Bolşevikler,  1997'de 6. Kongre'de İbrahim Kaypakkaya'nın bu konudaki görüşlerini değerlendiren aşağıdaki tezleri karar altına aldılar (4):

İBRAHİM  KAYPAKKAYA VE  İLLEGAL ÇALIŞMA

Bir partinin gerçekten bir devrim partisi, proletarya devriminin ve diktatörlüğünün partisi olup olmadığının, bu amacına gerçekten ulaşma niyetine ve yeteneğine sahip olup olmadığının en önemli kıstaslarından birisi de, o patinin illegal çalışmayı ve illegal örgütlenmeyi kabul edip uygulamasıdır. İbrahim KAYPAKKAYA yoldaş, bu can alıcı sorunda hiç bir yalpalama, hiç bir duraksama göstermemiş ve illegal çalışmanın ve illegal örgütlenmenin gerekliliğini ve illegal çalışmanın esas alınması gerektiğini kavramış ve hayata geçirmiştir. O, bu konuda örneğin şu görüşleri savunmuştur:

"… İşçi-Köylü hareketi, sadece bir legal faaliyetti, bugün faaliyetimiz esas olarak illegal bir faaliyet olmalıdır. İşçi-Köylü faaliyeti etrafındaki çalışma, sadece propaganda ve ajitasyon yapan bir dergi faaliyetiydi. Ve örgütlenmesi de bu göreve uygun düşüyordu. Bugün hareketimiz, silahlı bir mücadeleyi fiilen örgütlemeye yönelmiş bir parti faaliyeti olmalıdır. Propaganda ve ajitasyon da, bu duruma uygun olarak yürütülmelidir. İşçi-Köylü etrafında çalışanlar, büyük ölçüde burjuva bağlarını (daha genel bir ifadeyle gerici bağlarını) devam ettiren kimselerdi. Bugün hareketimiz, bu bağlardan tamamen ve kesinlikle kopmuş olanları, yani işçi, köylü ve diğer devrimcileri saflarında toplamalıdır. Gerici bağlarına teslim olanlar dökülmüşlerdir. Yani gerekli olan, her bakımdan bir nitelik sıçramasıdır.

…Beşincisi, 15-16 Haziran'dan sonra gelen ve üç ay süren sıkıyönetim, en zor şartlarda dahi mücadeleye devam etmenin ancak gerçekten devrimci bir örgütlenmeyle, kanundışı bir temel atarak ve çalışmaları bu temel üzerine inşa ederek mümkün olabileceğini gösterdi. Legaliteye bel bağlamanın, revizyonist örgütlenmenin, şiddetlenen sınıf mücadelesi şartlarında halkımıza zarar vermekten başka bir işe yaramayacağını gösterdi.

… Şafak revizyonistleri,  panik  içinde,  bizi  eleştiren, daha doğrusu bize bazı iftiralar savuran bir paçavra yayınladılar. Oradaki bazı iftiralara ve karalamalara kısaca dokunmak gerekiyor:

Legal yayıncılık faaliyetinin esas olmaması gerektiğini savunduğumuz için, «gazeteyi ve dergiyi kapatmayı ve bütün kadroları fare deliğine tıkmayı savunuyorlardı» diyorlar. Yayın faaliyetini hiçbir zaman reddetmediğimizi, sadece bir komünist hareketin faaliyetinin yayınevi faaliyeti derekesine düşürülmesine karşı çıktığımızı daha önce belirttik. Zaten, yayın faaliyetini nasıl anladığımızı bundan sonraki pratiğimizle de göstereceğiz. Revizyonist hainler, bize iftira ederken kendi pisliklerini de ortaya dökmüş oluyorlar: İllegal faaliyetin esas olmasını istemek, burjuva kanunlarına bir köpek sadakatiyle bağlı olan bu hainlerin gözünde, «kadroları fare deliğine tıkmak» oluyor. Kendini pek beğenmiş bu entellektüel baylar şöyle diyorlar: «Kendilerinin burjuva kafalarına işçi sınıfının ideolojisini taşıyan, mücadeleye sokan bu yayın organları değil miydi?» kimin burjuva kafasına sahip olduğuna, bu eleştirileri okuyanlar karar vereceklerdir herhalde? Yayın organlarımızın, işçi sınıfı ideolojisi adına, biraz Marksizm-Leninizmle cilalanmış, ama su katılmadık burjuva ideolojisini taşıdığını da, yine Marksizm-Leninizme yabancı olmayan herkes kolayca kavrayacaktır." (İ. KAYPAKKAYA, Seçme Yazılar, sf. 40-41; sf. 274; sf. 435-436)