KAYSERİ KONUŞMALARI —II

Soru: Dev­rim ne­dir?

Yılmaz Güney: Kı­sa­ca, ezi­len ve sö­mü­rü­len sı­nıf­la­rın, ege­men sı­nıf­la­rın si­ya­sal ik­ti­da­rı­ de­vir­me­si, dev­let me­ka­niz­ma­sı­nın bur­ju­va özü­nü par­ça­la­ya­rak, ezi­len sı­nıf­lar ya­ra­rı­na dev­le­ti ye­ni­den ör­güt­len­dir­me­si ola­yı­dır. Ya­ni dev­rim, em­per­ya­list iş­bir­lik­çi­le­rin ye­nil­me­si, do­la­yı­sıy­la em­per­ya­list­le­rin ulu­sal plan­da ye­nil­me­si ve bu mü­ca­de­le sü­re­ci içe­ri­sin­de, dev­rim düş­ma­nı ge­ri­ci akım­la­rın, re­viz­yo­niz­min, re­for­miz­min, opor­tü­niz­min ye­nil­me­si ve iş­çi-köy­lü de­mok­ra­tik halk ik­ti­da­rı­nın ku­rul­ma­sı ve sağ­lam­laş­tı­rıl­ma­sı ola­yı­dır. Dev­rim, ezi­len ve yok­sul kit­le­le­rin kur­tu­lu­şu de­mek­tir.

Da­ha ge­niş an­lat­mak ge­re­kir­se dev­rim, ge­li­şen üre­ti­ci güç­le­riy­le ve bun­la­ra te­ka­bül eden ku­rum­lar, sı­nıf­lar, fi­kir­ler vb. ile bu güç­le­rin ge­liş­me­le­ri­ni ön­le­yen üre­tim iliş­ki­le­ri ve bun­la­ra te­ka­bül eden ku­rum­lar, sı­nıf­lar, fi­kir­ler vb. ara­sın­da­ki çe­liş­me­le­rin, üre­tim güç­le­ri­ne te­ka­bül eden sı­nıf güç­le­ri ta­ra­fın­dan zor yo­luy­la par­ça­lan­ma­sı ve ye­ni üre­tim güç­le­ri­ne uy­gun, ge­liş­me­ye yar­dım­cı ve sü­rek­li uyum sağ­la­ya­bi­le­cek ni­te­lik­te ye­ni üre­tim iliş­ki­le­ri­nin ve dev­let bi­çi­mi­nin ya­ra­tıl­ma­sı ve ye­ni bir üre­tim ve top­lum bi­çi­mi­ne ge­çiş ola­yı­dır. Sı­nıf­la­ra­ra­sı mü­ca­de­le­nin va­ra­ca­ğı zo­run­lu so­nuç bu­dur.

Marx şöy­le der: “…bü­tün sı­nıf ay­rı­lık­la­rı­nın kal­dı­rıl­ma­sı­na, bu sı­nıf ay­rı­lık­la­rı­nın da­yan­dı­ğı bü­tün üre­tim iliş­ki­le­ri­nin kal­dı­rıl­ma­sı­na, bu üre­tim iliş­ki­le­ri­nin kar­şı­lı­ğı olan bü­tün topm­lum­sal iliş­ki­le­rin kal­dı­rıl­ma­sı­na, bu top­lum­sal iliş­ki­ler­den kay­nak­la­nan bü­tün fi­kir­le­rin dev­rim­ci­leş­ti­ril­me­si­ne zo­run­lu ge­çiş nok­ta­sı ola­rak pro­le­tar­ya­nın sı­nıf dik­ta­tör­lü­ğü…”

Dev­rim is­te­ği­nin özün­de ya­tan iti­ci güç ne­dir?

Dev­rim zo­run­lu bir ih­ti­yaç­tır. Ka­çı­nıl­maz olu­şu­nun ne­de­ni bu­dur. Dev­rim is­te­ği ge­rek­li­lik­ten do­ğar.

Her in­sa­nı han­gi sı­nıf ve ta­ba­ka­ya men­sup olur­sa ol­sun, ken­di çı­kar­la­rı doğ­rul­tu­sun­da eko­no­mik, de­mok­ra­tik, si­ya­si, kül­tü­rel vb. mü­ca­de­le­ye iten, mü­ca­de­le bi­çim ve araç­la­rı­nı ge­liş­ti­ren, de­ğiş­ti­ren ana amaç ay­nı­dır: Ya­şa­mak… Da­ha iyi ya­şa­mak. İn­san­lar ya­şam­la­rı­nı sür­dü­re­bil­mek, da­ha iyi ha­le ge­ti­re­bil­mek ve çok bo­yut­lu ya­pa­bil­mek için ça­lı­şır­lar. Ba­zı in­san­lar, ba­zı in­san­la­rın da­ha kö­tü ya­şa­ma­sı pa­ha­sı­na da­ha iyi ya­şa­bi­lir­ler. Bi­r kı­sım in­san­lar —ki, bun­lar ço­ğun­luk­ta­dır— yok­sul­la­şır­ken, kü­çük bir azın­lık ise sü­rek­li zen­gin­le­şir. Ya­şa­ma is­te­ği, bir kısm in­sa­nı dev­rim­ci­leş­ti­rir­ken, bir kıs­mı­nı da kar­şı dev­ri­min saf­la­rı­na, ka­ran­lı­ğı­na atar.

En kü­çük top­lum­sal tat­sız­lı­ğın da, en bü­yük top­lum­sal kar­ga­şa­nın da kök­le­ri araş­tı­rı­lır­sa, ana ne­de­nin, in­san­ca, öz­gür ve dün­ya ni­met­le­rin­den, ça­ğın kül­tü­rel, tek­nik, bi­lim­sel ola­nak­la­rın­dan ye­te­rin­ce ya­rar­la­na­rak ya­şa­mak is­te­yen­ler­le, bun­la­rın önün­de­ki ge­ri­ci en­gel­ler ara­sın­da­ki çe­liş­me ol­du­ğu gö­rü­lür. İn­sa­nı kö­le­leş­ti­ren, bas­kı al­tın­da tu­tan, ge­liş­me­yi en­gel­le­yen, in­sa­nı in­sa­na kul­lu­ğa zor­la­yan ve bu tip iliş­ki­le­ri meş­ru gös­ter­me­yi amaç­la­yan, bas­kı­yı ve sö­mü­rü­yü ya­sal­laş­tı­ran iri­li ufak­lı bü­tün iliş­ki­ler­den kur­tu­la­rak, sı­nıf bas­kı­la­rın­dan ba­ğım­sız ya­şa­mak is­te­yen­ler­le bu­nun önün­de­ki ge­ri­ci en­gel­ler ve bas­kı­lar ara­sın­da­ki çe­liş­me, dev­ri­mi zo­run­lu kı­lar. İş­te, dün­ya­yı ve top­lum­la­rı sü­rek­li de­ği­şi­me iten, sı­nıf­lar ara­sı mü­ca­de­le­yi kan­lı kan­sız bi­çim­le­riy­le ge­liş­ti­ren, sa­vaş­la­rın, is­yan­la­rın, ba­şa­rı­la­rın ana ne­de­ni bu­dur.

Da­ha iyi ve da­ha öz­gür ya­şa­mak is­te­yen sı­nıf­lar, ken­di­le­ri­ni da­ha iyi ya­şa­mak­tan ve öz­gür ol­mak­tan alı­ko­yan sı­nıf­la­rın, her tür­lü sı­nıf bas­kı­la­rın­dan ve bas­kı araç­la­rın­dan kur­tul­mak is­ter. Dev­rim is­te­ği­nin özün­de ya­tan iti­ci güç bu­dur. Dev­ri­me yol açan ko­şul­lar, üre­tim ve sı­nıf mü­ca­de­le­si sü­re­ci içe­ri­sin­de ça­lı­şan in­sa­nın bi­lin­ci­ni, özel­lik­le bir sı­nıf ola­rak pro­le­tar­ya­nın bi­lin­ci­ni eği­tir. Bu mü­ca­de­le­de sı­nıf­lar kar­şı kar­şı­ya ge­lir­ler. Si­ya­si ik­ti­da­rı ve bas­kı or­gan­la­rı­nı elin­de bu­lun­du­ran sı­nıf ya da sı­nıf­lar, üre­tim iliş­ki­le­ri­ne ken­di sı­nıf çı­kar­la­rı doğ­rul­tu­sun­da yön ver­me­ye ve bu iliş­ki­le­ri ko­ru­ma­ya ça­lı­şır­lar. Ege­men sı­nıf­la­rın dev­let bi­çim­le­ri­ni da­ha bas­kı­cı ve zor­ba bi­çim­le­riy­le de­ğiş­tir­me­ye iten, bur­ju­va­zi­nin ge­ri­ci dik­ta­tör­lü­ğü­nü fa­şist dik­ta­tör­lük bi­çi­mi­ne dö­nüş­tü­ren de, emek­çi kit­le­le­rin ge­li­şen ör­güt­lü mü­ca­de­le­le­ri kar­şı­sın­da ça­re­siz kal­ma­la­rı­dır; es­ki bi­çim­de yö­ne­te­mez ha­le gel­me­le­ri­dir.

Gün­lük eko­no­mik mü­ca­de­le pra­ti­ği için­de ka­za­nı­lan bi­linç ve bu sı­nır­lar için­de ka­lan bi­linç, ege­men sı­nıf­la­rın si­ya­si da­la­ve­re­le­ri­ni kav­ra­ya­maz, dev­rim ya­pa­cak güç ni­te­li­ği­ne ula­şa­maz. An­cak bi­lim­sel sos­ya­liz­min ide­olo­ji­siy­le bir­leş­ti­ğin­de, ça­lı­şan in­sa­nın bi­lin­ci –özel­lik­le pro­le­tar­ya­nın bi­lin­ci– zen­gin­le­şir, dev­rim­ci­le­şir ve dev­ri­min ge­rek­li­li­ği­ni kav­rar. Biz bu­na, iş­çi sı­nı­fı ha­re­ke­ti ile sos­ya­liz­min ay­nı mec­ra­dan ak­ma­sı di­yo­ruz. Eko­no­mik ve de­mok­ra­tik mü­ca­de­le, si­ya­si ve ide­olo­jik mü­ca­de­le ile bir­le­şe­rek, kit­le­le­ri, ge­liş­me­le­ri­ni ön­le­yen ka­bu­ğu par­ça­la­ma­ya gö­tü­rür. On­la­rı yal­nız­ca ulu­sal plan­da de­ğil, ulus­la­ra­ra­sı plan­da da or­tak mü­ca­de­le he­def­le­ri­ne yö­nel­tir; en­ter­nas­yo­na­list bir ruh ka­zan­dı­rır.

En­ter­nas­yo­na­list ruh ne­dir?

En­ver Ho­ca di­yor ki: “Pro­le­ter­ya en­ter­nas­yo­na­liz­mi, her ül­ke pro­le­tar­ya­sı­nın ve bü­tü­nüy­le dün­ya pro­le­tar­ya­sı­nın es­ki ka­pi­ta­list dün­ya­yı şid­det yo­luy­la de­vir­mek, bur­ju­va ik­ti­da­rı­nı te­mel­le­rin­den yık­mak, üre­tim araç­la­rı­nın ve in­sa­nın in­san ta­ra­fın­dan sö­mü­rül­me­sin­de ka­pi­ta­list­le­re hiz­met eden her şe­yin efen­di­si ol­mak uğ­ru­na ver­dik­le­ri mü­ca­de­le­de­ki dü­şün­ce ve ey­lem bir­li­ği­dir.”

Her­han­gi bir ül­ke­de ve­ri­len dev­rim­ci mü­ca­de­le, dün­ya pro­le­ter dev­ri­mi­nin bir par­ça­sı­dır. Gö­rev­le­ri­mi­zi ye­ri­ne ge­ti­rir­ken, özel ola­rak ül­ke­miz pro­le­tar­ya­sı­na ve hal­kı­na, ge­nel ola­rak da dün­ya pro­le­tar­ya­sı­na ve dev­rim­ci halk­la­rı­na kar­şı so­rum­lu­yuz.

Bir ül­ke­de­ki ge­ri­ci sı­nıf­lar, ik­ti­da­rı­nı ko­ru­mak ve halk ha­re­ket­le­ri­ni ez­mek için na­sıl ulus­la­ra­ra­sı ser­ma­ye­nin ve dün­ya ge­ri­ci­li­ği­nin des­te­ği­ni alı­yor­lar­sa, re­viz­yo­nist­ler na­sıl dün­ya re­viz­yo­nist ha­re­ke­ti­nin ulus­la­ra­ra­sı mer­kez­le­rin­den des­tek bu­lu­yor­lar­lar­sa, opor­tü­nist­ler ulus­la­ra­ra­sı da­ya­nak­la­rın­dan güç alı­yor­lar­sa, dün­ya halk­la­rı ve dev­rim­ci pro­le­tar­ya­sı da, ulus­la­ra­ra­sı da­ya­nış­ma­la­rı­nı sür­dü­re­cek­ler ve bir­bir­le­ri­ne dü­şün­ce ve ey­lem alan­la­rın­da yar­dım ede­cek­ler­dir. Pro­le­ter­ya en­ter­nas­yo­na­liz­mi­nin özü, bir ül­ke­de­ki dev­rim­ci ha­re­ke­tin çı­kar­la­rı­nı, dün­ya pro­le­ter ha­re­ke­ti­nin çı­kar­la­rın­dan ko­par­ma­mak ve dün­ya pro­le­ter ha­re­ke­ti­nin çı­kar­la­rı­nı te­mel al­mak­tır. Bu te­mel il­ke­yi özüm­le­yen ruh en­ter­nas­yo­na­list ruh­tur; bi­rin­ci en­ter­nas­yo­na­list gö­rev de, ken­di ül­ke­miz­de dev­ri­mi ger­çek­leş­tir­mek­tir.

Bu­nun için ne ya­pıl­ma­lı­dır?

Dev­ri­min ger­çek­leş­ti­ril­me­si, üç te­mel si­la­hın oluş­tu­rul­ma­sı, iş­le­til­me­si ve sağ­lam­laş­tı­rıl­ma­sı­na bağ­lı­dır. Bun­lar, par­ti, yurt­se­ver bir­le­şik cep­he ve or­du­dur.

Dev­rim­ci mü­ca­de­le­de, ob­jek­tif ko­şul­la­rın doğ­ru de­ğer­len­di­ril­me­si te­me­lin­de, ta­yin edi­ci ro­lü dev­rim­ci par­ti oy­nar. Par­ti­yi de ko­şul­lar zo­run­lu kı­lar. Çün­kü dev­rim, sı­nıf­la­rın, par­ti­le­rin ira­de­sin­den ba­ğım­sız olan ko­şu­la­rın zo­run­lu ürü­nü­dür­.

Gü­nü­mü­zün acil gö­re­vi, dev­rim­ci grup, ki­şi ve ör­güt­le­rin bir­leş­ti­ri­le­rek pro­le­tar­ya par­ti­si­nin ya­ra­tıl­ma­sı­dır. Be­nim ama­cım da bu­dur. Bu sü­re­ce kat­kı­da bu­lun­mak­tır. Bir­li­ği ger­çek­leş­tir­mek için, te­mel gö­rüş­le­ri­mi­zi, acil si­ya­sal gö­rev­le­ri­mi­zi bü­tü­nüy­le or­ta­ya ko­yan si­ya­sal bir prog­ram üze­rin­de an­laş­ma­mız ge­re­ki­yor. Par­ti, kit­le­le­re ve bi­lim­sel sos­ya­liz­min ide­olo­jik ve te­orik te­mel­le­ri­ne da­yan­ma­lı­dır.

Le­nin der ki:
“Bü­tün sos­ya­list­le­ri bir­leş­ti­ren ve on­la­rın inanç­la­rı­na kay­nak olan, mü­ca­de­le yön­tem­le­rin­de ve ey­lem­le­rin­de uy­gu­la­dık­la­rı dev­rim­ci te­ori ol­ma­dan güç­lü bir sos­ya­list par­ti ola­maz.”

Ül­ke­miz­de, ken­di­le­ri­ne “pro­le­tar­ya­nın par­ti­si­yiz” di­yen beş-al­tı ta­ne par­ti var. Bu ko­nu­da ne dü­şü­nü­yor­su­nuz?

Pro­le­tar­ya­nın sı­nıf bir­li­ği­nin en yük­sek bi­çi­mi olan pro­le­tar­ya­nın dev­rim­ci par­ti­si için Le­nin “…bu par­ti, ön­der­le­ri, sı­nı­fı ve yı­ğın­la­rı ho­mo­jen ve bö­lün­mez bir bü­tün için­de bir­bi­ri­ne bağ­la­ma­yı ba­şar­ma­dan böy­le bir ada la­yık ola­maz” der. Ben, bu ta­nı­mı ör­nek ala­rak, ül­ke­miz bu­gü­ne dek bu ada la­yık bir par­ti­ye sa­hip ola­ma­mış­tır di­yo­rum. Pro­le­tar­ya­nın adı­na la­yık ol­ma­sı­nın en önem­li bel­ge­si de, ben­ce, dev­ri­me ön­der­lik ede­bil­me­si ve der­vi­mi ba­şa­rı­ya ulaş­tı­ra­bil­me­si­dir. Bu gö­re­vi ye­ri­ne ge­ti­re­me­miş bir par­ti, ya­şa­mı­nın bel­li bir dö­ne­min­de, doğ­ru bir yol iz­le­miş ol­sa bi­le, doğ­ru fi­kir­le­ri ka­ğıt üze­ri­ne ge­çir­miş ol­sa bi­le, bu ada la­yık de­ğil­dir. Önem­li olan, ka­ğıt üze­ri­ne de­ğil, doğ­ru­la­rı ha­ya­ta ge­çir­mek­tir.

Dün­ya dev­ri­mi­nin ta­ri­hi­ne ba­kar­sak, gö­rü­rüz ki bir­çok par­ti, ül­ke­si­ni dev­ri­me gö­tür­müş, ob­jek­tif ko­şul­la­rın dev­ri­me uy­gun ol­ma­sı­na kar­şın, bir­çok par­ti de dev­ri­mi ger­çek­leş­tir­mek bir ya­na, par­ti­le­ri­ni opor­tü­niz­min, re­viz­yo­niz­min ba­tak­lı­ğı­na dü­şür­müş­tür.

Tür­ki­ye dev­ri­mi, mut­la­ka, tek bir par­ti­nin dam­ga­sı­nı ta­şı­ya­cak­tır. Üç, beş, el­li par­ti de ola­bi­lir. Önem­li olan, dev­ri­me dam­ga­sı­nı vu­ra­cak par­ti­nin ni­te­li­ği­dir. Ba­na gö­re, dev­rim sü­re­ci içe­ri­sin­de, re­viz­yo­nizm, opor­tü­nizm ve her tür­den ge­ri­ci­le­ğe kar­şı, be­nim de için­de yer ala­ca­ğım, ulus­la­ra­ra­sı dev­rim­ci pro­le­tar­ya ha­re­ke­ti­nin tez­le­ri­ni te­mel alan, mo­dern re­viz­yo­niz­me, üç dün­ya opor­tü­niz­mi­ne, ma­ce­ra­cı­lı­ğa kar­şı olan si­ya­si ha­re­ket­le­rin bel­li bir mü­ca­de­le sü­re­ci içe­ri­sin­de, ide­olo­jik mü­ca­de­le süz­ge­cin­den ge­çe­rek, eleş­ti­ri­ ö­ze­leş­ti­ri so­nu­cu oluş­tu­ra­cak­la­rı bir­le­şik pro­le­tar­ya par­ti­si, Tür­ki­ye dev­ri­mi­ne dam­ga­sı­nı vu­ra­cak­tır.

Ül­ke­miz dev­ri­mi, hiç­bir ül­ke­nin dev­ri­mi­ni kop­ya ede­mez. Ko­şul­la­rı ge­re­ği hiç­bir ül­ke­nin dev­ri­mi­ne de ben­ze­me­ye­cek­tir. Bi­zim için, tek ba­şı­na ne Sov­yet ti­pi “ayak­lan­ma”, ne de Çin mo­de­li “halk sa­va­şı” bi­çim­le­ri ge­çer­li de­ğil­dir.
Ama­cı­mız, pro­le­tar­ya­nın si­ya­si ik­ti­da­rı­nı ka­zan­ma­sı, ça­lı­şan in­san­la­rın tam ola­rak kur­tul­ma­sı için sos­ya­list top­lu­mun ör­güt­len­me­si ve sı­nıf­sız top­lu­ma ge­çi­şin ko­şul­la­rı­nın ya­ra­tıl­ma­sı­dır. Önü­müz­de­ki ­gö­rev­ler, pro­le­tar­ya­nın sı­nıf kav­ga­sı­nı ör­güt­le­mek, bu sa­va­şın ate­şi­ni di­ğer emek­çi kit­le­le­re ta­şı­mak ve bu ateş için­de emek­çi kit­le­le­ri kay­naş­tır­mak ve bu sa­va­şın sağ­lık­lı yü­rü­tül­me­si­ni sağ­la­yacak yön­tem­le­ri ve ül­ke­miz dev­ri­mi­nin öz­gül ya­sa­la­rı­nı bul­mak­tır. Ül­ke­miz ger­çe­ği, ken­di yo­lu­nu, ta­ri­hi, eko­no­mik ve top­lum­sal ya­pı­sı­na gö­re çi­ze­cek­tir.

Bir ül­ke­de, dev­ri­min he­def­le­ri­ni, gö­rev­le­ri­ni, dost­la­rı­nı ve düş­man­la­rı­nı, mü­ca­de­le bi­çim ve araç­la­rı­nı sap­tar­ken, o ül­ke­nin top­lum­sal ve eko­no­mik ya­pı­sı­nın be­lir­len­me­si ge­re­kir. Fark­lı ya­pı­lar fark­lı çe­liş­me­le­ri içe­rir­ler ve her fark­lı çe­liş­me fark­lı yön­tem­ler­le çö­zü­lür. Siz ül­ke­mi­zi ve ül­ke­de­ki baş­lı­ca çe­liş­me­le­ri na­sıl de­ğer­len­di­ri­yor­su­nuz?

Ül­ke­miz kar­ma­şık bir ge­liş­me sü­re­ci için­de­dir. De­ği­şik ni­te­lik­te bir­çok çe­liş­me­yi bağ­rın­da ta­şır. An­cak bu çe­liş­me­ler­den bir ta­ne­si­nin var­lı­ğı ve ge­liş­me­si, öte­ki çe­liş­me­le­rin ni­te­li­ği­ni be­lir­ler ve et­ki­ler. Gö­re­vi­miz, ta­yin edi­ci rol oy­na­yan bu çe­liş­me­yi sap­ta­mak ve dev­rim­ci sı­nıf güç­le­ri­ni bu he­def doğ­rul­tu­sun­da, di­ğer çe­liş­me­le­ri de göz­den uzak tut­ma­dan ve on­lar­dan da ya­rar­la­na­rak, yö­net­mek­tir.

Var­lı­ğı ve ge­liş­me­si, di­ğer çe­liş­me­le­rin var­lı­ğı­nı ve ge­liş­me­si­ni ta­yin eden çe­liş­me­ye baş çe­liş­me di­yo­ruz. Her ge­liş­me sü­re­ci­nin be­lir­li bir aşa­ma­sın­da baş çe­liş­me tek­tir. İki ya da üç ta­ne baş çe­liş­me ol­maz.

Ül­ke­miz­de­ki baş­lı­ca çe­liş­me­ler dün­ya­mız­da­ki te­mel çe­liş­me­ler­den kay­nak­la­nır ve et­ki­le­nir. Dün­ya­mız­da­ki baş­lı­ca top­lum­sal çe­liş­me­ler şun­lar­dır:
Bur­ju­va­zi ile pro­le­tar­ya ara­sın­da­ki çe­liş­me.
Sos­ya­lizm ile ka­pi­ta­lizm ara­sın­da­ki çe­liş­me.
Ka­pi­ta­list ve em­per­ya­list ül­ke­ler­le, sö­mür­ge ve ya­rı sö­mür­ge ül­ke­ler ara­sın­da­ki çe­liş­me.
Em­per­ya­list­le­rin ken­di ara­la­rın­da­ki çe­liş­me­ler.

Bu çe­liş­me­ler bir­bir­le­ri­ni et­ki­ler, bir­bir­le­ri­ne bağ­lı­dır. An­cak bir ta­ne­si, di­ğer­le­ri üze­rin­de ta­yin edi­ci rol oy­nar. Bu, baş çe­liş­me­dir. Dün­ya­mız­da­ki baş çe­liş­me, iki sü­per dev­let ile dün­ya halk­la­rı ara­sın­da­ki çe­liş­me­dir.

Ül­ke­mi­ze ba­ka­lım:
Ül­ke­miz, fe­odal ka­lın­tı­la­rı bağ­rın­da ta­şı­yan, ABD’nin ba­şı­nı çek­ti­ği em­per­ya­liz­min he­go­mon­ya­sı al­tın­da, Sov­yet sos­yal em­per­ya­liz­mi­nin si­ya­si, eko­no­mik ve kül­tü­rel et­kin­lik­le­ri­nin gün­den gü­ne art­tı­ğı, ya­rı sö­mür­ge bir ül­ke­dir. Fe­odal üre­tim iliş­ki­le­ri­ni bel­li bir oran­da bağ­rın­da içer­mek­le bir­lik­te, em­per­ya­liz­me ba­ğım­lı ka­pi­ta­list üre­tim iliş­ki­le­ri ege­men­dir.

Ay­rı­ca ül­ke­miz, bağ­rın­da bir sö­mür­ge (Kür­dis­tan’ın bir bö­lü­mü) ta­şı­mak­ta ve Kıb­rıs’ın bir bö­lü­mü­nü iş­gal al­tın­da bu­lun­dur­mak­ta­dır.

Ül­ke­miz­de, de­mok­ra­tik dev­rim gö­rev­le­ri ye­ri­ne ge­ti­ril­me­miş, Kürt ulu­su­nun de­mok­ra­tik, si­ya­si ve ulu­sal hak­la­rı bas­kı al­tın­da­dır.

Önü­müz­de­ki dev­rim An­ti Eper­ya­list De­mok­ra­tik Halk Dev­ri­mi­dir.

De­mok­ra­tik dev­rim mü­ca­de­le­mi­zin he­de­fi, baş­ta ABD ve AET em­per­ya­liz­mi­nin he­ge­mon­ya­sı­nı kal­dır­mak, Sov­yet em­per­ya­liz­mi­nin he­ge­mon­ya adım­la­rı­nı yok et­mek ve ya­yıl­ma­cı­lı­ğı­nı ön­le­mek ve her tür­den em­per­ya­list sö­mü­rü­ye son ver­mek için em­per­ya­liz­min iş­bir­lik­çi­le­ri­nin mad­di ve ma­ne­vi güç­le­ri­ni eze­rek de­mok­ra­tik halk dik­ta­tör­lü­ğü­nü kur­mak­tır.

Bu mü­ca­de­le­de, dev­rim­ci pro­le­tar­ya­nın par­ti­si, mil­li ba­ğım­sız­lık, öz­gür­lük, de­mok­ra­si ve sos­ya­lizm mü­ca­de­le­sin­de hal­ka ön­der­lik et­me­li­dir.
Ya­ban­cı em­per­ya­list dev­let­le­re olan her tür­lü eko­no­mik ve si­ya­si ba­ğım­lı­lı­ğa son ve­ril­me­li ve tam mil­li ba­ğım­sız­lık el­de edil­me­li­dir.

Halk dev­ri­mi, an­ti em­per­ya­list de­mok­ra­tik aşa­ma­da dur­mak­sı­zın, sos­ya­list aşa­ma­ya iler­le­til­me­li­dir. Sos­ya­list sa­na­yi ku­rul­ma­lı ve ge­liş­ti­ril­me­li­dir. Ta­rım ko­lek­tif­leş­ti­ril­me­li, ge­liş­ti­ril­me­li ve ma­ki­na­laş­tı­rıl­ma­lı­dır. Mü­ca­de­le ile ka­za­nıl­mış sos­ya­list ana­va­ta­nı­mız ve di­ğer ger­çek sos­ya­list ül­ke­ler, em­per­ya­list­le­rin, re­viz­yo­nist­le­rin ve on­la­rın uşak­la­rı­nın düş­man­ca emel­le­ri­ne ve fa­ali­yet­le­ri­ne kar­şı ko­run­ma­lı­dır. Eşit­lik, mil­li ba­ğım­sız­lık ve top­rak bü­tün­lü­ğü­ne say­gı, içiş­le­ri­ne ka­rış­ma­ma ve kar­şı­lık­lı ya­rar te­me­li üze­rin­de, di­ğer ül­ke­ler­le ye­ni iliş­ki­ler ku­rul­ma­lı­dır.

Kürt ulu­su­nun ba­ğım­sız bir dev­let kur­ma hak­kı ka­yıt­sız şart­sız ta­nın­ma­lı­dır.

İde­olo­jik ve kül­tü­rel alan­lar­da dev­rim­ler ya­pıl­ma­lı, es­ki dün­ya­nın olum­suz mi­ras­la­rı bir sü­reç içe­ri­sin­de yok edil­me­li­dir.

An­la­şı­la­ca­ğı gi­bi, ya­rı sö­mür­ge ya­pı­nın par­ça­la­na­bil­me­si için em­per­ya­liz­me kar­şı, em­per­ya­list­le­ri ve iş­bir­lik­çi­le­ri­ni ve bun­la­rın da­yan­dık­la­rı mad­di ve top­lum­sal iliş­ki­le­ri he­def alan bir mü­ca­de­le yü­rü­tül­me­li­dir. Bu­ra­da asıl he­def, dün­ya halk­la­rı­nın baş düş­ma­nı iki sü­per dev­let ve on­la­rın iş­bir­lik­çi­le­ri­dir.
Em­per­ya­liz­min çı­kar­la­rı­nı, eko­no­mik ba­ğım­lı­lı­ğın­dan ötü­rü ken­di çı­kar­la­rıy­la bir­lik­te sa­vu­nan iş­bir­lik­çi te­kel­ci bur­ju­va­zi ve top­rak ağa­lı­ğı iç­te­ki so­mut he­def­tir. Ya­ni em­per­ya­liz­mi tas­fi­ye et­me­ye yö­ne­len bir ha­re­ket, em­per­ya­liz­me ba­ğım­lı iş­bir­lik­çi te­kel­ci bur­ju­va­zi­nin ve top­rak ağa­la­rı­nın, top­rak ka­pi­ta­list­le­ri­nin si­ya­si ik­ti­da­rı­nı de­vir­me­li­dir. Böy­le bir ha­re­ket, em­per­ya­liz­min çı­kar­la­rı­nı da tas­fi­ye­ye yö­nel­miş­tir, do­la­yı­sıy­la em­per­ya­liz­mi kar­şı­sın­da bu­la­cak­tır.

Öte yan­dan, ABD’nin ba­şı­nı çek­ti­ği em­per­ya­list he­ge­mon­ya­ya kar­şı yü­rü­tü­le­cek bu mü­ca­de­le, Sov­yet em­per­ya­liz­mi­ne ve on­la­rın iş­bir­lik­çi­le­ri­ne kar­şı yü­rü­tü­le­cek mü­ca­de­le ile bir­leş­ti­ril­me­li­dir. Fa­şiz­me kar­şı mü­ca­de­le, sos­yal fa­şiz­me kar­şı mü­ca­de­le ile; em­per­ya­liz­me kar­şı ve­ri­le­cek mü­ca­de­le sos­yal em­per­ya­liz­me kar­şı mü­ca­de­le ile bir­leş­ti­ril­me­den an­ti em­per­ya­list mü­ca­de­le ve­ri­le­mez. An­ti em­per­ya­list mü­ca­de­le­nin özü bu­dur.

Ül­ke­miz fe­odal ka­lın­tı­la­rı bağ­rın­da ta­şı­yor. Bu, fe­odal ka­lın­tı­la­ra ve bu­na te­ka­bül eden top­lum­sal-kül­tü­rel iliş­ki­le­re kar­şı, si­ya­si iliş­ki­le­re kar­şı mü­ca­de­le­nin gün­dem­de ol­ma­sı de­mek­tir. Ulus­la­rın ka­der­le­ri­ni ta­yin hak­kı il­ke­si­nin ha­ya­ta ge­çi­ril­me­si, bü­yük top­rak­la­rın top­rak­sız ve az top­rak­lı köy­lü­le­re da­ğı­tıl­ma­sı, fe­odal iliş­ki­le­rin tas­fi­ye edi­le­rek, köy­lü­le­rin si­ya­sal hak ve öz­gür­lük­le­re ka­vuş­tu­rul­ma­sı… De­mok­ra­tik mü­ca­de­le­nin özü de bu­dur.

Pro­le­tar­ya, sö­mü­rü dü­ze­nin­den ra­hat­sız olan bü­tün sı­nıf ve ta­ba­ka­la­rı, sı­nıf mü­ca­de­le­si­nin ate­şi için­de bir­leş­tir­mek, on­la­rı de­mok­ra­tik halk dev­ri­mi he­def­le­ri doğ­rul­tu­sun­da eğit­mek, ör­güt­le­mek ve on­la­ra ön­der­lik et­mek zo­run­da­dır.

Ön­der­li­ği na­sıl ta­nım­la­ya­bi­li­riz?
Ön­der­lik gö­re­vi­ni ye­ri­ne ge­tir­me­nin bi­rin­ci ko­şu­lu par­ti­dir. Bu ko­nu­da Sta­lin şöy­le der:

“Ön­der­lik… kit­le­le­ri par­ti­nin çiz­gi­si­nin doğ­ru ol­du­ğu­na ik­na et­me ye­te­ne­ği, kit­le­le­ri par­ti­nin du­ru­mu­na ge­ti­re­cek ve on­la­rı ken­di tec­rü­be­le­riy­le par­ti­nin si­ya­se­ti­nin doğ­ru ol­du­ğu­nu kav­ra­ma­da yar­dım­cı ola­cak slo­gan­la­rı or­ta­ya at­ma ve uy­gu­la­ma ye­te­ne­ği, kit­le­le­ri par­ti­nin si­ya­si bi­linç dü­ze­yi­ne yük­sel­te­rek kit­le­le­rin des­te­ği­ni ka­zan­ma ve be­lir­le­yi­ci mü­ca­de­le­ye on­la­rı ha­zır­la­ma ye­te­ne­ği de­mek­tir.”

Bu iş­lem­ler ve iliş­ki­ler, uzun bir mü­ca­de­le sü­re­ci­ni ge­rek­ti­rir. Dev­rim­ci mü­ca­de­le sü­re­ci bu­dur.

Ül­ke­miz­de baş çe­liş­me, fa­şizm­le hal­kı­mız ara­sın­da­dır. Bu çe­liş­me­nin pra­tik­te­ki çö­zü­mü, fa­şiz­me kar­şı mü­ca­de­le, an­cak ve an­cak sos­yal fa­şiz­me kar­şı mü­ca­de­le te­me­lin­de müm­kün­dür. Bu­na bağ­lı ola­rak, ABD em­per­ya­liz­mi­ne kar­şı mü­ca­de­le, fa­şiz­me kar­şı mü­ca­de­le ile bir­le­şir­ken, sos­yal fa­şiz­me kar­şı mü­ca­de­le, sos­yal em­per­ya­liz­me kar­şı mü­ca­de­le ile bir­leş­mek zo­run­da­dır.

Dev­rim, şu te­mel çe­liş­me­le­rin çö­zü­müy­le za­fe­re ula­şa­cak­tır.

Em­per­ya­lizm ve sos­yal em­per­ya­lizm­le hal­kı­mız ara­sın­da­ki çe­liş­me,
Bur­ju­va­ziy­le pro­le­tar­ya ara­sın­da­ki çe­liş­me,
Fe­odal ka­lın­tı­lar­la köy­lü­lük ara­sın­da­ki çe­liş­me,
Ve bir bü­tün ola­rak, em­per­ya­list ve sos­yal em­per­ya­list dev­let­le­rin iş­bir­lik­çi­le­ri ile hal­kı­mız ara­sın­da­ki çe­liş­me…

Ve uzun dev­rim­ci mü­ca­de­le, bu sü­reç içe­ri­sin­de Mark­siz­me ters dü­şen bü­tün siy­si akım­la­rı ye­nil­gi­ye uğ­rat­mak zo­run­da­dır. Sap­ma­la­rı ye­nil­gi­ye uğ­rat­ma­yan bir ha­re­ket ye­ni­lir. Ça­ğı­mız­da, özel­lik­le de ül­ke­miz­de, Sov­yet em­per­ya­liz­mi­ni he­def al­ma­yan bir dev­rim, dev­rim adı­na la­yık ola­maz.

An­la­şıl­dı­ğı ka­da­rıy­la, dev­rim, şu te­mel çe­liş­me­nin çö­zü­mü so­nu­cu ola­cak­tır:

Em­per­ya­lizm ve sos­yal em­per­ya­lizm ve on­la­rın yer­li iş­bir­lik­çi­le­ri ile hal­kı­mız ara­sın­da­ki çe­liş­me.

Bu­ra­da, esas dar­be­nin fa­şiz­me ve ABD em­per­ya­liz­mi­ne vu­rul­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni an­lı­yo­ruz. Ne­den?

Bir çe­liş­me­de çe­li­şen iki yön bu­lu­nur. Bu yön­ler­den bi­ri esas, di­ğe­ri ta­li­dir. Çe­li­şen yön­ler eşit ola­rak ele alı­na­maz­lar. Yön­le­rin han­gi­si ege­men­se, sü­re­cin ni­te­li­ği­ni be­lir­ler. Ör­ne­ğin ül­ke­miz te­mel çe­liş­me­si­ni ele ala­lım. Bu çe­liş­me­de eğe­men yön, em­per­ya­lizm ve iş­bir­lik­çi­le­ri­nin (sos­yal em­per­ya­lizm ve iş­bir­lik­çi­le­ri de için­de) bu­lun­du­ğu yön­dür. Bu ne­den­le ül­ke­mi­ze ya­rı sö­mür­ge di­yo­ruz.

Bir yan­da em­per­ya­lizm, sos­yal em­per­ya­lizm ve iş­bir­lik­çi­le­ri. Di­ğer yan­da hal­kın güç­le­ri.

Bir çe­liş­me­nin kar­şıt yön­le­ri de iç­le­rin­de öz­gül çe­liş­me­ler ta­şır­lar. Biz bu çe­liş­me­nin düş­man yö­nü­nü, ken­di iç çe­liş­me­le­riy­le bir­lik­te ele al­mak ve asıl dar­be­yi, bu çe­liş­me­nin için­de bu­lu­nan han­gi nok­ta­ya vu­ra­ca­ğı­mı­zı sap­ta­mak zo­run­da­yız. Şim­di düş­man yön­de­ki çe­liş­me­le­ri ele ala­lım:

Em­per­ya­liz­min güç­le­ri ile sos­yal em­per­ya­liz­min güç­le­ri ara­sın­da­ki çe­liş­me­de, ge­li­şen yön sos­yal em­per­ya­lizm ol­mak­la bir­lik­te, ege­men du­rum­da olan ABD ve AET em­per­ya­liz­mi­dir. Bu ne­den­le, dar­be­nin asıl he­de­fi, gü­nü­müz ko­şul­la­rın­da özel­lik­le ABD em­per­ya­liz­mi ve fa­şist iş­bir­lik­çi­le­ri­dir. Hal­kın güç­le­ri esas dar­be­si­ni bu nok­ta­ya in­dir­me­li, fa­kat ABD ve AET’nin ge­rile­me­­si ve yok ol­ma­sı ha­lin­de Sov­yet­le­re de ge­liş­me ve yer­leş­me hak­kı ta­nı­ma­ma­lı­dır­lar.

Çe­liş­me­nin bir yö­nü için­de asıl dar­be­yi bir nok­ta­ya vur­mak ve onun­la re­ka­bet eden ya­nın emel­le­ri­ni gör­me­mek, düş­ma­nın bir ka­na­dı­nı ge­ri­le­tir­ken bir ka­na­dı­nın güç­len­me­si­ne yol açar. Bu ne­den­le, vu­ru­la­cak dar­be­nin, düş­ma­nın bir ka­na­dı­nın işi­ne ya­ra­ma­sı de­ğil, hal­kın güç­le­ri­nin bü­yü­me­si­ne ve ge­liş­me­si­ne yar­dım­cı ol­ma­sı ge­re­kir.

Bu ko­nu­da şöy­le dü­şü­nü­yo­ruz:
Bu aşa­ma­da he­de­fi­miz ABD em­per­ya­liz­mi ve fa­şist iş­bir­lik­çi­le­ri­dir. Bu he­def doğ­rul­tu­sun­da mü­ca­de­le­nin ba­şa­rı­sı, re­viz­yo­niz­min, opor­tü­niz­min, her tür­den ge­ri­ci­li­ğin ve ma­ce­ra­cı­lı­ğın ye­nil­me­si­ne bağ­lı­dır. Ya­ni em­per­ya­liz­me ve sos­yal em­per­ya­liz­me kar­şı mü­ca­de­le, bir sü­re­cin bir­bi­ri­ne sı­kı sı­kı­ya bağ­lı iki te­mel he­de­fi­dir. ABD ye­nil­me­den dev­rim müm­kün o­lma­dı­ğı gi­bi, Sov­yet em­per­ya­liz­mi ye­nil­me­den de dev­rim müm­kün de­ğil­dir. Sö­zü­nü et­ti­ği­miz ye­nil­gi ulu­sal plan­da ele alın­mak­ta­dır.

Tür­ki­ye öz­gü­lün­de en önem­li so­run­lar­dan bi­ri de, Kürt ulu­sal so­ru­nu­nun ele alınış bi­çi­mi­dir. Bu so­ru­na doğ­ru bak­ma­dan dev­rim müm­kün de­ğil­dir.