1978 ÖZELEŞTİRİSİNDEN…
SİYASİ HATALAR ÜZERİNE…
"… Genel Eleştiri ve diğer temel yazılarımızda, içinde bulunduğumuz çağ konusunda şu tespiti yapıyorduk:
Çağımız emperyalizmin toptan çöküşe, sosyalizmin bütün dünyada zafere ilerlediği çağdır.
Bu tespit, emperyalizm ve proleter devrimleri çağının kapandığı, emperyalizmin yeni bir aşamaya, toptan çöküş aşamasına ulaştığı görüşlerini içeren bir tespitti. Bu tespit emperyalizmin bütün dünyada bir anda toptan çökeceği, sosyalizmin bütün dünyada bir anda zafere ulaşacağı görüşlerini de içinde barındıran bir tespitti.
Bizim yaptığımız bu tespit, emperyalizm çağında evrensel hale gelen kapitalizmin dengesiz gelişme «kanunu», buna bağlı olarak «emperyalist zincirin en zayıf halkasından kopacağı» ve «tek tek ülkelerde proleter devriminin ve sosyalizmin inşasının mümkün olduğu» şeklindeki Leninist tezleri reddeden bir tespitti. Bu tespit, proleter dünya devrimi sürecinin tek tek ülkelerde devrimin gerçekleşmesi ile gelişeceğini, emperyalizmin dünya çapında toptan bir anda değil, tek tek ülkelerin emperyalist zincirin halkalarından devrimler sonucu kopması ile süreç içinde yıkılacağını kavramayan bir tespitti.
Bizim çağ tespitimiz, proleter dünya devriminin karşısındaki engeller olan emperyalizm (sosyal-emperyalizm) ve her türlü gericiliği küçümseyen; dünya çapında devrimin güçlerini ise abartan bir anlayıştan kaynaklanıyordu.
Dünyada varolan objektif durum, bizim «emperyalizm toptan çöküyor» tespitini yaptığımız sırada, şöyleydi:
Dünya nüfusunun 2/3'ünden fazlası emperyalist ve sosyal-emperyalist sömürü şartları altında yaşamakta idi. Emperyalistler ve sosyal emperyalistler dünyayı üçüncü bir genel savaş tehditi altında tutmakta idiler. Subjektif alanda Kruşçev tipi modern revizyonizm dünya Marksist-Leninist hareketine çok ağır zararlar vermişti. Kruşçev modern revizyonizmine karşı mücadelede; Büyük Proleter Kültür Devrimi'nin etkisiyle, dünyanın pek çok ülkesinde genç Marksist-Leninist partiler doğmuştu. Ama bunların devrimci hareket içindeki etkileri çok sınırlı idi. Uluslararası alanda yaygın ve hakim olan akım, modern revizyonizm ve ona tepki olarak doğan ve ona bağlı olarak gelişen küçük burjuva maceracısı akımdı.
Böyle bir durumda, «emperyalizmin toptan çöküşü»nden söz etmek, subjektif isteğimizi objektif gerçekliğin yerine geçirmek anlamını taşıyordu. Bu hatamız uluslararası alanda ve buna bağlı olarak da ülkemizde, düşmanı taktik açıdan küçümseme, gücümüzü taktik alanda olduğundan çok görmemize ve «sol» siyasetlere yol açıyordu.
Emperyalizmin toptan çöktüğü anlayışı, aynı zamanda devrimin objektif ve subjektif unsurların birleşiminin sonucu ortaya çıkacağını kavramamamızdan kaynaklanıyordu. Biz, bu tespiti yaptığımız dönemde, dünyanın her yanında, özellikle Asya, Afrika ve Latin Amerika'da devrimci hareketler yükseliyordu. Biz bu hareketlere bakıyor, bu hareketlerin ve önderliklerinin sınıf niteliklerini incelemiyorduk. Bu bizim, Marksist-Leninist partinin, subjektif unsurun devrimdeki önemini tam olarak kavramamamızdan kaynaklanıyordu.
Bizim «emperyalizm toptan çöküyor» teorisini savunmamızın başka kaynağı, uluslararası Marksist-Leninist hareket içinde takındığımız ilkesiz tavırdı. Biz uluslararası Marksist-Leninist hareket içinde Çin Komünist Partisini «yanılmaz otorite» olarak kabul ediyorduk. ÇKP'nin her tezini üzerinde fazla düşünmeden, Marksist-Leninist olarak adlandırıyor ve savunuyorduk. «Emperyalizmin toptan çöküş çağı» teorisini de böyle bir anlayışla, kavramadan, kendiliğindenci bir şekilde savunduk. «Emperyalizmin toptan çöküş çağı» teorisi, 1969'da yapılan ÇKP IX. Kongresi'nde, kongre raporuna kesin bir formülasyon olarak geçmişti. Bu rapordaki ve esas olarak Lin Biao'nun «Yaşasın Halk Savaşının Zaferi» adlı broşüründeki anlayışa göre, «içinde bulunduğumuz çağ emperyalizmin toptan çöküşe, sosyalizmin bütün dünyada zafere ilerlediği çağ» idi ve «Mao Zedung Düşüncesi» içinde yaşadığımız bu «yeni çağın» Marksizm-Leninizmi idi. Bu tespitler sinsi bir şekilde Leninizmin artık eskidiği görüşünü yaymakta idi. Bu teoride savunulan görüşler, aynen Kruşçev tipi modern revizyonistlerin yaptığı gibi Mao Zedung'un görüşlerini Marksizm-Leninizmden koparmakta, ayrı şeylermiş gibi göstermekte idi. Dünyada birkaç istisna dışında hemen bütün Marksist-Leninist parti ve gruplarca savunulan bu tespitler, uluslararası alanda esas olarak küçük burjuva maceracısı, kendiliğindenci, volantarist (iradeci) akımlara teorik temel olmuştu.
Lin Biao tarafından emperyalizmin toptan çöküş çağı teorisine bağlı olarak geliştirilen bir başka tez de, «dünya çapında başçelişme, emperyalizm ve sosyal-emperyalizm ile ezilen uluslar arasındadır» tezi idi. Partimiz, temel belgelerinde dünya çapında başçelişmeyi «emperyalizm ve sosyal-emperyalizm ile ezilen halklar ve uluslar arasındaki çelişme» şeklinde tespit etti. Lin Biao'nun anlayışına göre, «Asya, Afrika, Latin Amerika'nın geniş alanları dünyanın kırları, geniş metropoller ise dünyanın şehirleri» idi. «Emperyalist ülkelerde devrim, Asya, Afrika, Latin Amerika ülkelerinde devrim olmadan imkânsız» idi. Lin Biao dünya çapında başdüşman tespitini, devrimin önce nerede olacağını tespit etmek için yapıyor, devrimler arasında mekanik bir öncelik sonralık ilişkisi kuruyordu. Partimiz, belgelerinde Lin Biao'nun dünya çapında başçelişme tespitini kullandı, ama bu tespite temel olan düşünceyi savunmadı. Ancak daha sonraki gelişme içinde Lin Biao'nun «dünya kırları/dünya şehirleri», «dünya çapında halk savaşı» gibi tezleri de Partimiz tarafından savunuldu. Bu da kavranmadan, kendiliğindenci bir biçimde oldu.
Uluslararası alanda 1972'de yapılması gerekli olan şey, içinde bulunduğumuz çağın emperyalizm ve proleter devrimleri çağı olduğu, Leninizmin ilkelerinin eskimediği, Mao'nun görüşlerinin Leninist görüşler olduğu tezlerinin savunulması idi. O dönemde «emperyalizmin toptan çöküş çağı» teorisine karşı Marksist-Leninist ilkelere dayalı bir mücadele yürütülmeli, bu teorinin Kruşçev'in modern revizyonist tezleri ile özde bir olduğu ortaya konmalı idi. Yapılması gerekli olan şey, uluslararası alanda hakim olan anti-Marksist, anti-Leninist akıma karşı ilkeli bir mücadele yürütmekti. Partimiz bu görevi yerine getiremedi. Emperyalizmin toptan çöküş çağı teorisinin anti-Leninist özünü kavramadı. Kendiliğindenci bir biçimde bu teoriyi savundu. ÇKP otoritesine körce bağlılık bu konuda önemli rol oynadı.
Partimizin yenilgisine sebep olan temel siyasi hatalardan biri de, ülkemizdeki 1972 başlarında yaptığı durum değerlendirmesidir. Partimiz kurulduğu sırada ülkemizde durumu şöyle değerlendiriyordu:
«Genel olarak dünyada, özel olarak da Türkiye'de objektif şartlar devrime son derece elverişlidir.»
«Şimdi işçi sınıfımızın ve yoksul köylülerimizin büyük çoğunluğu kurtuluşlarının ancak silahlı mücadele ile olacağını kavramış durumdadır…"
Bu tespitlerin yapıldığı 1972 Şubat'ında ülkemizde objektif ve subjektif durum nasıldı?
Ülkemizde 12 Mart 1971'de askeri darbe olmuştu. Darbenin amacı çeşitli milliyetlerden Türkiye halkının yükselen devrimci mücadelesini bastırmaktı. Başlangıçta hakim sınıfların çeşitli klikleri kurulan hükümetlere ortak oldular. Fakat 1971'in sonuna doğru, Amerikancı faşist klik, diğer klikleri tasfiye ederek, siyasi tekelini kurma yönünde önemli bir mesafe kaydetti. 1971 Nisan'ından itibaren, ilan edilen sıkıyönetim ile birlikte, hakim sınıflar halka ve devrimci örgütlere karşı yoğun bir terör, saldırı ve sindirme kampanyasına giriştiler. Devrimci örgütler ve halk bu saldırılar karşısında ağır kayıplar verdiler. Halkın kendiliğinden gelme mücadelesi faşist terör karşısında önce durakladı, sonra da geri çekilmeye başladı. 1972 yılının başları; faşist terörün uç noktasına ulaştığı, devrimci örgütlerin ağır kayıplara uğradığı, halk hareketlerinin geri çekildiği ve hakim sınıflar arasında geçici bir istikrar sağlandığı, parlamenter maskeli açık faşizmin geçici istikrar kurduğu bir dönemdi. Yani partimiz yukarıdaki tespiti yaptığı sırada, objektif şartlar devrime son derece elverişli değil, tam tersine elverişsizdi. Devrimci durum yükselme değil, bir duraklama ve hatta geri çekilme içinde idi.
Subjektif duruma gelince: Bu tespitin yapıldığı 1972 Şubat'ında; Türkiye proletaryasının öncü örgütü TKP/ML henüz yeni kurulmuştu. Örgütsel inşa henüz başlangıç aşamasında idi. Halk kitleleri ile bağ yok denecek kadar azdı. Halk geniş çapta reformist ve revizyonist akımların ideolojik-siyasi etkisi altında idi. Küçük-burjuvazinin "sol" siyasi akımları olan THKO, THKP/C gibi örgütler ağır kayıplar vermişlerdi. Bunların heyecan verici silahlı eylemlerine sempati duyan kitleler içinde "silahlı mücadele"nin "yenilgisi"; yılgın, yenilgici düşünceleri geliştirmişti. "İşçi sınıfımızın, yoksul köylülerimizin büyük çoğunluğu kurtuluşlarının silahlı mücadele ile olacağını kavramış durumdadır" tespiti, yanlış bir tespitti. Durum bu tespitin tersi idi. Kitlelerin bilinç ve örgütlenme seviyesi geri idi.
Partimiz 1972 başlarında varolan durumu doğru değerlendiremedi. Gerek objektif, gerek subjektif açıdan durumun değerlendirilmesinde Partimiz düşmanın güçlerini taktik açıdan küçümsedi; devrimin güçlerini ise olduğundan fazla gördü ve gösterdi. Dünyada olduğu gibi, Türkiye'de durumun değerlendirilmesinde de partimiz, subjektif isteği objektif gerçekliğin yerine geçirerek ağır bir hataya düştü.
1972 yılı başında Türkiye'de yapılması
gerekli olan şey, devrimci dalganın —kısa süre için de olsa— geri
çekilme içinde bulunduğunu tespit etmek; partinin
ideolojik-siyasi-örgütsel inşasına hız vermek olmalıydı. Parti
önderliğinde kırlık bölgelerde gerilla birimleri kurulmalı, gerilla
savaşının hazırlıkları yapılmalı idi. Kitleleri uyandırmak ve örgütlemek
için her fırsattan yaralanılmalı idi. Hakim sınıfların azgın saldırısını
en az kayıpla atlatmak için gerekli tedbirler alınmalı idi."
(TKP/ML Özeleştirisi ve Tüzüğü",
"LE-YA Yayınevi, Belgesel Yayınlar: 5, Ocak 1979, İstanbul, sayfa 25-30)

