TKP/ML İÇİNDE BU ÖZELEŞTİRİ
KONUSUNDAKİ MÜCADELE ÜZERİNE
Bu özeleştirinin değerlendirilmesi daha sonra TKP/ML içindeki mücadelede bir odak noktası oldu. Bu konuda TKP/ML 2. Kongresi öncesinde Bolşeviklerin değerlendirmesi şöyleydi:
ÖZELEŞTİRİ VE GEÇMİŞİN DEĞERLENDİRİLMESİ SORUNU
Özeleştirinin ve bir bütün olarak geçmişin değerlendirilmesi konusunda da bugün parti içinde esas olarak iki yaklaşım (ve bunların çeşitlemeleri) vardır.
Birinci yaklaşım ABK'nin yaklaşımıdır. ABK'na göre bütün kötülüklerin başı I. Konferanstır. Birinci Konferansta getirilen yeni görüşlerle birlikte partimizde revizyonizm inşa edilmeye başlanmıştır. Birinci Konferans Partinin çizgisini:
— ülkemiz toplumundaki çelişmeler; ülkemizde başçelişme konusunda;
— gerilla savaşına hazırlık adı altındaki anlayışla;
— dünya çapında baş çelişme-baş düşman konusunda;
— yenilginin sebepleri konusunda,
revizyondan geçirmiştir. Özeleştiri parti çizgimizde var olmayan hataları hata imiş gibi göstermiş; İbrahim KAYPAKKAYA'ya, Mao'ya saldırmıştır. Partimizin 1972'deki çizgisi bütünüyle doğrudur. Önemli hiçbir yanlış, ML'den bir uzaklaşma yoktur. Bugün yapılması gerekli olan 1972'de tespit edilen çizginin hayata uygulanmasıdır.
ABK'nın geçmişe bu yaklaşımı Kır Kaçkını Hizibin (KKH) geçmişe yaklaşımı ile tam bir uyum içindedir. FÜ'ler de (Fahri Üyeler) I. Konferansın bazı kararlarını (uluslararası alanda baş düşman-baş çelişme vb.) yanlış bulmakta; bunların Troçkist-revizyonist kırması görüşler olduğunu savunmaktadır. Bu noktada ABK ve KKH ile birleşen FÜ'ler; geçmişin değerlendirilmesinde, 1972 yenilgisinin sebeplerini özeleştirideki gibi tespit ederek onlardan ayrılmaktadırlar. ABK, KKH ve FÜ'lerin yaklaşımlarındaki ortak özellik; özeleştiri ile parti çizgimizden şu veya bu ölçüde uzaklaşıldığı konusundaki birliktir. Ve onlar parti çizgisinde düzeltilmesi gerekli olan hatalar görmemekte, bu gibi hataları görüp gösterenlere, düzeltilmesini talep edenlere 'revizyonist', 'revizyonist-troçkist kırması', vb. yaftalar asmaktadırlar.
İkinci yaklaşım MK 7. Toplantısı Raporu'nda ortaya konan yaklaşımdır. MK 7. Toplantısında Parti I. Konferansımızı ileri atılmış önemli bir adım olarak değerlendirmişti. 7. Toplantı, Konferanstan 7. Toplantıya kadar olan gelişmeleri özetlemiş ve gelinen noktada I. Konferansın, özeleştirinin yeterli olmadığının görüldüğünü tespit etmişti. 7. Toplantı parti çizgimizde gördüğü bir dizi eklektik, birbirleriyle çelişen noktayı tespit edip bunu partiye açıklamış, bu eklektik noktaların üzerine tartışılarak ortadan kaldırılması görevini önümüze koymuştu. 7. Toplantı özeleştirinin daha da derinleştirilmesi ve geliştirilmesi görevini önümüze koymuştu. 7. Toplantının kararları öncelikle FÜ'ler tarafından tepki ile karşılandı, 7. Toplantı karar ve tutanaklarında tespit edilen eklektik noktalar FÜ'ler tarafından, "parti çizgimize inancını yitirmiş olanların kafa karışıklıklarının ürünü" olarak değerlendirildi.
Bugün gelinen noktada sorun parti içinde bu iki yaklaşımdan hangisinin hakim hale geleceği sorunudur.
1. yaklaşımın hakim olması, partiyi geçmişe dönük, gelişmeye açık olmayan, hatalarının üzerine ciddiyetle yürümeyen bir teşkilata dönüştürecek, giderek yıkıma götürecektir.
2. yaklaşımın hakim olması, partinin gelişmesinin önündeki engelleri kaldıracaktır. Sorun gerçekte ML'i kavrayışımız geliştikçe, geçmişte yaptığımız hataları tespit edip bunları yokedip etmeme; geçmişe eleştirici bir gözle yaklaşıp yaklaşmama sorunudur.
Görüşümüze göre, I. Konferans'ta yapılan özeleştiri esas itibarı ile doğru bir özeleştiridir. Ve Partinin çizgisindeki hataları aşma yönünde atılmış ileri bir adımdır. Ancak bu özeleştiri, o günkü kavrayışımızın sığlığı nedeniyle yeterli bir özeleştiri değildir. Özeleştiride partimizin çizgisinde var olan bazı yanlışlar düzeltilmiş, (mesela uluslararası planda baş çelişme anlayışı/çağ meselesi, vb.) ancak yine çizgimizde var olan bazı hata ve eksiklikler görülememişti. (Mesela Mao'nun değerlendirilmesi konusunda yapılan hata, polemiklerin parti çizgimize yansımaları, vb.) Herşeyden önce parti çizgimizin modern revizyonizme karşı ÇKP ve AEP'nin başını çektiği mücadeleyi bütünü ile doğru bulan bir anlayışın üzerine inşa edildiği ve bu mücadeledeki sorunların derinliği partimiz tarafından kavranmamıştı. Birinci Konferans bazı noktalarda genel ML doğruları savunurken (mesela kamuoyu önünde açık tartışma), bunun çizgimizde doğru görülen bir takım belgelerle çeliştiğini görememişti.
Bugün bunları görebiliyoruz. O halde özeleştirimizi bu noktalarda derinleştirme, parti çizgimizde var olan hataları aşma yönünde ilerlemeliyiz. Bizim görüşümüze göre özeleştiri şu noktalarda ilerletilmelidir:
— Partimiz geçmiş mücadelesi içinde Kruşçev tipi modern revizyonizm ve onların ülkemizdeki uzantıları ile ideolojik-siyasi alanda hesaplaşmamıştır. Bu konuda yapılanlar yeterli değildir.
— Partimiz esas olarak Aydınlık revizyonizmine karşı polemik içinde görüşlerini geliştirmiştir. Aydınlık'a karşı polemikte, Aydınlık çizgisinin modern revizyonizmle olan bağı tam olarak ortaya konmamıştır.
— Partimizin kuruluşunda Kruşçev tipi modern revizyonizme karşı mücadele bütünü ile doğru görülmüş, bu mücadelenin hataları konusunda herhangi bir görüş getirilmemiştir. Böylece bu mücadelenin hataları aynen parti çizgimize yansımıştır.
— Partimizin çizgisinde Çin'deki şekli ile halk savaşı stratejisinin bütün yarı-sömürge ülkelere genelleştirilme eğilimi vardır. Aynı şekilde Çin'deki BPKD'nin de (Büyük Proleter Kültür Devrimi), Çin'deki şekli ile bütün ülkeler için geçerli olduğu gibi eğilimler mevcuttur.
— Partimizin çizgisinde Mao Zedung'un yaptığı hatalar görülmemekte, o yanlış olarak Marks, Engels, Lenin, Stalin ile aynı düzeyde ele alınmaktadır.
İşte bu noktalarda parti çizgimizdeki hatalar ve eksiklikler aşılmalıdır. Bu noktalarda parti çizgisini doğru bulanlar, tartışmanın önüne 'parti çizgisi' korkuluğunu dikmemeli; neden bu noktalarda parti çizgisini doğru bulduklarını gerekçelendirmelidirler. Gerekçelendirmek için "İbrahim KAYPAKKAYA yoldaş böyle dedi" demek görüşümüzce yeterli değildir. İbrahim KAYPAKKAYA yoldaşın dediklerini de ML'in kantarında tartmak zorundayız. Biz yukarıdaki noktalarda İbrahim KAYPAKKAYA yoldaşın yanıldığını, hata yaptığını iddia ediyoruz. Bu noktalarda İbrahim KAYPAKKAYA yoldaşın hatalarını da aşmak görevinin partiye düştüğünü söylüyoruz." (TKP/ML İçindeki İki Çizgi Mücadelesinin Bazı Belgeleri, I, s. 298-301)

