AEP-MK ÜYESİ FİKRET ŞEHU’NUN
ÇKP DEĞERLENDİRMESİ ÜZERİNE

HK’nın 131. sa­yı­sın­da, AEP-MK (Ar­na­vut­luk Emek Par­ti­si - Mer­kez Ko­mi­te) üye­si Fik­ret Şe­hu’nun bir ko­nuş­ma­sı ya­yın­lan­dı. Bu ko­nuş­ma, ulus­la­ra­ra­sı pro­le­ter sos­ya­list ha­re­ke­tin tar­tı­ştı­ğı ba­zı te­mel so­run­la­ra, ÇKP (Çin Ko­mü­nist Par­ti­si) eleş­ti­ri­si ve­si­le­siy­le açık­lık ge­tir­me sa­vı­nı ta­şı­ma­nın ya­nı sı­ra, ulus­la­ra­ra­sı ko­mü­nist ha­re­ket için­de muh­te­mel ye­ni bö­lün­me­le­rin de ha­ber­ci­si ol­ma özel­li­ği­ne sa­hiptir. Bi­zim ka­nı­mız o ki bu ko­nuş­ma, ay­nı za­man­da AEP’nin de eleş­ti­ri­ci bir süz­ge­çten ge­çi­ril­me­si so­ru­nu­nu, bü­tün dün­ya Mark­sist-Le­ni­nist­le­rin önü­ne ge­tir­miş­tir. Fik­ret Şe­hu, “Av­ru­pa ko­mü­niz­mi di­ye ad­lan­dı­rı­lan re­viz­yo­nist akı­mın ku­rul­ma­sı ve Çin re­viz­yo­niz­mi­nin sah­ne­ye açık­ca çık­ma­sı”nı(26) şöy­le izah edi­yor:

“Ulus­la­ra­ra­sı bur­ju­va­zi ve em­per­ya­lizm, buh­ran dö­nem­le­rin­de her za­man yü­kü­nü ha­fif­let­mek için Mark­sizm-Le­ni­niz­me dö­nek­lik eden­le­ri ku­llan­ma­ya ça­lı­şır­lar. Ka­pi­ta­list dün­ya sis­te­mi­ni içi­ne alan ve sa­de­ce eko­no­mik ol­ma­yan, fa­kat top­lum­sal ve si­ya­si, ide­olo­jik ve ah­la­ki buh­ran olan ağır buh­ra­nın bu­gün­kü şart­la­rın­da Av­ru­pa ko­mü­niz­mi di­ye ad­lan­dı­rı­lan re­viz­yo­niz­mi­nin sah­ne­ye açık­ça çık­ma­sı bu­nun­la izah edi­le­bi­lir.”(27)

Gö­rü­le­ce­ği gi­bi, ulus­la­ra­ra­sı bur­ju­va­zi­nin ve em­per­ya­liz­min, Mark­sizm-Le­ni­niz­me dö­nek­lik eden­le­ri kul­lan­ma­ya çalış­ma­la­rı, Av­ru­pa ko­mü­niz­mi ve Çin re­viz­yo­niz­mi­nin or­ta­ya çık­ma­sı­nın ne­de­ni ola­rak gös­te­ril­mek­te­dir. Çe­vi­ri yan­lış ya­pıl­ma­mış­sa, bu an­la­yış ide­aliz­min ifa­de­si­dir. Av­ru­pa ko­mü­niz­mi ve Çin re­viz­yo­niz­mi, an­cak ken­di­le­ri­ni var eden öz­gül ko­şul­lar in­ce­le­ne­bi­lir­se or­ta­ya çı­kış ne­den­le­ri açık­la­na­bi­lir. Av­ru­pa ko­mü­niz­mi ve Çin re­viz­yo­niz­mi, ulus­la­ra­ra­sı bur­ju­va­zi­nin ve em­per­ya­liz­min, Mark­sizm-Le­ni­niz­me dö­nek­lik eden­le­ri kul­lan­mak is­te­me­le­ri ne­de­niy­le or­ta­ya çık­ma­mış­tır; Av­ru­pa ko­nü­niz­mi ve Çin re­viz­yo­niz­mi ta­ri­hi bir sü­reç içe­ri­sin­de or­ta­ya çık­tık­tan son­ra, ulus­la­ra­ra­sı bur­ju­va­zi ve em­per­ya­lizm ta­ra­fın­dan kul­la­nıl­mak is­ten­mek­te­dir ve kul­la­nıl­mak­ta­dır.

Ko­nuş­ma­nın son bölü­m­ün­de ÇKP de­ğer­len­dir­me­si yer alır. De­nir ki:

“… Çin’e ge­lin­ce, te­ori ve pra­tik­te Çin yö­ne­ti­mi, ge­rek Çin dev­ri­mi sı­ra­sın­da ge­rek­se dev­rim­den son­ra li­be­ral ve bur­ju­va de­mok­ra­tik tu­tum­lar ta­kın­mış­tır. O, pro­le­tar­ya­nın ha­kim ro­lün­den ve sı­nıf mü­ca­de­le­si­nin iş­çi sı­nı­fı­nın ya­ra­rı­na yü­rü­tül­me­sin­den ya­na as­la ol­ma­mış­tır. Küçük burjuva­zi­nin ve or­ta bur­ju­va­zi­nin dev­rim­de ha­kim ro­le sa­hip ol­ma­la­rı için fa­li­yet gös­ter­miş­tir.

“Dev­rim­den son­ra Çin re­viz­yo­nist yö­ne­ti­mi, sı­nıf­sal uyu­mun ve sı­nıf ola­rak bur­ju­va­zi­nin var­lı­ğı­na izin ver­me­nin çiz­gi­si­ni iz­le­miş ve En­ver Ho­ca yol­da­şın söy­le­di­ği gi­bi sö­mü­rü­cü sı­nıf­la­ra kar­şı iyi­lik­se­ver, opor­tü­nist bir tu­tum ta­kın­mış ve pra­tik­te ik­ti­da­rı on­lar­la bö­lüş­müş­tür.

“Çin re­viz­yo­nist­le­ri, hiç­bir za­man, ger­çek­ten pro­le­ter par­ti­si, Le­ni­nist tip­te bir par­ti olan par­ti­nin ön­der ve ay­rıl­maz ro­lün­den ya­na ol­ma­mış­lar­dır.

“On­lar uzun za­man­dan be­ri, Mark­sist-Le­ni­nist ide­olo­ji­nin bir sos­ya­list ül­ke­de ye­ga­ne ha­kim ide­olo­ji ol­ma­sın­dan ya­na de­ğil­ler­dir. Ter­si­ne bu­gün ‘Av­ru­pa ko­mü­nist­le­ri­nin’ tan­ta­na­lı bir şe­kil­de pro­pa­gan­da et­tik­le­ri ide­olo­jik ço­ğul­cu­lu­ğu öğüt­le­miş­ler­dir.”(28)
Bu ko­nuş­ma­dan çı­kar­dı­ğı­mız so­nuç:
1. ÇKP, te­ori­de ve pra­tik­te, ge­rek Çin dev­ri­mi sı­ra­sın­da, ge­rek­se dev­rim­den son­ra li­be­ral ve bur­ju­va de­mok­ra­tik tu­tum­lar ta­kın­mış­tır.
2. ÇKP, pro­le­tar­ya­nın ha­kim ro­lün­den ve sı­nıf mü­ca­de­le­si­nin iş­çi sı­nı­fı­nın ya­ra­rı­na yü­rü­tül­me­sin­den ya­na as­la ol­ma­mış­tır.
3. ÇKP, pro­le­tar­ya­nın de­ğil, küçük burjuva­zi­nin ve or­ta bur­ju­va­zi­nin dev­rim­de ha­kim ro­le sa­hip ol­ma­la­rı için fa­ali­yet gös­ter­miş­tir.
4. ÇKP, hiç­bir za­man ger­çek­ten pro­le­ter par­ti­si, Le­ni­nist tip­te par­ti olan par­ti­nin ön­der rö­lün­den ya­na ol­ma­mış­tır.
5. ÇKP, uzun bir za­man­dan be­ri, ide­olo­ji­nin Çin’de ye­ga­ne ha­kim ide­olo­ji ol­ma­sın­dan ya­na de­ğil­dir.
6. ÇKP, bu­gün “Av­ru­pa Ko­mü­nist­le­ri­nin” tan­ta­na­lı bir şe­kil­de pro­pa­gan­da et­tik­le­ri ide­olo­jik ço­ğul­cu­lu­ğu öğüt­le­mek­te­dir.

Biz­ce bu ko­nuş­ma, hem da­ha ön­ce­ki AEP de­ğer­len­dir­me­le­riy­le, hem de ken­di man­tık ör­gü­sü için­de göz­le gö­rü­lür çe­liş­me­ler ve tu­tar­sız­lık­lar ta­şı­mak­ta­dır.

Şöy­le ki:
ÇKP, ge­rek dev­rim sı­ra­sın­da, ge­rek­se dev­rim­den son­ra re­viz­yo­nist bir ya­pı­ya sa­hip­se, ya­ni Çin hal­kı­na dev­rim mü­ca­de­le­sin­de ön­der­lik eden si­ya­set ve ide­olo­ji re­viz­yo­nist ide­olo­ji ve si­ya­set ise, ne­den Çin’de­ki si­ya­sal ve top­lum­sal de­ği­şik­lik­li­ği “dev­rim” ola­rak ni­te­li­yo­ruz ve “sos­ya­list bir ül­ke”den söz edi­yo­ruz. Mark­sizm-Le­ni­nizm bi­ze öğ­re­ti­yor ki, re­viz­yo­nist­ler dev­rim ya­pa­maz­lar; on­la­rın “dev­rim” de­di­ği şey özün­de kar­şı dev­rim­dir.

ÇKP, dev­rim­de pro­le­tar­ya­nın he­ge­mon­ya­sı­nı de­ğil de, küçük burjuva­zi­nin ve or­ta bur­ju­va­zi­nin dev­rim­de ha­kim ro­le sa­hip ol­ma­la­rı için fa­ali­yet gös­ter­miş­se, küçük burjuva­zi­nin ve or­ta bur­ju­va­zi­ni­nin dev­rim­de ege­men ol­ma­sı­nı en­gel­le­yen top­lum­sal güç ney­di ve bu güç han­gi si­ya­si ör­güt­len­me­de ifa­de­si­ni bu­lu­yor­du. Eğer ÇKP, bü­tün ha­ya­tı bo­yun­ca re­viz­yo­nist idiy­se, Mark­sist-Le­ni­nist ide­olo­ji­nin ha­kim ide­olo­ji ol­ma­sı­na kar­şı çık­tıy­sa, onun bu alan­da­ki fa­ali­yet­le­ri­ni so­nu­ca ulaş­tır­ma­yan ney­di? İk­ti­da­rı bu ni­te­lik­te bir par­ti ele ge­çir­diy­se, ne­den Sov­yet­ler Bir­li­ği’nde­ki du­ru­ma ben­zer bir du­rum da­ha ön­ce ger­çek­leş­me­di?

Öte yan­da, Çin ge­ri­ci­li­ği­ne, Ja­pon em­per­ya­liz­mi­ne ve Ame­ri­kan em­per­ya­liz­mi­ne ve on­la­rın uşa­ğı Çan Kay Şek kli­ği­ne kar­şı mü­ca­de­le­de, da­ha son­ra mo­dern re­viz­yo­niz­me ve sos­yal em­per­ya­liz­me kar­şı mü­ca­de­le­de Çin hal­kı­na, “küçük burjuva­zi­nin ve or­ta bur­ju­va­zi­nin dev­rim­de ha­kim ro­le sa­hip ol­ma­la­rı için fa­ali­yet” gös­te­ren ÇKP mi ön­der­lik et­ti?

Ger­çek böy­ley­se, em­per­ya­liz­me ve uşak­la­rı­na kar­şı, pro­le­tar­ya­nın ön­cü­lü­ğü ol­ma­dan, ger­çek an­lam­da bir ko­mü­nist par­ti­nin ön­cü­lü­ğü ol­ma­dan, pro­lar­ya­nın si­ya­se­ti ve ide­olo­ji­si ol­ma­dan da, za­fer ka­zan­ma ola­sı­lı­ğı var de­mek­tir; ki bu an­la­yış, bur­ju­va ve re­form­cu ha­yal­le­rin, opor­tü­nist ve re­viz­yo­nist gö­rüş­le­rin ya­yıl­ma­sı­na hiz­met eder. Em­per­ya­lizm ve pro­le­tar­ya dev­rim­le­ri ça­ğın­da, pro­le­tar­ya­nın dı­şın­da hiç­bir sı­nı­fın ön­der­li­ği ke­sin ve ka­lı­cı za­fer sağ­la­ya­maz.

Sta­lin, 1927’ler­de ÇKP’yi şöy­le de­ğer­len­di­ri­yor:
“… Eğer Çin Ko­mü­nist Par­ti­si, kı­sa za­man­da iki bin üye­li bir grup ol­mak­tan çı­kıp 60.000 üye­li bir yı­ğın par­ti­si du­ru­mu­na gel­miş­se; eğer Çin Ko­mü­nist Par­ti­si, bu dö­nem için­de, üç mil­yon pro­le­te­ri sen­di­ka­lar için­de ör­güt­le­me­yi ba­şar­mış­sa; eğer Çin Ko­mü­nist Par­ti­si, mil­yon­lar­ca köy­lü­yü uyu­şuk­luk­la­rın­dan kur­tar­ma­yı ve on­lar­ca mil­yon köy­lü­yü dev­rim­ci köy­lü bir­lik­le­ri içi­ne çek­me­yi ba­şar­mış­sa; eğer Çin Ko­mü­nist Par­ti­si, bu dö­nem için­de, ulu­sal or­du­nun bir­çok alay ve tü­men­le­ri­ni ken­di­ne ka­zan­ma­yı ba­şar­mış­sa; eğer Çin Ko­mü­nist Par­ti­si, bu dö­nem için­de, pro­le­tar­ya he­ge­mon­ya­sı dü­şün­ce­si­ni, bir is­tek ol­mak­tan çı­kar­tıp bir ger­çek du­ru­mu­na dö­nüş­tür­me­yi ba­şar­mış­sa; eğer Çin Ko­mü­nist Par­ti­si, kı­sa bir sü­re için­de, bü­tün bu ba­şa­rı­la­rı ger­çek­leş­tir­me­yi ba­şar­mış­sa, bu du­rum, baş­ka şey­ler ya­nın­da, onun, Le­nin ta­ra­fın­dan çi­zil­miş yo­lu iz­le­miş ol­ma­sıy­la açık­la­na­bi­lir.”(29)

Sta­lin bu de­ğer­len­dir­me­sin­de ya­nıl­mış mı­dır?
“On­lar uzun za­man­dan be­ri, Mark­sist-Le­ni­nist ide­olo­ji­nin bir sos­ya­list ül­ke­de ye­ga­ne ha­kim ide­olo­ji ol­ma­la­rın­dan ya­na de­ğil­ler­dir” de­nir­ken, do­lay­lı ola­rak Çin’in bir sos­ya­list ül­ke ol­ma­dı­ğı­nı ka­bul et­miş olu­yor Fik­ret Şe­hu. Pe­ki, “hiç­bir za­man”, “as­la” pro­le­tar­ya­nın ha­kim ol­ma­sın­dan ya­na ol­ma­yan bir par­ti mi sos­ya­liz­mi ger­çek­leş­tir­di? Dev­ri­me ön­der­lik eden par­ti sos­ya­lizm­den ve iş­çi sı­nı­fın­dan ya­na de­ğil­se, sos­ya­lizm­den na­sıl söz edi­le­bi­lir? Bu sos­ya­lizm bur­ju­va ya da küçük burjuva sos­ya­liz­mi ise, ne­den yıl­lar­ca ÇKP’ye, Çin’e, Çin yö­ne­ti­mi­ne kar­şı açık ta­vır iz­len­me­di.

Bü­tün ta­ri­hi bo­yun­ca “li­be­ral ve bur­ju­va de­mok­ra­tik” tu­tum iz­le­yen, “pro­le­tar­ya­nın ve par­ti­si­nin ön­der ro­lün­den ya­na” “as­la” ol­ma­yan ve bü­tün fa­ali­ye­ti­ni “küçük burjuva­zi­nin ve or­ta bur­ju­va­zi­ni­nin dev­rim­de ha­kim ro­le sa­hip ol­ma­la­rı” için gös­te­ren bir par­ti, “Ko­mü­nist Par­ti” adı­na, “pro­le­tar­ya­nın dev­rim­ci par­ti­si” adı­na la­yık ola­bi­lir mi? Do­ğal­dır ki, ola­maz. AEP-MK üye­si Fik­ret Şe­hu’ya ve do­la­yı­sıy­la AEP’ye gö­re, ÇKP, ha­ya­tı­nın hiç­bir dö­ne­min­de, ger­çek an­lam­da bir Ko­mü­nist Par­ti­si ol­ma­yı “as­la” ba­şa­ra­ma­mış­tır.
Bu de­ğer­len­dir­me­ye gö­re, ÇKP yö­ne­ti­ci­le­ri de bü­tün par­ti ta­ri­hi bo­yun­ca “re­viz­yo­niz­min ve opo­tü­niz­min” tem­sil­ci­le­ri ola­rak ele alın­mak ge­re­kir.

ÇKP’yi Mao Ze­dung’dan ay­rı ve ba­ğım­sız ele ala­bi­lir mi­yiz? Ha­yır… Ama bu de­ğer­len­dir­me, ka­çı­nıl­maz ola­rak bi­zi Mao Ze­dung’un da “opor­tü­nist ve re­viz­yo­nist” ol­du­ğu de­ğer­len­dir­me­si­ne ka­dar gö­tü­re­cek­tir.

ÇKP ön­der­li­ği­nin za­man za­man sağ ya da “sol” opor­tü­nist­le­rin eli­ne geç­ti­ği doğ­ru­dur. Ama bu, ÇKP’nin bü­tün ha­ya­tı bo­yun­ca re­viz­yo­nist ve opor­tü­nist ol­du­ğu an­la­mı­na gel­mez. Mark­sist­ler, şu ya da bu ko­nu­da de­ğer­len­dir­me ya­par­lar­ken ger­çek ol­gu­lar­dan ha­re­ket eder­ler; ta­ri­hi ko­şul­la­rı gö­zö­nün­de bu­lun­du­rur­lar. Ör­ne­ğin ÇKP ta­ri­hi in­ce­le­nir­ken, iki çiz­gi ara­sın­da­ki mü­ca­de­le ve bu mü­ca­de­le­nin si­ya­si so­nuç­la­rı doğ­ru de­ğer­len­di­ril­me­li­dir. Bir za­man­lar “Çin Ko­mü­nist Par­ti­si’nin Ge­nel Sek­re­te­ri olan Cen Du-Si­yu bir bur­ju­va ra­di­kal de­mok­ra­tıy­dı. Mark­sizm-Le­ni­niz­mi hiç kav­ra­ma­mış­tı. (…) Cen Du-Si­yu, o gün­kü aşa­ma­sın­da bur­ju­va dem­ko­ra­tik ni­te­lik­te olan Çin dev­ri­mi­nin ka­çı­nıl­maz bir şe­kil­de bur­ju­va cum­hu­ri­yet­le so­nuç­la­na­ca­ğı­nı ve bu yüz­den de bur­ju­va­zi­nin ön­der­lik ede­ce­ği­ni söy­lü­yor­du.”(30) Bu­na kar­şı­lık Mao Ze­dung, ÇKP için­de Mark­sizm-Le­ni­niz­mi tem­sil et­miş­tir. Za­man za­man par­ti ön­der­li­ği­ni ele ge­çi­ren ya da yö­ne­tim­de et­kin du­ru­ma ge­len bur­ju­va ra­di­kal­le­re, sağ ve “sol” opor­tü­nist­le­re kar­şı, Mao Ze­dung Mark­sizm-Le­ni­niz­mi sa­vun­muş­tur. Mao Ze­dung’un da çe­şit­li dö­nem­ler­de ha­ta­la­rı ola­bi­lir. Ha­ta­la­rı ta­ri­hi zor­luk­lar ve ko­şul­lar için­de ele al­mak ge­re­kir. Özel­lik­le ölü­mün­den son­ra Mao Ze­dung’a ye­ni Çin yö­ne­ti­mi ta­ra­fın­dan yö­nel­ti­len “eleş­ti­ri­ler”in içe­ri­ği­ni ve ama­cı­nı iyi kav­ra­mak ve bu ko­nu­da çok dik­kat­li ol­mak ge­re­kir.

Ya­zı­mız ÇKP’nin ve Mao Ze­dung’un de­ğer­len­dir­me­si­ni he­def al­ma­mak­ta­dır. Bu ko­nu­la­ra ile­ri­de de­ği­ne­ce­ğiz. Biz, bu ya­zı­mız­da baş­ka bir nok­ta­ya, AEP’nin ÇKP’yi de­ğer­len­dir­me öz ve bi­çi­mi­ne de­ğin­mek is­ti­yo­ruz.

Bu­gün, ulus­la­ra­ra­sı alan­da, ko­mü­nist ha­re­ke­tin ge­nel çiz­gi­si­ni ka­ba ha­ta­la­rıy­la da ol­sa sa­vu­nan grup­lar ve ye­ni tip­te Mark­sist-Le­ni­nist par­ti­le­rin göz­le­ri ve ku­lak­la­rı Ti­ran’a çev­ril­miş­tir. Ti­ran’dan çı­kan her ses, dik­kat­le iz­len­mek­te ve dün­ya ge­liş­me­si­nin so­run­la­rı üze­ri­ne ge­liş­tir­dik­le­ri ye­ni tez­ler, ye­ni ve can alı­cı tar­tış­ma­la­ra yol aç­mak­ta­dır. Ba­zı grup­lar ve ken­di ken­di­le­ri­ni “par­ti” ilan eden ba­zı si­ya­set­ler, es­ki alış­kan­lık­la­rı­nı, si­ya­si alan­da yön de­ğiş­tir­dik­le­ri hal­de hâ­lâ bağ­naz­ca sür­dür­mek­te­dir­ler. Da­ha dü­ne ka­dar ku­lak­la­rı­nı Pe­kin’den ayır­ma­yan­lar, bu kez de, ay­nı küçük burjuva an­la­yış­tan kay­nak­la­nan ya­ran­ma, gö­ze gir­me ça­ba­sı, onay­lan­ma ve kö­le­ce bir ruh ha­liy­le ez­ber­ci­lik­le­ri­ni sür­dür­mek­te­dir­ler ve çe­şit­li tu­tum ve dav­ra­nı­şa­rıy­la ken­di içe­rik­le­ri­ni ser­gi­le­mek­te­dir­ler. Baş­ta HK, DHY ve HB ol­mak üze­re, bu ko­nu­da bir­bir­le­riy­le aman­sız­ca ya­rı­şı­yor­lar. On­lar, asıl ta­yin edi­ci şe­yin, ül­ke­miz dev­rim­ci ha­re­ke­ti­nin ni­te­li­ği ol­du­ğu­nu unu­tu­yor­lar. On­lar, yal­nız ba­şı­na Ti­ran’ın ona­yı­nın dev­rim­ci mü­ca­de­le­miz için ta­yin edi­ci ola­ca­ğı­nı sa­nı­yor­lar; ya­nı­lı­yor­lar. Kit­le­le­re git­me­den, kit­le­ler­ce ka­bul edil­me­den, kit­le­le­rin ön­de­ri ol­ma­dan Ti­ran’ın ona­yı­nı bek­li­yor­lar. Bu ne­den­le, AEP’nin göz­le gö­rü­lür yan­lış de­ğer­len­dir­me­le­ri kar­şı­sın­da “AEP eleş­ti­ri­le­mez” man­tı­ğı ile su­su­yor­lar ve eleş­ti­ri yö­nel­ten si­ya­set­le­re kar­şı da bağ­naz­ca sal­dı­rı­yor­lar.

Bi­ze gö­re, eleş­ti­ri­le­me­ye­cek hiç­bir par­ti, ön­der, ha­re­ket ola­maz. Biz eleş­ti­ri öze­leş­ti­ri me­ka­niz­ma­sı­nı Mark­sist-Le­ni­nist­le­rin vaz­ge­çil­mez bir si­la­hı ola­rak gö­rü­yo­ruz ve bu si­la­hı iş­let­me­ye ka­rar­lı­yız.

AEP’nin son za­man­lar­da ya­yın­la­nan ba­zı gö­rüş­le­ri, dev­rim­ci saf­lar­da ka­fa bu­la­nık­lı­ğı­na ne­den ola­cak yan­la­rı içer­mek­te­dir. Par­ti için­de sı­nıf mü­ca­de­le­si­nin ifa­de­si olan iki çiz­gi ara­sın­da­ki mü­ca­de­le­nin red­di, as­lın­da di­ya­lek­ti­ğin red­di­dir. İm­ti­yaz­lar ve kre­di­ler ko­nu­su, sö­mür­ge ve ya­rı sö­mür­ge, ya­rı fe­odal ül­ke­ler­de, kır­la­rın ve köy­lü­lü­ğün dev­rim­de­ki ro­lü vb. ko­nu­lar­da Mark­sizm-Le­ni­nizm ile çe­li­şen gö­rüş­ler gör­mek­te­yiz. Bi­ze bu­la­nık ve an­la­şıl­maz ge­len her ko­nu­yu, bun­dan böy­le, ola­nak­la­rı­mız nis­pe­tin­de açık­la­ma­ya ça­lı­şa­ca­ğız. Gö­rüş­le­ri­mi­zi ve eleş­ti­ri­le­ri­mi­zi su­nar­ken, En­ver Ho­ca’nın şu söz­le­ri­ni an­ma­dan ge­çe­me­ye­ce­ğiz:

“Eleş­ti­ri­le­ri­mi­zi Sov­yet yol­daş­la­rın ve di­ğer­le­ri­nin doğ­ru bir bi­çim­de onay­la­ya­cak­la­rı ko­nu­sun­da iyim­se­riz; bu­na inan­cı­mız tam­dır. Eleş­ti­ri­miz sert, fa­kat açık ve sa­mi­mi­dir ve iliş­ki­le­ri­mi­zi sağ­lam­laş­tır­ma­ya yö­ne­lik­tir.”(31)

Biz de, eleş­ti­ri­le­ri­mi­zin Ar­na­vut yol­daş­lar ta­ra­fın­dan böy­le kar­şı­la­na­ca­ğı­na ina­nı­yo­ruz.

Şim­di ko­nu­mu­za ge­le­lim:
AEP, 81 Ko­mü­nist ve İş­çi Par­ti­si’nin Mos­ko­va’da 16 Ka­sım 1960’ta yap­tı­ğı top­lan­tı­da, Sov­yet­ler Bir­li­ği ön­der­li­ği­nin

“… ger­çe­ğe da­yan­ma­yan ve hiç­bir te­me­li ol­ma­yan ha­ta­lar­dan do­la­yı Çin Ko­mü­nist Par­ti­si’nin ulus­la­ra­ra­sı Ko­mü­nist ha­re­ket ta­ra­fın­dan mah­kûm edil­me­si­ni”(32) sağ­la­ma gi­ri­şim­le­ri­nin kar­şı­sı­na di­kil­di. Çün­kü “AEP’nin bü­tün üye­le­ri­nin or­tak gö­rü­şü ÇKP’yi Mark­sizm-Le­ni­nizm’­den sap­mak­la, 1957 Mos­ko­va Bil­di­ri­si’ni çiğ­ne­mek ve on­dan ay­rıl­mak­la hak­sız ye­re suç­la­yan Sov­yet yol­daş­la­rın ağır bir ha­ta iş­le­dik­le­ri”(33) yo­lun­day­dı. Sov­yet yö­ne­ti­ci­le­ri, ÇKP’yi “doğ­ma­tik”, “sek­ter”, “sa­vaş­tan ya­na”, “ba­rış için­de bir ara­da ya­şa­ma il­ke­si­ne kar­şı”, “sos­ya­list kamp için­de ay­rı­ca­lık­lı bir ye­re sa­hip ol­ma­yı is­te­mek”, “hi­zip­çi ve Troç­kist”, “Ko­mü­nist ha­re­ket için bü­yük bir teh­li­ke” vb. suç­la­ma­la­rıy­la mah­kûm et­me­ye ça­lı­şı­yor­lar­dı.

Bir za­man­lar mo­dern re­viz­yo­niz­min sal­dı­rı­la­rı­na kar­şı ÇKP’yi sa­vu­nan AEP, bu­gün Fik­ret Şe­hu’nun ko­nuş­ma­sıy­la ÇKP’yi hiç­bir za­man ve “as­la” Mark­sist-Le­ni­nist ol­ma­yı ba­şa­ra­ma­mış bir par­ti ola­rak de­ğer­len­dir­mek­te­dir. Oy­sa AEP ta­ri­hi bi­ze ÇKP için çok fark­lı şey­ler öğ­ren­miş­tir.

AEP ta­ri­hi der ki:
“Dev­rim­ci saf­lar­da yer alan sos­ya­list ül­ke­ler ve hür­ri­yet, ba­ğım­sız­lık ve sos­ya­lizm uğ­ru­na mü­ade­le eden bü­tün güç­ler, ABD em­per­ya­liz­mi­nin ve Sov­yet re­viz­yo­nist em­per­ya­liz­mi­nin esas ve or­tak düş­man­la­rıy­dı. On­la­rın en bü­yük düş­ma­nı, ABD ka­pi­ta­list­le­ri­nin ve mo­dern re­viz­yo­nist­le­rin he­ge­mon­ya­cı emel­le­ri­nin kar­şı­sı­na di­ki­len aşıl­maz en­gel, Çin Halk Cum­hu­ri­ye­ti’ydi. Esas dar­be­le­ri­ni Çin Halk Cum­hu­ri­ye­ti’ne yö­nelt­me­le­ri iş­te bu yüz­den­dir.”(34)

“Çin Halk Cum­hu­ri­ye­ti’nin ve baş­ta bü­yük Mark­sist-Le­ni­nist Mao Ze­dung’un bu­lun­du­ğu Çin Ko­mü­nist Par­ti­si’nin dün­ya dev­rim­ci ko­mü­nist ve kur­tu­luş ha­re­ke­tin­de oy­na­dı­ğı mu­az­zam ro­lü gö­zö­nün­de bu­lun­du­ran AEP şu­nu or­ta­ya koy­du:

“Bü­tün Mark­sist-Le­ni­nist par­ti­ler ve güç­ler, eşit ve ba­ğım­sız bir şe­kil­de, Çin Ko­mü­nist Par­ti­si ve Çin Halk Cum­hu­ri­ye­ti’yle sı­kı­ca bir­leş­me­li ve düş­man­la­rı­mı­zın çar­pıp par­ça­la­na­cak­la­rı çe­lik­ten bir blok mey­da­na ge­tir­me­li­dir­ler.”(35)

AEP ta­ri­hi 1971’de ya­yın­lan­mış­tır. En­ver Ho­ca 1960’ta:
“Mark­sizm-Le­ni­niz­min il­ke­le­ri­ni ve Mos­ko­va Bil­di­ri­si’ni (1957) tah­rif eden akı­ma kar­şı Mark­sist il­ke­le­ri açık­ça sa­vu­nan par­ti­ler, Bük­reş’te sa­de­ce Çin Ko­mü­nist Par­ti­si ile Emek Par­ti­miz…”(36)

Yi­ne di­yor­du ki:
“Biz Bük­reş’te Mark­sizm-Le­ni­niz­mi sa­vun­duk, par­ti­nin çiz­gi­si­ni sa­vun­duk. Biz bu il­ke­li ve yü­rek­li mü­ca­de­le­yi ve­rir­ken, bir yan­dan ken­di­mi­zi Çin’li yol­daş­lar­la ay­nı saf­ta bul­duk, çün­kü on­lar da tıp­kı bi­zim par­ti­miz gi­bi Mark­sizm-Le­ni­niz­min saf­lı­ğı­nı ko­ru­mak için mü­ca­de­le eden şan­lı par­ti­le­ri­ni sa­vu­nu­yor­lar­dı.”(37)

“Par­ti­miz, Çin’li yol­daş­lar­la ve ay­nı şe­kil­de doğ­ru ta­vır alan baş­ka par­ti­ler­den yol­daş­lar­la bir­lik­te Mark­sizm-Le­ne­niz­min öğ­re­ti­le­ri­ni sağ­lam ka­nıt­lar ge­ti­re­rek sa­vun­du.”(38)

Fik­ret Şe­hu ile En­ver Ho­ca’nın bir­bir­le­riy­le ta­ban ta­ba­na zıt bu iki de­ğer­len­dir­me­si biz­le­ri dü­şün­dür­mek­te­dir. Çün­kü biz bi­li­yo­ruz ki bu gö­rüş­ler sa­de­ce Fik­ret Şe­hu’nun gö­rüş­le­ri de­ğil­dir.

1970’te, Le­nin’in do­ğu­mu­nun 100. yıl­dö­nü­mün­de, AEP-MK üye­si Ra­miz Alia şöy­le di­yor­du:

“Le­ni­niz­min ger­çek mi­ras­çı­la­rı ve sa­vu­nu­cu­la­rı, onu uy­gu­la­yan­lar ve ge­liş­ti­ren­ler, Le­nin’in öğ­re­ti­le­ri­nin dev­rim­ci özü­ne ve ru­hu­na sa­da­kat­la bağ­lı ka­lan ha­re­ket­le­ri­nin her adı­mın­da Le­nin’in ölüm­süz fi­kir­le­ri­ni reh­ber alan Çin Ko­mü­nist Par­ti­si, Mark­sist-Le­ni­nist par­ti­ler ve sağ­lık­lı güç­ler­dir; dün­ya ko­mü­nizm da­va­sı­nı iler­le­ten­ler, za­fer­le do­lu Mark­sizm-Le­ni­niz­min öğ­re­ti­le­ri­nin saf­lı­ğı­nı tu­tar­lı bir şe­kil­de ve yıl­ma­dan sa­vu­nan­lar, bur­ju­va­zi­ye, em­per­ya­liz­me ve opor­tü­niz­me kar­şı ka­rar­lı­lık­la mü­ca­de­le eden­ler­dir.

“Le­nin’in do­ğu­mu­nun yü­zün­cü yıl­dö­nü­mün­de sos­ya­liz­min bay­ra­ğı yü­ce Çin hal­kı üze­rin­de gu­rur­la dal­ga­lan­mak­ta­dır. Ba­şın­da bü­yük Mark­sist-Le­ni­nist Mao Ze­dung yol­daş bu­lu­nan Çin Ko­mü­nist Par­ti­si, Çin hal­kı­na Le­nin’in yo­lun­da reh­ber­lik et­mek­te­dir. Rus­ya’da­ki Ekim Dev­ri­mi’nden son­ra en önem­li dün­ya ola­yı olan Çin Dev­ri­mi, sos­ya­liz­me ve ko­mü­niz­me za­fer­le iler­le­mek­te­dir. Çin­li ko­mü­nist­ler, pro­le­tar­ya­nın dev­rim­ci te­ori­si­ne sa­da­ka­tın ve dü­şman­la­rı­na kar­şı aman­sız­ca mü­ca­de­le­nin par­lak bir ör­ne­ği­ni ver­miş­ler­dir. Mao Ze­dung’un ya­ra­tı­cı dü­şün­ce­si, Mark­sizm-Le­ninizm ha­zi­ne­si­ne, eleş­ti­ri­ci ve dev­rim­ci ru­hu­nun ko­run­ma­sı ve ye­ni­den ge­liş­ti­ril­me­si­ne mu­az­zam kat­kı­lar­da bu­lun­muş­tur.”(39)

1971’de, AEP’nin 6. Kong­re Ra­por­la­rı’nda En­ver Ho­ca Çin için şöy­le di­yor­du:
“Halk Çin’i ve Ar­na­vut­luk, Mark­sist-Le­ni­nist çiz­gi­yi tu­tar­lı bir şe­kil­de iz­le­yen ve sos­ya­liz­mi in­şa eden bu iki ül­ke, dev­rim­ci ha­re­ke­ti önem­li öl­çü­de et­ki­le­mek­te, ge­niş­le­me­si yö­nün­de dev­rim­ci ha­re­ke­te coş­kun­luk ve­ren, teş­vik edi­ci bir ör­nek ol­mak­ta ve halk­la­rın dev­rim ve kur­tu­luş mü­ca­de­le­le­ri­ni des­tek­le­yen sağ­lam bir da­ya­nak teş­kil et­mek­te­dir.”(40)

“Dev­rim­ci har­ke­tin bü­tün dün­ya­da güç ka­zan­ma­sın­da ve bü­yü­me­sin­de dev­ri­min ve sos­ya­liz­min kud­ret­li ka­le­si Çin Halk Cum­hu­ri­ye­ti özel­lik­le önem­li bir rol oy­na­mış­tır.”(41)

Yi­ne En­ver Ho­ca şöy­le der:
“Ar­na­vut­luk Ko­nü­nist­le­ri ve Ar­na­vut­luk hal­kı, kar­deş Çin hal­kı­nın Çin Ko­mü­nist Par­ti­si’nin ön­der­li­ği al­tın­da, Çin’de­ki sos­ya­list dev­rim ve sos­ya­list kur­tu­luş­ta pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü­nün sağ­lam­laş­tı­rıl­ma­sı, ana­va­ta­nın güç­len­di­ril­me­si ve iler­le­til­me­si için yü­rü­tü­len sı­nıf mü­ca­de­le­sin­de ka­zan­dı­ğı ba­şa­rı­la­rı son­suz bir se­vinç­le kar­şı­la­mak­ta­dır.” (…) “Çin hal­kı­nın şan­lı dev­ri­min­de ve sos­ya­liz­min in­şa­sın­da ka­zan­dı­ğı ta­ri­hi za­fer­ler, ye­ni halk Çin’inin ya­ra­tıl­ma­sı ve onun bu­gün dün­ya­da sa­hip ol­du­ğu bü­yük iti­bar, bü­yük dev­rim­ci Mao Ze­dung yol­da­şın adı­na, öğ­re­ti­le­ri­ne doğ­ru­dan bağ­lı­dır. Bu ün­lü Mark­sist-Le­ni­nis­tin ese­ri, pro­le­tar­ya­nın dev­rim­ci te­ori­si­nin ve pra­ti­ği­nin zen­gin­leş­ti­ril­me­si­ne ya­pıl­mış bir kat­kı­dır.”(42)

Övü­cü bu söz­ler­den son­ra Fik­ret Şe­hu’nun de­ğer­len­dir­me­si üze­ri­ne cid­di­yet­le eğil­mek ve dü­şün­mek ge­re­ki­yor. Mao Ze­dung’un ölü­mün­den son­ra Çin’de mey­da­na ge­len de­ği­şim­le­rin kök­le­ri Çin ta­ri­hi­nin de­rin­lik­le­rin­de aran­ma­lı­dır. Ye­ni opor­tü­niz­me kar­şı mü­ca­de­le eder­ken “sol” ha­ta­la­ra düş­mek­ten ka­çı­nıl­ma­lı­dır. Çin’in geç­mi­şi de­ğer­len­di­ri­lir­ken, özel­lik­le mo­dern re­viz­yo­ninst­le­re fır­sat ve­ril­me­me­li ve mo­dern re­viz­yo­niz­me tes­li­mi­yet­çi­lik iz­le­ni­mi uyan­dı­ra­cak tu­tum­lar­dan uzak du­rul­ma­lı­dır. Ve en önem­li­si, salt ken­di gö­rüş­le­ri için­de tu­tar­lı ola­bil­me­si için bi­le geç­mi­şin de­ğer­len­di­ril­me­si sağ­lık­lı bir öze­leş­ti­ri bi­çi­min­de ele alın­ma­lı, eleş­ti­ri mad­di da­ya­nak­lar üze­ri­ne otur­tul­ma­lı­dır.
Şu­nu be­lir­te­lim ki, bu so­run­lar üze­rin­de Mark­sist-Le­ni­nist ol­ma­nın ge­rek­tir­di­ği so­rum­lu­luk­la du­rul­maz­sa, bu tu­tum ye­ni olum­suz­luk­la­rı da pe­şi sı­ra ge­ti­re­cek­tir. Evet dü­şün­me­miz ge­re­ki­yor; söz­ge­li­mi bu­gün AEP, “halk sa­va­şı” an­la­yı­şı üs­tü­ne ne dü­şün­mek­te­dir? Eğer o “halk sa­va­şı” an­la­yı­şı­nı “an­ti Mark­sist” bu­lu­yor­sa ve onun bu yo­rum­la­yı­şı halk sa­va­şı ku­ram­cı­sı ve ön­der­le­ri­nin (ör­ne­ğin Mao’nun) utan­gaç bir bi­çim­de “an­ti Mark­sist” ilan edi­li­şiy­se, AEP’i “Mark­sizm-Le­ni­niz­min ulus­la­ra­ra­sı mer­ke­zi” sa­yan ve de “der­vim plat­form­la­rı esas ola­rak halk sa­va­şı an­la­yı­şı üs­tü­ne ku­ru­lu” olan si­ya­set­le­rin (di­ye­lim ki HK’nın) tu­tum­la­rı na­sıl açık­la­na­bi­lir? Hem “halk sa­va­şı” de­mek, hem de “Mark­sizm-Le­ni­niz­min ulus­la­ra­ra­sı mer­ke­zi” su­nu­şuy­la, AEP’nin “halk sa­va­şı”na iliş­kin gö­rüş­le­ri­ni ya­yın­la­rın­da (üs­te­lik yo­rum­suz ola­rak) ya­yın­la­mak na­sıl açık­la­na­bi­lir? (bkz. HK, s. 134) Ve yi­ne ÇKP’ye “hiç­bir za­man ko­mü­nist ol­ma­dı” di­yen ve bu söz­le ken­di geç­mi­şi­ne, hem Sta­lin’e, hem bir­çok ör­gü­te ve ko­mü­nist ön­de­re “tek­zip’ çı­ka­ran AEP’nin, bu tu­tu­mu­na iliş­kin ola­rak, şim­di onu “ulus­la­ra­ra­sı Mark­sizm-Le­ni­nizm mer­ke­zi” sa­yan grup­lar ya da par­ti­le­rin açık de­ğer­len­dir­me­le­ri ne­dir? AEP’nin, ye­ni Çin re­viz­yo­nist yö­ne­ti­mi­nin “Mao’yu eleş­ti­ri” kam­pan­ya­la­rı için açık tu­tu­mu ne­dir? AEP’e sa­da­kat­le bağ­lı­lı­ğı bi­li­nen ki­mi ör­güt­le­rin (di­ye­lim ki KPD-ML’nin) Mao’ya yö­nelt­ti­ği “ni­te­le­me­ler”e kar­şı AEP’nin tu­tu­mu ne­dir? Ve ay­rı­ca bu ör­güt­le­rin özel­lik­le bu ko­nu­da­ki tu­tum­la­rı AEP’den ba­ğım­sız ola­bi­lir mi? Bu­gün si­ya­si akım­lar, ta­raf­tar­la­rı­na Mark­sizm-Le­ni­niz­mi öğ­ret­me­de eği­tim ki­tap­la­rı ola­rak hem “ÇKP dün­ya ko­mü­niz­mi­nin ön­de­ri”, hem “ÇKP hiç­bir za­man ko­mü­nist ol­ma­dı” di­yen AEP’nin gö­rüş­le­ri­ni öne­rir­ken (söz­ge­li­mi P.B. Sa­yı 9) ken­di­ne ne­yi kıs­tas al­mak­ta, ta­raf­tar­la­rı­na bu uyum­suz­lu­ğu na­sıl açık­la­mak­ta­dır? AEP’ye çe­liş­ki­le­ri, olum­suz­luk­la­rı, uyum­suz­luk­la­rı da da­hil, her şe­yiy­le tes­lim, her şe­yi­nin kop­ya si­ya­se­ti­ni mi? Bu ve ben­ze­ri so­ru­lar uza­tı­la­bi­lir. Bi­zim üze­rin­de du­rup ha­tır­lat­ma­mız ge­re­ken şey bu so­ru­nun de­mo­go­ji ko­nu­su edil­me­me­si­dir. Ya­pıl­ma­sı ge­re­ken dev­rim­ci eleş­ti­ri, öze­leş­ti­ri­nin bu so­ru­na iliş­kin özü­nü ve bi­çi­mi­ni tes­bit­tir. Yok­sa tek tek ül­ke­ler­de, dev­ri­min ken­di öz­gü­lü­nü bul­ma ça­ba­sı ye­ni en­gel­ler­le kar­şı­la­şa­cak­tır.

Bi­zim özel nok­ta­la­rı önü­müz­de­ki sa­yı­lar­da aça­ca­ğı­mız AEP eleş­ti­ri­si, ge­nel hat­la­rıy­la bu mer­kez­de­dir.

1978 Ara­lık’ın­da Güney’in 32. sa­yı­sın­da ya­yın­lan­dı.