
Yeni Dünya İçin Çağrı Mumbai'daydı
Dünya Sosyal Forumu 2004/Mumbai
ve Mumbai Direnişi 2004 üzerine:

2001 yılından bu yana, her yıl "Dünya Sosyal Forumu"
adı verilen toplantılar düzenleniyor. Bu toplantılar uluslararası
alanda en genel deyimiyle "globalizasyon" muhalifi olan
hemen tüm güçlerin ve hareketlerin temsilcilerinin buluşup tartıştıkları
alanlar. İlk üçü Brezilya'nın Porto Allegre kentinde yapılan ve
Güney Amerikalı ve Avrupalı grupların egemenliğinde olan Dünya Sosyal
Forumlarının (DSF) dördüncüsü, bu yıl 16-21
Ocak 2004 tarihleri arasında Hindistan'ın Mumbai (eski,
sömürgecilerin koyduğu adla Bombay) kentinde yapıldı. Kendi hakkında
"hareketlerin hareketi" nitelemesini yapan, emperyalizmin/kapitalizmin
reforme edilebileceğini savunan, bu anlamda "Başka bir dünya
mümkündür" şiarını kullanan reformist güçlerin kurduğu ve başını
çektiği DSF, kendi görevini alternatiflerin tartışıldığı ve düzeltme
için olumlu önerilerin üretildiği bir açık tartışma alanı olmak
şeklinde görüyor. DSF'in kuralları silahlı örgütlerin ve siyasi
partilerin DSF'e katılmasını engelliyor. Fakat bu engel hiçbir şekilde
pratikte, reformist partilerin temsilcilerinin -parti adına değil
ama, çeşitli vakıf ve değişik kurumlar adına- DSF içinde yer almasının,
evet bunların DSF'in başını çekmesinin engeli olmuyor. Örneğin Brezilya'nın
reformist İşçi Partisi DSF içinde en etkin güçlerden biri durumunda.
Almanya'da hükümet partisi durumundaki SPD'nin vakfı "Friedrich
Ebert Stiftung" bu yılki DSF'in baş sponsorlarından biriydi.
Ve birçok kişi bu vakfı, örneğin sponsorluğu reddedilen Ford Vakfı'ndan
ilkede ayrı, ilerici bir şey sanıyordu. Yani "siyasi partilerin"
DSF'te yer alamayacağı kuralı, gerçekte devrimci, gerçek anlamda
antiemperyalist partilerin açıkça kendi kimlikleriyle katılımlarını
engellemek amacıyla konmuş ve böyle de uygulanan bir kuraldı. "Silahlı
mücadele örgütleri"nin katılımının engellenmesi de, DSF'in
"sosyal"liğinin sınırlarını açıkça gösteren, gerçekte
silahlı kurtuluş hareketi temsilcilerinin katılımını engellemeye
yönelik ve pratikte de bunun için kullanılan bir kuraldır.
Bu yıl DSF'in Hindistan'da düzenlenmesi, Avrupa/Amerika; Batı merkezci
perspektifin biraz da olsa kırılması için bir fırsattı.
DSF'e karşı tavır bağlamında reformist olmayan sol DSF'i "reformist
güçlerin globalizasyona karşı gelişen muhalefet hareketini düzene
bağlamak için kullandıkları bir araç" olarak değerlendirme
noktasında birleşiyorlar. Anda DSF'in başını çeken güçlerin reformist
oldukları değerlendirmesinde bir ayrılık yok.
Fakat DSF'e karşı hangi taktiklerle mücadele edilmesi gerektiği
noktasında ayrılıklar var.
Kimi güçler, bunları emperyalist düzenle uzlaşan ve birleşenlerin,
yan yana gelip, hiçbir mücadele kararı almadan dağıldıkları bir
tartışma kulübüdür deyip, devrimcilerin burada işi yoktur tavrını
takınırken; diğer kimi güçler, Dünya Sosyal Forumlarının tabandan
gelen anti globalizasyon eylemcilerinin önemli bir bölümünün bu
forumlara katıldığını, buraya gidenlerin küçümsenmeyecek bir bölümünün,
forumun düzenleyicilerinin gerçek konum ve niyetleri hakkında açıklığa
sahip olmadığını, bu yüzden bu forumlara devrimci/komünist güçlerin
bağımsız propagandalarıyla katılıp, müdahaleci olmalarını savunuyor.
Bu tartışmalar 2004'teki DSF'nin Mumbai'de yapılacağı ilan edildikten
sonra da sürdü.

Bir farkla: Bu tartışmalara bu kez yeni bir unsur eklendi. Geçen
dönemde yapılan Dünya Sosyal Forumlarına katılmayan devrimci, antiemperyalist
güçlerden bir bölümü, Mumbai'deki reformist güçlerin önderliğindeki
DSF'e karşı, onun devrimci antiemperyalist alternatifi ile çıkmak
düşüncesini geliştirdiler. Bizim YDİ Çağrı olarak
içinde yer aldığımız Halkların Uluslararası Mücadele Ligi'nin (ILPS)
de içinde yer aldığı bir dizi antiemperyalist devrimci grup, 2003
yazında Selanik'te düzenlenen "Selanik Direnişi" eyleminden sonra, DSF'in yapılacağı tarihlerde Mumbai'de alternatif
bir eylemlilikler zinciri düzenleme çağrısı yaptı.
"Mumbai Direnişi 2004" adı verilen alternatif
eylem önerisi, eylemin çağrısında şöyle gerekçelendiriliyordu:
"Bugün emperyalist küreselleşme ve emperyalistlerin liderlik
ettiği saldırganlık savaşlarına karşı olan güçler için beraber hareket
etmek, deneyimlerini paylaşmak, emperyalist stratejileri analiz
etmek ve hareketi ilerletmek ve son tahlilde emperyalizmi yenilgiye
uğratmak için bir perspektif geliştirmek acil bir ihtiyaçtır.
Ancak bizler hiçbir sonuca varmayan ve hareketi planlamayan "hayali
düşünceler" içinde oluşturulan DSF'nin açık antiemperyalist
bir perspektif geliştirebileceğini ve geliştirilmesine izin vereceğini
düşünmüyoruz.
DSF tüzüğünde "emperyalizmin her türlü biçimine" karşı
olduğunu iddia etse de, gerçekte DSF'in liderliğinde bulunanların
hiçbiri pratikte emperyalizme karşı değildir. DSF'e Brezilya'da,
Batı Avrupa'da ve hatta Hindistan'da eyalet ya da merkezi düzeyde
şu anda ya da geçmişte iktidar olan partiler, "Sol" partiler
liderlik etmektedir. Bu partiler, IMF, Dünya Bankası ve diğer emperyalist
kurumların dikte ettirdiği politikaları, halka büyük acılar çektirerek
uygulamaktadırlar. Bu partilere antiemperyalist harekete önderlik
etmeleri konusunda güvenmek mümkün değildir. DSF'e önderlik eden
diğer kurumlar da emperyalist sistemi reforme etmek ve kendi deyimleriyle
"küreselleşmeye insani yüz vermek" isteyen büyük NGO'lardır.
(NGO = Hükümet Dışı Örgüt; Sivil Toplum Kuruluşu -bn) Emperyalist
küreselleşmenin kendisine karşı olmayan bu unsurların DSF'deki bu
hakimiyetiyle, antiemperyalist mücadelenin geliştirilmesi görevi,
açıktır ki bu forum içinde özgürce üstlenilemez.
DSF'in tüzüğü kendisini şiddet içermeyen mücadeleyi savunan bileşen
örgütleriyle sınırlamaktadır. Bunun dışındaki tüm diğer mücadele
biçimleri için kapılar özellikle kapatılmıştır. Emperyalistlerin
büyüyen saldırganlığı kitleleri birçok yerde daha da militan mücadele
biçimlerine zorladığı bir süreçte, böylesi ayrımcılıklar sadece
emperyalizme karşı olan güçleri bölmeye hizmet edebilir.
DSF geniş olarak ya direkt emperyalist kurumlardan (Ford Vakfı gibi)
(Bu yıl almayı reddettiler -bn) ya da bu tür kurum ve devletlerin
NGO fonlarından dolaylı olarak elde edilen bağışlarla finanse edilmektedir.
Bu tür fonlar ayrımcılığın kurumsallaşması ve samimi aktivistlerin
emperyalizm için zararsız bir kanala yönlendirilmesi amacıyla verilmektedir.
Böylece gelişen harekete zarar verilmek istenmektedir.
İşte bu sebeplerden dolayı, bizler aşağıda imzası bulunan örgütler
"Emperyalist Küreselleşmeye ve Savaşa Karşı Mumbai
Direnişi 2004" bayrağı altında bağımsız bir Konferans
örgütlemekteyiz."

YDİ Çağrı olarak biz hem DSF'i yerinde görmek,
hem de antiemperyalist-devrimci bir platforma sahip olan "Emperyalist
Küreselleşmeye ve Savaşa Karşı Mumbai Direnişi 2004"e katılmak
için Mumbai'daydık.
Dünya Sosyal Forumu
Dünya Sosyal Forumu 16-21 Ocak tarihleri arasında
yapıldı.
Yapıldığı yer şehrin kuzeyinde, merkezden oldukça uzakta, eskiden
bir fabrika olan, sonradan sergi/fuar alanına dönüştürülmüş, üzerinde
4 büyük binanın bulunduğu çok büyük bir alandı. Alanda var olan
dört büyük binanın yanında onlarca büyük çadır kurulmuştu. Açılış
için açık alanda devasa bir sahne kurulmuş, sahnenin sağı ve soluna
değişik aralıklarla altı devasa ekran yerleştirilmişti.
Binaların biri kitap sergisi, biri çeşitli örgütlerin standlarının
ve resim sergisi vb., biri programa dahil film gösterileri için,
biri ise büyük toplantı salonu olarak kullanılıyordu.
Çadırlar panel ve workshoplar için bölümlenmiş, toplam 140 mekân
yaratılmıştı.
Bu 140 mekânda programda verilen bilgiye göre 1200'den fazla forum
sunuluyordu katılımcılara.
Forum düzenleyicilerinin verdiği bilgiye göre 2600'den fazla örgüt,
80000'in üzerinde kişi katılımcı olarak kaydını yaptırmıştı. (Foruma
ancak delege kartı olanlar girebiliyordu. Delege kartı ise belli
bir ücret karşılığı - bu ücret hangi ülke grubundan geldiğinize
göre kademelendirilmişti, emperyalist ülkelerden gelenler için daha
yüksek, bağımlı ülkelerden gelenler için daha düşük tutulmuştu-
elde edilebiliyordu.)
Biz DSF'nin birinci gününde, açılış toplantısının yapıldığı sırada
gittik DSF'e. Onun dışında Mumbai Direnişi bittikten sonra, DSF'in
son iki gününde değişik zamanlarda gittik.
Gözlemlediğimiz kısaca şu:
* DSF evet emperyalist sistem içinde çözüm arayan, daha başka bir
emperyalist düzen, sosyal bir emperyalist/kapitalist düzeni mümkün
görenlerin, emperyalizm ve onun globalizasyonu dışında bir alternatifi
mümkün görmeyen, bu yüzden de en iyi halde bu sistem içinde bu sistemin
en aşırı haksızlıklarını törpülemeyi iş edinenlerin ve bunu "başka
bir dünya" olarak görüp gösteren reformist güçlerin başını
çektiği, düzenlediği bir eylem.
Açılış konuşmalarında bu açıkça görülüyordu.
* Bu bir gerçek olduğu kadar, şu da bir gerçek: Başı çekenler açıkça
reformist olmalarına rağmen, katılımcıların -öncelikle de Hindistan'dan
gelenler, ki bunlar açıkça çoğunluğu oluşturuyorlardı- hiç de küçümsenmeyecek
bir bölümü, gerçekten başka bir dünya isteyen, ezilmelerine sömürülmelerine
isyan eden ve bu başka dünyayı da emperyalist sistem içinde düşünmeyen
insanlardı. Batıdan gelen katılımcıların büyük çoğunluğu ise henüz
reformizmle/devrimcilik arasındaki ayrımı görmeyen, kendilerini
çoğunlukla sosyalist olarak adlandıran gencecik insanlardı. Kendi
anlayışlarına göre sosyalist bir dünya mücadelesine katılmak için
gelmişlerdi Mumbai'a. Yani düzenleyicilerin "başka bir dünya"
anlayışı ile, katılımcıların küçümsenmeyecek bir bölümünün "başka
bir dünya" anlayışı uyum içinde değildi.
* Düzenleyiciler kesinlikle DSF'e tam egemen değildiler. Kesin program
yalnızca büyük toplantıların ve forumların programı idi. Fakat toplantı
mekânları dışında, DSF'in yapıldığı açık alanda herkes bildiği gibi,
bildiğini yapıyordu. Forum alanı cadde ve sokakları sürekli yürüyüş
yapan, dans eden, müzik yapan, propaganda-ajitasyon malzemeleri
dağıtan gruplarla doluydu. Propaganda-ajitasyon ve tartışma için
imkânlar neredeyse sınırsızdı. Tek sınır içeriye girmek için ödemek
zorunda olduğunuz ücretti!
* Katılımcı grupların her biri kendi derdini anlatmaya çalışıyor;
her biri kendi eylemini yapıyor; bir kaos görüntüsü içinde, herkesin
birbirine hoşgörülü olduğu, çok renkli bir resim çıkıyordu ortaya.
* Forumlarda da aslında serbestçe tartışma, doğru bulduğunuz görüşleri
açıkça ortaya koyma imkânı vardı.
* Parti ve silahlı örgütlerin katılımının engellenmesi de gerçekte
kâğıt üzerinde kalıyordu.
Mumbai Direnişi 2004
Kimi antiemperyalist devrimci örgütlerin DSF'e alternatif olarak
düşünüp düzenledikleri Mumbai Direnişi 2004 17-20 Ocak tarihleri
arasında yapıldı.
Mumbai Direnişinin (Mumbai Resistance) düzenlendiği alan, DSF'in
düzenlendiği alanın tam karşısında idi ve ondan coğrafi olarak yalnızca
aradan geçen geniş bir yolla ayrılıyordu.
Alan, veteriner fakültesinin geniş bahçesi idi. Bu bahçe içine büyük
çadırlar kurulmuştu. Ana çadır 1500 kişilik sandalye kapasiteli
bir çadırdı. Bunun yanında workshoplar için kurulmuş çadırlar; yemekhane
ve mutfak olarak kullanılan çadırlar vb. vardı.
Mumbai Resistance (MR) 17 Ocak'ta gösterilerle başladı.
Açılış toplantısında Türkiye'den Haluk Gerger esas
konuşmacılardan biri olarak ilan edilmişti.
Açılış toplantısı gösteriler nedeniyle oldukça geç başladı. Birbiri
ardına yapılan konuşmalarda "caddenin diğer tarafı"nın
gerçek anlamda antiemperyalist olmadığı, bu yüzden MR'ın halkların
gerçek iradesini yansıttığı vurgulandı. Emperyalist savaş, Irak'a
ABD'nin saldırısı konusunda esas konuşmacı olarak çağrılı olan Haluk
Gerger'in konuşmasına sıra geldiğinde, saat oldukça ilerlemişti.
Haluk Gerger bu durumda insanları daha fazla sıkmamak için konuşmasını
kısa kesti.
MR kötü örgütlenmiş bu açılış toplantısı ertesinde, 17 Ocak öğleden
sonra ve 18 Ocak günü yapılan bir dizi workshopla sürdü.
Bizim katıldığımız workshoplarda gördüğümüz ve yaşadığımız, tartışmaya
yeterli zaman ve imkân tanınmaması olgusuydu.
Savaşla ilgili workshop'ta, hâkim olan genel hava -bu MR'in genelinde
de savaş konusunda hâkim olan havaydı - düşmanın yalnızca ABD emperyalizmi
olarak görüldüğü, "baş düşmana karşı bütün güçleri birleştirme"
adına, cephenin antiemperyalist yerine, anti-Amerikan bir cephe
olarak düşünülüp, ortaya konduğu bir havaydı.
Bunun tabii ki kuraldışıları vardı. Örneğin Arundhati Roy "Irak'ın
işgali: Uluslara ve halklara karşı emperyalist savaş" başlıklı
workshopta yaptığı konuşmada, güya savaşa karşı tavır takınmış olan
Almanya, Fransa, Rusya gibi emperyalist güçlerin sahtekârlıklarına
dikkat çekiyordu. Fakat genel hava "ABD'ye karşı olsun da ne
olursa olsun" havasıydı. Kimi konuşmacılar Saddam'ı antiemperyalist
savaşçı ilan edecek kadar ileri gittiler.
Mumbai Direnişi'nde Hindistan'da eylemin hazırlığında başı çeken
grup dışında, ILPS'den Filipinli gruplar ve ATİK oldukça etkindi. Ön tarafında Mumbai Direnişi'nin logosu bulunan,
sırtında ILPS/ATİK yazılı tişörtler, birçok katılımcının
sırtında idi.

MD'nin yapıldığı alanın girişinde de ILPS/ATİK imzalı dev boyutlarda bir pankart katılımcıları karşılıyordu.
MD'nde ayrıca "işçi sınıfının emperyalizme ve globalizasyona
karşı mücadelesi" ile ilgili workshopta, Devrimci Demokratik
Sendikalar Birliği adına bir tebliğ sunuldu.
Aynı DSF'in yapıldığı alanda olduğu gibi, MD'nin yapıldığı alanda
da yürüyüş ve mitingler düzenlendi.
Toplantılar başlamadan önce kültürel gösteriler yapıldı.
19 Ocak bütünüyle kültüre ayrılmıştı. 19 Ocak akşamı
alanda Irak işgaline karşı bir miting düzenlendi. Bu miting 20
Ocak'ta DSF'de düzenlenen aynı konulu mitinge alternatif
olarak düşünülmüştü.
20 Ocakta MD şehirde yapılan bir yürüyüşle kapandı.
Polisin yasaklama ve müdahalelerine rağmen -bu bağlamda Hindistan
Türkiye ile karşılaştırıldığında demokratik bir görünümde. Polisin
müdahalesi gayet sınırlı. İzinsiz bir yürüyüş fazla gürültü çıkmadan
yapılabiliyor- yapıldı bu yürüyüş.
MD bağlamında yaptığımız bir gözlem şu: Duvar yazılaması konusunda
MD'ni düzenleyen Hindistanlı örgütler gerçekten başarılı bir çalışma
yapmışlardı. Gezdiğimiz birçok yerde kocaman duvar yazıları ve afişler
gördük. İçerik olarak kapitalizmin, emperyalizmin "insanileştirilemeyeceği"ni,
emperyalizmin reforme edilmesinin hayal olduğunu vurgulayan doğru
bir çizgi yansıyordu bu yazı ve afişlerde. Bu çok olumlu idi.
Bir bütün olarak ele alındığında bizim değerlendirmemiz
şöyle:
* Mumbai Direnişi, DSF içinde de birçok insanın "neden ayrı
bir forum" sorusunu sorup tartışmasını kışkırtmıştır. Bu yönüyle
olumlu ve yararlı olmuştur.
* Fakat bu tartışmada, MD'nin ayrı bir forum için getirdiği gerekçeler,
bizim DSF'i gördükten sonra yaptığımız değerlendirmeye göre, ayrı
bir forum için yeterli gerekçeler değildir.
Bizim değerlendirmemize göre -her iki forumu yaşamadan önce böyle
düşünmüyorduk- devrimci güçlerin bir bölümünün 'alternatif koymak'
amacıyla ayrı bir forum düzenlemesi DSF şeflerini rahatsız etmemiştir.
Mumbai Direnişini düzenleyen güçler, MD'nde yan yana getirdiği güçleri
(ki binin üzerinde katılımcı vardı. Bunların kuşkusuz küçümsenmeyecek
bir bölümü örgütlü insanlardı) DSF içinde devrimci görüşlerin, reformistlerle
doğrudan doğruya mücadele içinde propagandası için seferber etselerdi,
bu kuşkusuz daha verimli olurdu.
Biz bunun mümkün olduğunu somut olarak gördük.
Bu haliyle MD, devrimci güçlerin bir bölümünün (bir diğer bölümü,
örneğin HKP/ML Kızıl Bayrak, ve HKP/ML DSF alanında dediğimiz gibi
bir çalışma yürüttü; bir bölümü (HKP/ML Yeni Demokrasi kesimi) ise
MD'cilerin kendilerini DSF'den yeterince ayıramadıkları eleştirisi
ile 19 ve 20 Ocak'ta ayrı, ikinci bir 'alternatif forum' düzenlediler)
kendi kendilerini DSF'ye katılan tüm kitleden bilinçli olarak ayırdıkları
bir durum ortaya çıktı. Bu herhalde DSF şeflerini rahatsız eden
bir durum değildir.
Görebildiğimiz kadarıyla MD tipi bir örgütlenmeyi kurumlaştırmak,
sürekli kılmak önerileri de geldi. Bizce bu yanlış bir tavır olur.
Doğru olan, imkânlar var olduğu sürece, DSF içine doğru düşünceleri
taşıyan bir çizgi izlemektir.
Görevimiz caddenin karşı tarafında olan iyi niyetli, reformistlerin
gerçek yüzünü henüz görmeyen, "başka bir dünya" için mücadele
etmeye hazır, özellikle genç insanları yanımıza çekmek, doğru devrimci
antiemperyalist düşüncelere kazanmaktır. Bunun yolu kendimizi onlardan
coğrafi olarak ayırmak değildir. Onları kazanmak istiyorsak onların
yanına gitmemiz, doğru düşünceleri onlara taşımamız gerekir. Bunun
da ötesinde bizim DSF'den, MD'den haberdar olmayan milyonlarca emekçiyi
kazanmak diye bir görevimiz var. Onlara ulaşmak diye bir görevimiz
var. Bizim kendi aramızda birbirimize doğru düşünceleri aktarmamızın,
kendi kendimize ajitasyon çekmemizin fazla bir anlamı yoktur.
....
Mumbai Direnişi'ne katılan Yeni Dünya İçin Çağrı okuyucuları
(Not: Mumbai Direnişi Sonuç Bildirisi, yapılan kimi konuşmalar ve
benzeri belgeleri önümüzdeki dönemde yayınlayacağız.)
- Fotoalbüm
- Kısa Film
(5 mb büyüklüğündeki bu filmi indirmeniz birkaç dakikanızı alabilir.
http://www.indybay.org sitesinde bulunan filmi indirmeniz için
projektör simgesine tıklamanız yeterlidir. Filmde Mumbai'deki
etkinliklerden -daha çok sokakta oynanan danslardan- kesitler
var.)
|