Kaşıkla ver, kepçe ile al!

Yeni sefalet ücreti açıklandı…

Yeni asgari ücret belli oldu. İşte rakamlar:
Asgari ücret, 16 yaşından büyükler için 1 Ocak 2010’dan itibaren brüt 729, net 577,01 lira olarak belirlendi.
16 yaşından büyükler için belirlenen asgari ücretin “işverene” maliyeti 885,73 lira olacak.
Asgari ücret, 16 yaşını doldurmamış işçiler için ise brüt 621, net 499,62 lira olarak tespit edildi.
16 yaşını doldurmamış işçiler için belirlenen asgari ücretin “işverene” maliyeti ise 793,94 lira olacak.
Asgari ücreti belirleyen komisyon toplantısına Çalışma Genel Müdürü Ali Kemal Sayın ve TİSK Yönetim Kurulu Üyesi Ali Nafiz Konuk başkanlığındaki bakanlık ve işveren heyetleri katıldı.
İşçileri temsil eden Türk-İş daha önce aldığı karar doğrultusunda toplantıya katılmadı.
Asgari ücret; 16 yaşından büyükler için gelecek yılın birinci 6 ayında yüzde 5,2, ikinci 6 ayında yüzde 4,3 artırılacak.
Asgari ücretin birinci 6 ayda işverene maliyeti 885,73, ikinci 6 ayda 924,01 liraya çıkacak. Asgari ücret, 16 yaşını doldurmamış işçiler için gelecek yılın birinci 6 ayında brüt 621, net 499,62 liraya ulaşacak.
Yılın ikinci 6 ayında, asgari ücret 16 yaşını doldurmamış işçiler için brüt 648, net 518,97 liraya çıkacak. 16 yaşını doldurmamış işçiler için uygulanacak asgari ücretin işverene maliyeti yılın birinci 6 ayında 793,94, ikinci 6 ayında 828,39 liraya ulaşacak.
Kapıcılar için asgari ücret, yılın ilk 6 ayında brüt 729, net 619,65 lira, yılın ikinci 6 ayında brüt 760,50, net 646,42 lira olacak.
Asgari ücret, halen 16 yaşından büyükler için brüt 693, net 546,48 lira, 16 yaşından küçükler için brüt 589,50, net 472,32 lira olarak uygulanıyor.
Bu aslında gerçek anlamda ücret artışı olmayan artışa bile Komisyon’da “işveren” temsilcisi TİSK “yüksek”! gerekçesi ile karşı çıkıyor. Onlara karşı sıfır ücret artışı, hatta ücretlerin nominal olarak da düşürülmesi istenen şeydir. Çalışma Bakanı ve hükümet ise seçilme diye bir soruna sahiptir. Bu yüzden –hele seçimlerin 1 yıl sonra gündemde olduğu, daha şimdiden muhalefetin erken seçim diye gürültü ettiği şartlarda- birazcık da olsa işçi düşmanı imajından biraz kurtulmak için “bir şeyler yapmak”, ücretleri yükseltir görünmek iyidir, hatta elzemdir. Bu yüzden bu düşük oranlı artışı Çalışma Bakanı “bu kriz ortamında… verilebileceğin en fazlası” olarak, bir çeşit “özür dileyerek” satıyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürü Ali Kemal Sayın, “Elbette bu işçilere ödenmesi arzu edilen bir ücret değildir ancak küresel ekonomik krizin etkileri ve içinde bulunduğumuz ekonomik koşullar dahilinde hem işçilerimizin hem de iş verenlerimizin durumu dikkate alınarak bir tespitte bulunulmuştur”diyor ve devam ediyor: “Asgari ücrette 2010 yılında beklenen enflasyon oranının iki katına yakın artış sağlanmıştır”. Ali Kemal Sayın herkesi hesap bilmez sanıyor! Ali Kemal’in hesabına göre 2010 enflasyonunun % 4 civarında olması gerek. Bunun olmayacağını biliyor. Ama atıyor. Belki inanan bulunur!
Asgari ücret artışının gerçek değerini kavramak için Türkiye’de açlık ve yoksulluk sınırına bir göz atmak yeter.
Türk-İş tarafından yapılan son araştırmaya göre Aralık ayı itibarıyla dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapılması gereken aylık harcama tutarının ise 794,63 TL idi. (Açlık sınırı)
Türk-İş’e göre geçen Aralık ayında “İnsan onuruna yaraşır bir yaşama düzeyi” için, yine dört kişilik bir ailede yapılması gereken harcama tutarı ise (Yoksulluk sınırı) 2.588,36 lira idi.
Türk- İş’in tavrı
Türk-İş Yönetim Kurulu adına asgari ücret konusunda yapılan açıklamada, 2010 yılında geçerli olacak asgari ücretin “güvenilir, objektif ve bilimsel veriler yerine hükümetin keyfi yaklaşımı ile belirlendiğini” öne sürerek, “Böylece tespit edildiği andan itibaren asgari ücret yetersiz, çelişkili ve tutarsız olmaktadır, insanca bir yaşama düzeyi sağlamaktan uzak, ‘açlık ücreti’ bile değildir” denildi.
Türk-İş Yönetim Kurulu’ndan yapılan yazılı açıklamada, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplantılarına Türk-İş temsilcilerinin katılmadığı belirtildi.
Türk İş Yönetim Kurulu’nun yaptığı açıklamadaki “Asgari ücret.. insanca bir yaşama düzeyi sağlamaktan uzak, açlık ücreti bile değildir.”tespiti somut bir tespit olarak doğrudur. Fakat bu açıklamada Türk-İş bu doğru tespitin yanında, aslında sömürü düzeni kapitalizmin özünü gözlerden gizleyen tespitlerle işçileri kandırmaktadır. Asgari ücret kapitalizm şartlarında gerçekte işçinin hayatını devam ettirebilmesi için düşünülen en düşük ücrettir. O ücretin sınırını patron için işçinin ölmemesi belirler. Bunun ne kadar üzerine çıkılacağını belirleyecek olan işçi sınıfının örgütlü sınıf mücadelesidir. Kapitalizmin egemenliği şartlarında, “sosyal devlet” kocaman bir yalandır. Kağıt üzerinde, Anayasal olarak TC.nin temel özelliklerinden birinin “sosyal devlet” olarak tanımlanması bile bu yalanın büyüklüğünü göstermek için yeter de artar bile. Türk-İş yönetimi işçilere bu gerçekleri açıklayacak yerde, “asgari ücret” in işçilerin ekonomik ve sosyal durumunun iyileştirilmesi için önemli bir araç olduğu masallarını anlatıyor. Tabii ki asgari ücretin sınırının yukarılara çekilmesi için, bunun mümkün olduğunca yüksek olması için mücadele edilmelidir. İşçilerin örgütlü gücünün harekete geçirilmesi ile evet asgari ücretin sınırları yukarı çekilebilir. Fakat bu mücadelede işçilere “asgari ücret” in “sosyal devletin gereği” olduğu vb. masalları anlatılmamalıdır. Asgari ücret uygulamasının “rekabetin emek sömürüsüne yol açmadan yapılması” amacına da sahip olduğunun açıklanması bir başka masaldır. Kapitalizm olacak ve orada rekabet “emek sömürüsüne yol açmadan” yürütülecek. Emek sömürüsüz bir kapitalizmin olabileceğini savunuyor Türk İş yönetimi! Türkiye’deki en büyük işçi sendikaları konfederasyonunun yönetimi söylüyor bunu. Bunun böyle olduğu bir ülkede asgari ücretin açlık sınırının bile altında tespit edilmesinin şaşırtıcı bir yanı yoktur.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun karar toplantısına Türk-İş temsilcilerinin “oynanan oyunun parçası olmamak ve hükümetin yaklaşımını protesto etmek” gerekçesiyle katılmamış olmaları da esasta göz boyamaya yöneliktir.
Hükümet yalnızca asgari ücrete değil, emeklilerin bir kısmı için 2010 yılında yapacağı zamları da açıkladı. SSK ve Bağ-Kur emeklilerine zam verilirken, Emekli Sandığı emeklileri zam dışında tutuldu. Verilen zammın boyutları, en düşük emekli aylığının açlık sınırı altında olması durumunu değiştirmeyen boyutlar.
Şimdiye kadar 601 lira olan en düşük SSK emeklisi maaşı 683 liraya, tarım SSK’lısı aylığı 480 liraya, esnaf emeklisi aylığı 555 liraya, en düşük Bağ-Kur tarım emeklisi aylığı da 380 liraya çıkacak.
Yeni asgari ücret, emeklilere zam açıklamasına paralel olarak akaryakıt, sigara, alkol üzerindeki vergiler ile harçlar ve damga vergisi başta olmak üzere birçok vergide oranların yükseltildiği yılın son günü, adeta hükümetin halka “yılbaşı hediyesi” olarak açıklandı. Hükümet vergi artışlarından yaklaşık 10 milyar TL’lik gelir bekleniyor.
Verilen ücret zamları, getirilen vergi artışları ve zamlarla misliyle geri alındı. Hükümetin ücret ve maaş zammı kepçeyle geri alınacak olanın, kaşıkla verilmesi anlamına geliyor. Bu fakat büyük burjuvazinin aylardan beri yapılsın diye bastırdığı IMF ile kredi anlaşmasının yapılabilmesi için ön şarttır.

10 Ocak 2010 ✓