EK: II

 KÜRT MİLLİ MESELESİNDE KOMÜNİST

ENTERNASYONAL'İN VE TKP'NİN

TAVIRLARI HAKKINDA TEZLER

 

1) Komünist Enternasyonal (Komintern), ulusal ve sömürgeler sorununa yaklaşımda proleter dünya devrimini çıkış noktası olarak almıştır.

2) Somut siyaset belirlemede ezen ulus ezilen ulus ayrımı yapmıştır.

3) Ulusal hareketleri ulusal devrimci ve ulusal reformist hareketler olarak ikiye ayırmış ve desteklenecek olanın ulusal devrimci hareketler olduğunu açıklamıştır. Bir ulusal hareketin devrimci olmasının temel kıstasları Komintern’e göre, bu hareketin genel olarak emperyalizme yönelmesi, emperyalizmi zayıflatması ve bu ulusal hareketin önderliğinin komünistlerin işçi sınıfını ve köylülüğü ve sömürülen geniş kitleleri devrimci temelde aydınlatmasına ve örgütlemesine engel olmamasıdır.

4) Komintern, ulusal hareketlerin Sovyet devletiyle ittifak halinde emperyalizme karşı mücadele vermesi için çaba sarfetmiştir.

5) Bu çıkış noktaları temel alındığında, Komünist Enternasyonal ve TKP’nin Kuzey Kürdistan’daki Kürt isyanları bağlamında takınması gereken tavır şu olmalıydı:

–Ulusal reformist oldukları açık olan kemalistlerin Kürt ulusal hareketini bastırma siyasetine karşı çıkmak,

–Kürt isyanlarının ulusal baskıya karşı çıkan demokratik içeriğini tespit etmek, Kürt ulusunun ayrılma hakkını savunmak,

–Kürt isyanlarının kimi emperyalistler ve Türkiye’de kemalist diktatörlüğe karşı, daha geri bir programla mücadele eden burjuva-toprak ağası klikleri tarafından kullanılmaya çalışılmasını teşhir etmek ve komünist alternatifi ortaya koymak,

–Komintern’in KK-T’deki seksiyonu olan TKP, Kürt isyanları bağlamında Marksist-Leninist ilkelerden yola çıkarak pratik siyaset geliştirme görevine sahipti. O, KK-T’deki devrim partisi olarak, bu devrimin başdüşmanı kemalist iktidarı hiçbir şart altında desteklememeliydi. Kürt ulusal isyanlarının gerici genel değerlendirmesi şartlarında bile, hiçbir şekilde kemalist diktatörlüğün bu isyanları bastırmasına pratik destek ve onay verme hakkına sahip değildi. Böyle bir destek tavrı, Türk şovenisti, burjuva kuyrukçusu bir tavırdır.

6) TKP’nin Kürt isyanlarına ilişkin, Komintern tarafından da eleştirilmeyen ve bazı hallerde (örneğin Şeyh Said isyanı…) merkezi olarak açıkça onaylanan pratik tavrı ise şöyle olmuştur:

–Kürt isyanları her seferinde esasta İngiliz emperyalizminin bir oyunu ve Türkiye’de iç gericiliğin emperyalizmle bağ içinde kemalist Türkiye’ye karşı ayaklanmaları olarak değerlendirilmiştir.

–Kürt isyanlarındaki ulusal baskıya karşı çıkan demokratik haklı yan, gerektiği ölçüde ortaya konmamış, yeterince savunulmamıştır.

–Kürt ulusunun ayrı devlet kurma hakkı somut olarak bu isyanlar bağlamında gündeme getirilmemiş, savunulmamıştır.

–TKP, pratik olarak kemalist diktatörlüğün Kürt isyanlarını kanla bastırmasını desteklemiştir.

7) TKP’nin (ve Komintern’in) bu tavrı, hem Komintern’in ulusal ve sömürgeler sorunundaki genel çizgisiyle, hem de TKP’nin programıyla çelişmektedir. Bu somutta, Komintern açısından proleter enternasyonalizminden bir sapmadır. TKP açısından açıkça sosyalşovenist bir siyaset anlamına gelmektedir.

8) Bu yanlış tavrın temelinde, Komintern açısından kemalist diktatörlüğün dış siyasetteki görece bağımsız ve Sovyetler Birliği ile dostluk ilişkisini temel alan tavırlarının çıkış noktası alınması yatmaktadır.

9) İbrahim KAYPAKKAYA’nın isyanlar hakkında takındığı tavır, Komünist Enternasyonal ve TKP’nin tavrıyla çelişen ve fakat doğru Marksist-Leninist olan tavırdır.