Bolşevikler, 1997'de 6. Kongre'de İbrahim Kaypakkaya'nın bu konudaki görüşlerini değerlendiren aşağıdaki tezleri karar altına aldılar (3):
İBRAHİM KAYPAKKAYA YOLDAŞ VE
REFORM/DEVRİM SORUNU
İbrahim KAYPAKKAYA, reform/devrim sorununa bir komünist olarak yaklaşmıştır. Bu kendini en açık şekilde TİİKP revizyonistlerine yönelttiği şu eleştiride göstermektedir:
"8— Şafak Revizyonistleri Acil Talepler Adı Altında Reformizmi Savunuyor.
Program Taslağı'nın 40. maddesinde şöyle deniliyor: «Hareketimiz, emperyalizmin gerilemesi, halkın demokratik haklar kazanması ve yaşama şartlarının düzelmesi yönündeki bütün acil talep ve ihtiyaçları savunarak…»
Açıktır ki, bu anlayış, bazı şartlarda, kişiyi reformizmin en derin çukuruna batırır. Yarın, köylülerin silahlı mücadelesini boğmak için, gericiler kısmî bir toprak reformu uygulamasına girişirse, Şafak revizyonistleri bunlara destek olacaktır. Çünkü böyle bir şey, emperyalizmin —bütün mevzilerden sökülüp atılmamak amacıyla— bir adım gerilemesi olacaktır. Yaşama şartlarında kısmî bir düzelme sağlayacaktır. Hakim sınıfların, iktidarlarını tehlikede gördükleri zaman, sistemin temeline dokunmadan (onlar elbette dokunamazlar), kısmî düzeltmelere gittikleri çok görülmüştür. Tarihimizdeki köylü isyanlarının çoğu bu şekilde bastırılmıştır. Bugün Türkiye'de faşist sıkıyönetim «toprak reformu» sloganıyla ortaya çıktı ve kendini daha büyük tehlikelerden korumak için, bir parça toprak da dağıtabilir. Sovyet sosyal-emperyalizminin dümen suyunda bir gerici iktidar daha fazlasını da yapabilir. Bunlar imkânsız şeyler değil, kuvvetle mümkün olan şeylerdir. Gericiler, bütünü kurtarmak için parçayı niçin fedâ etmesinler? Bütün imtiyazlarını, ellerindeki bütün sermaye ve servetlerini, bütün toprak ve emlâklarını kaybetmemek için, niçin bunların bir kısmını fedâ etmesinler? Kitlelerin bizzat bugünkü sistemi yıkmak için silaha sarıldığı şartlarda ve yerlerde, «acil talep ve ihtiyaçları savunmak» gibi gösterişli bir sloganın arkasına saklanmak, düpedüz reformist ve gerici bir tutum olur. Halkın ağzına bir parmak bal çalarak onun öfkesini yatıştırmak ve bütün arı kovanlarını kurtarmak isteyen gericilerle aynı paralele düşmek olur. Öte yandan, şehirlerde işçilerin yığın halinde ayaklanması için, silaha sarılması için vb… şartların elverişli olduğu yerlerde ve zamanlarda, işçilere «acil talep» masalları anlatmak, yine düpedüz gerici şarlatanlık olur. Kölelik sisteminin kötülüğünü kavrayıp onu yıkmak için harekete geçen kölelerin karşısına, «sizin yaşama şartlarınız iyileştirilmelidir!» diye çıkmaya benzer. Bilinçli işçi, böyle çok bilmiş şarlatanları elinin tersiyle iterek «çekil be yolumuzdan!» diyecektir.
Revizyonist hainler, faşist sıkıyönetimin arifesinde, «acil talepler» demagojisiyle, kitlelerde, Erim Hükümeti'nin bunları gerçekleştireceği intibaını yaratarak, sıkıyönetimin «halk dostu» çalımlarına destek olmuşlardır. Erim köpeğinin «reform kabinesi» kurulduğu zaman, «biz emekçi halkın yararına olan her türlü reformu destekleriz» diyerek, tam bir gerçek reformist gibi hareket etmişlerdir (PDA, sayı 40, s. 2). Bütün Marksizm-Leninizm cilasına rağmen, hâlâ aynı anlayış, aynı sağ çizgi devam etmektedir.
Acil talepler asla her şart altında savunulamaz ve desteklenmez. Marksist-Leninistler, «Acil talepleri genel politik taleplerimize ve kitleler içindeki devrimci ajitasyonumuza sıkı sıkıya bağlamak» şartıyla ve «devrimci sloganların yerine kısmî talepleri asla ön plâna çıkarmamak» şartıyla, savunur ve desteklerler.
Birinci olarak, «Acil talepler» genel politik taleplerimize ve devrimci ajitasyonumuza aykırı düşmemelidir. Yani kitleler, daha ileri hedefler için mücadele ederken, onlar «kısmî düzeltmeler» uğruna geriye itilmemelidir. İkinci olarak da, acil talepler için mücadele daima tali kalmalıdır, devrimci sloganların yerine bunlar geçmemelidir. Reformistlerle, devrimcileri birbirinden ayıran kıstaslar bunlardır. Bu ilkelere uygun düşmek şartıyla, komünistler, «genel olarak halkın ve özel olarak işçi sınıfının şartlarını iyi hale getirmeye yarayan talepleri» elbette savunurlar ve desteklerler.
Revizyonist reformist hainlerin yaptığı gibi her şart altında değil!" (age. s. 352-354)

