etmek zorundaydılar, kabul ettiler.
Bunların işbirliği temelinde gerçekleşen mücadele Nisan 2006 ortalarında milyonlarca insanı harekete geçirmişti. Doğru bir siyasetin egemen olması durumunda Kral’ı devirmek mümkündü. Fakat “Birleşik Cephe”nin yanlış siyaseti kitlelerin mücadelesinin daha ileriye gitmesini engelliyordu. Buna rağmen Kral geri adım atmak zorunda kaldı ve parlamentonun açılacağını ilan etti. Parlamento açıldı ama Kral koltuğunda kaldı. Mutlakiyetçi monarşik yönetim, yerini meşruti monarşik yönetime bırakıyordu. Kral’ın kimi yetkileri parlamento tarafından törpüleniyordu…
Bu gelişmelerin yaşandığı dönemde takındığımız tavırda şunları da söylemiştik:
“Bu bağlamda Krala geri attırılan adımların halk demokrasisi iktidarını gerçekleştirebilecek demokratik devrime kadar götürebilecek mücadele, esas olarak NKP(M)’nin tavrına, siyasetine bağlıdır.” (Çağrı, sayı 101, sayfa 6)
NKP(M)’nin tavrı ve siyaseti “Birleşik Cephe” ile görüşmeler sürecinde hızlı bir biçimde değişikliğe uğradı. Temeli önceden varolan, ama silahlı mücadele sürecinde geri planda kalan reformcu yol, 2005-2006 yıllarında iyice öne çıkmaya başladı. Bu süreçte NKP(M)’nin devrimci mücadelesi de reformist temele oturdu.
Bu temel üzerinde de “Birleşik Cephe” ile “barış süreci” görüşmeleri başladı. 21 Kasım 2006 tarihinde 7 partinin birliği olan “Birleşik Cephe” ile NKP(M) arasında 10 yıldan fazla süren savaşı sonlandıran “Barış Anlaşması” imzalandı. Bu anlaşmadan sonraki süreçte NKP(M) silahlı mücadeleye son verdiğini pratiğiyle de gösterdi. Bunun da ötesinde NKP(M) kurulan hükümete bakanlık düzeyinde katılıyordu.
NKP(M) legal siyasete çekilmişti ama “Birleşik Cephe” içinde yer alan partilerin NKP(M)’ye karşı tavırları değişmemişti. Bunlar arasındaki iktidar mücadelesi bu sefer “Barış Anlaşması”nın uygulanması temelinde yürümeye başlamıştı.
“Barış Anlaşması”nın temel köşe taşları şunlardı: Monarşinin kaldırılması, barışçıl yolla bir cumhuriyetin kurulması, Kurucu Meclis için seçimlerin yapılması, Başkan ve yardımcısının seçilmesi, özgür ve adil seçimlerin sonucunda hükümetin kurulması ve tüm partilerin içinde yer aldığı bir çalışma ile yeni bir Anayasa’nın oluşturulması. Bunlar dışında tabii ki NKP(M)’nin silahlı mücadeleyi bırakması ve 19.000’den fazla gerillanın Nepal Ordusu içine entegre edilmesi gibi noktalar da vardı. Tüm bu noktalar esasında geçici anayasada da yer alan noktalardır.
Burada sayılan tüm adımlarda şimdiye kadar öyle ya da böyle iktidar mücadelesi, çelişkiler ve dalaş kendisini gösterdi. Hemen hiç bir şey öngörülen zaman içinde gerçekleştirilemedi. 2007’de planlanan Kurucu Meclis için seçimler ancak 10 Nisan 2008 tarihinde yapılabildi. Seçimlerde NKP(M) 601 milletvekiliden 220’sini kazanarak birinci parti oldu. 28 Mayıs 2008 tarihinde toplanan Kurucu Meclis (Anayasa oluşturulana ve yeni seçimler yapılana kadar parlamento görevini de yerine getiriyor) Monarşiye son vererek Nepal’i “Demokratik Cumhuriyet” ve 29 Mayıs gününü “Cumhuriyet Günü” olarak ilan etti.
21 Temmuz 2008 tarihinde Başkan ve yardımcısı seçildi. NKP(M) ve KPN(Birleşik ML) adaylar üzerine anlaşamayınca Nepal Kongre Partisi (NC) adayı Ram Baran Yadav başkanlık seçimlerini kazandı.
Uzun görüşmeler ve pazarlıklar sonrasında ise 15 Ağustos 2008 tarihinde NKP(M) Lideri Pushpa Kamal Dahal (Prachanda) Başbakanlığa seçildi. Prachanda’nın başbakanlığındaki hükümet ancak seçimlerden dört ay sonra kurulabiliyordu.
Bu gelişmelerden sonra iki senelik zaman süreci öngörülen yeni Anayasa oluşturma ve NKP(M)’nin gerilla gücünün orduya entegre edilmesi vb. sorunların çözülmesi gerekiyordu.
Anayasa taslağı bağlamındaki çalışmalar çok yavaş yürüyor. Kurucu Meclis’in oluşmasının üzerinde bir seneden fazla zaman geçti, ama bu konuda elle tutulur bir sonuç yok. Bu konuda herhangi bir gelişmeden bahsedilecekse, kimi partilerin, kendilerinin tartışmaya sunduğu Anayasa taslaklarını Meclise sunmalarıdır.
Mayıs ayı başında iktidar mücadelesinin yeniden kızışmasına yol açan esas mesele ise NKP(M)’nin gerilla gücünün orduya entegre edilmesi meselesidir.
Yeni hükümetin kurulduğu bu süreçte Genelkurmay Başkanı Katawal NKP(M) gerillalarının orduya entegre edilmesi için hiç bir somut adım atmadığı gibi, hükümetin, somutta da Savunma Bakanlığı’nın kararlarını da hiçe sayan bir tutum sergiledi. Bu tavır esasında sivil yönetimin de hiçe sayılmasıydı. Buna karşı hükümetin tavrı, burjuva demokrasisinin ülkeye yerleştirilmesi bağlamında önemliydi.
Başbakan Prachanda hem koalisyon ortakları ile hem de koalisyon dışındaki partilerden Genelkurmay Başkanı’nı görevden almak için destek aradı, ama aradığı desteği bulamadı. Bunun üzerine Prachanda (Ocak ayından beri Maşal ile birleşme ile adı Birleşik NKP(M) olarak değiştirilen) BNKP(M) çoğunluğuna dayanarak Genelkurmay Başkanı Katawal’ı görevden alma ve yerine Bahadur Katka’yı atama kararı aldı.
Bu karara koalisyon ortakları karşı çıktı. KPN (Birleşik ML) sadece bu karara karşı çıkmakla yetinmedi, koalisyondan çekildiğini de açıkladı.
Nepal Kongre Partisi 3 Mayıs tarihinde Katawal’a destek için “bütün partiler buluşması” adı altında bir platform oluşturarak Başkan Yadav’a, Genelkurmay Başkanı Katawal’ın görevden alınması kararını onaylamaması için bir muhtıra/ mektup gönderdi. Başkan Yadav da, sözkonusu muhtırayı gerekçe göstererek Katawal’ın azil kararını “anayasaya aykırı” olarak değerlendirip, sözkonusu kararı onaylamadı.
Bunun üzerine de Başbakan Prachanda 4 Nisan’da “ulusa sesleniş” konuşması yaparak görevinden istifa ettiğini açıkladı. Prachanda hükümetinin halkın beklentilerine cevap veremediğini, ne koalisyon ortaklarının ne de muhalefetin sorunların çözümü için destek olmadığını, tersine hep önlerine engel konduğunu da anlatarak halkın desteğini istedi.
Prachanda’nın istifası ile Nepal Kongre Partisi, KPN (Birleşik ML) ve bunlarla hareket eden diğer partilere BNKP(M)’siz bir hükümet kurma ortam ve imkanı doğdu. Sonuçta, sözkonusu partiler arasında yapılan görüşmeler kısa sürede ürününü verdi: KPN (Birleşik ML) eski lideri Madhav Kumar Nepal 23 Mayıs’ta kurucu Meclis’te yapılan oylama ile ve 359 oyla Başbakanlığa seçildi. BNKP(M) bu oylamayı boykot etti ve Prachanda taraftarlarını uyanık davranmaya çağırdı. Buna göre Monarşiye karşı savaş daha bitmemiş, sadece strateji değişmişti. Yakın zamandaki siyasi değişiklikler “devrimi tamamlamanın” imkanlarını yaratmış mış…
Kuşkusuz ki Nepal’de iktidar mücadelesi bazen dinip bazen kızışarak sürüyor. Anda yürüyen iktidar mücadelesi ama devrim ile karşıdevrim arasındaki bir mücadele değildir.
Monarşiye son verilmesi ile iktidar mücadelesi tümüyle bir burjuva cumhuriyet yönetiminin sağlamlaştırılması çerçevesindeki bir mücadeleye dönüşmüştür. Bu ise esas olarak sözkonusu burjuva cumhuriyetin monarşik yönetimden ne kadar kopacağı, hangi partinin ülkenin kaderini belirleyeceği vb. sorunlar çerçevesinde yürümektedir.
Şimdi hükümette yer almayan BNKP(M)’nin iktidar mücadelesinde nasıl bir muhalefet yürüteceği, hükümetin Maoist gerillaları orduya entegre etme sorununu nasıl çözeceği ve yeni Anayasa taslağının Kurucu Meclis’te nasıl ve hangi süreçte ortaya konacağı gibi sorun ve sorular iktidar mücadelesinin gelişmesini de belirleyecektir. Sonuçta yazımızın başlığında sorduğumuz sorunun cevabı, yani iktidarı kimin kazanacağı da cevaplanmış olacaktır.
Kim kazanırsa kazansın, iktidar en iyi halde burjuva demokratik bir iktidar olacaktır. Bu iktidar ise, monarşik yönetime göre ileri de olsa, halkın iktidarı olmayacaktır.

Nepal’de de halk demokrasisi ve iktidarı ancak ve ancak devrimle elde edilebilir!

26 Mayıs 2009 √