KÜLTÜR VE SANAT SİLAHLARININ NAMLULARI DEVRİM YOLUMUZU AYDINLATACAKTIR

Sev­gi­li Fu­at Ka­ra­kuş Ar­ka­daş,

Dü­şün­ce­le­ri­nin eleş­ti­ri­si­ne geç­me­den ön­ce, dev­rim­ci bir gö­rev ve so­rum­lu­luk duy­gu­su­nun ifa­de­si ola­rak de­ğer­len­dir­di­ğim uya­rı­la­rı­nı se­vinç­le kar­şı­la­dı­ğı­mı söy­le­mek is­te­rim. Ar­ka­daş­la­rım­dan bek­le­di­ğim de bu­dur. “Gü­ney”i ya­şat­mak ve ge­liş­tir­mek an­cak onun dev­rim­ci pra­ti­ği­ne ka­tıl­mak­la müm­kün­dür. Eleş­ti­ri yö­nelt­mek, öne­ri­ler sun­mak, araş­tır­ma, in­ce­le­me, şi­ir, hi­ka­ye vb. kat­kı­lar­da bu­lun­mak, der­gi­yi okut­mak, kit­le­le­rin dü­şün­ce­le­ri­ni özet­le­mek, ge­ri­ci sal­dı­rı­la­ra kar­şı di­ren­mek, ken­di­le­ri­ni “pro­le­ter dev­rim­ci”, ken­di dış­ındakileri “opor­tü­nist” ilan eden ken­di­ni be­ğen­miş­le­rin saf­sa­ta­la­rı­na kar­şı uya­nık ol­mak, or­tak ira­de­nin ya­ra­tıl­ma­sı ça­ba­sı­na atıl­mış ile­ri adım­lar ola­cak­tır. Or­tak ira­de­nin ya­ra­tıl­ma­sı —ki bu par­ti­dir—, ide­olo­jik ve si­ya­si ni­te­lik­te çe­şit­li en­gel­le­rin ve sap­ma­la­rın ka­rar­lı­lık­la aşıl­ma­sı­nı em­re­der. En­gel, çö­züm­len­me­si ge­re­ken bir çe­liş­me de­mek­tir. Çe­liş­me zıt­la­rın mü­ca­de­le­si­dir. Her çe­liş­me­nin iki yö­nü var­dır. İş­te biz, emek­çi kit­le­le­rin çı­kar­la­rı­nın sa­vu­nul­du­ğu yön­de, kar­şı yön­de­ki güç­le­re kar­şı, doğ­ru bir te­ori ve kit­le si­ya­se­ti te­me­lin­de sa­vaş­mak için yo­la çık­tık.
Kül­tür-sa­nat ala­nın­da­ki mü­ca­de­le, dev­rim­ci mü­ade­le­mi­zin sa­de­ce bir ya­nı­dır. Es­ki bir dün­ya­yı yık­mak, ye­ni bir dün­ya kur­mak is­te­yen­ler, ha­ya­tın iri­li ufak­lı bü­tün cep­he­le­rin­de top­ye­kün, ör­güt­lü, ka­rar­lı bir ölüm ka­lım sa­va­şı ver­mek zo­run­da­dır­lar. Gö­rev­le­ri­mi­zin bi­lin­cin­de­yiz. Za­man, ne­ler dü­şün­dü­ğü­mü­zü, ne­ler yap­ma­yı ta­sar­la­dı­ğı­mı­zı bü­tün ay­rın­tı­la­rıy­la gös­te­re­cek­tir. Ni­ye­ti­miz kül­tür-sa­nat ala­nın­da bir tek­ke kur­mak de­ğil, ak­si­ne dev­rim­ci­le­rin ve en ge­niş kit­le­le­rin dev­rim için or­tak bir ira­de çev­re­sin­de bir­leş­me­le­ri­nin önün­de bi­rer en­gel olan bü­tün tek­ke ve grup­la­rı, bi­rey­sel ka­le­le­ri ken­di­miz de için­de ol­mak üze­re yer­le bir et­mek­tir. “Gü­ney”, dü­şün­ce­le­ri­mi­zi ha­ya­ta ge­çi­re­bi­lir­se, ek­sik ve ha­ta­lı yan­la­rı­mı­zı pra­tik içe­ri­sin­de dü­zel­te­bi­lir­sek ger­çek­ten bir­lik ve dev­rim is­te­yen hal­kı­mı­zın ira­de ve is­tek­le­ri­nin yan­sı­dı­ğı bir der­gi ola­cak­tır. Bi­zi bi­çim­le­ye­cek ve baş­ka­la­rı­nı et­ki­le­ye­cek olan da bu­dur. “Gü­ney”in mü­ca­de­le ala­nı­nı ge­niş­le­te­cek olan da yi­ne bu ge­liş­me ola­cak­tır. Bu ko­nu­da kim­se­nin kuş­ku­su ol­ma­sın.

Sev­gi­li ar­ka­daş,
Bu­gü­ne dek, bü­tün gü­cüm­le dev­rim­ci ha­re­ke­tin bir­li­ğin­den ya­na ol­dum. Bun­dan son­ra da böy­le ola­cak­tır. Bir­lik is­te­ği ta­şı­mak, bir­lik için önem­li bir adım ol­mak­la bir­lik­te, ye­ter­li de­ğil­dir. Te­orik plan­da “bir­lik” is­te­me­yen tek bir dev­rim­ci gös­te­re­me­yiz. Oy­sa pra­tik, biz­le­ri umut­suz­lu­ğa dü­şü­re­cek den­li acı ve açık­tır. Yi­ne hiç kim­se­nin kuş­ku­su ol­ma­sın ki bu da­ğı­nık­lı­ğı ve bö­lün­müş­lü­ğü, bü­tün kar­şı koy­ma­la­ra kar­şın, mut­la­ka bir­li­ğe çe­vi­re­ce­ğiz. Hal­kı­mı­zın is­te­ği, ta­ri­hin is­te­ği bu yön­de­dir. Bir­li­ğin so­mut ifa­de­si par­ti­dir. İş­çi sı­nı­fı­nın bir­li­ği, iş­çi-köy­lü te­mel it­ti­fa­kı, bu te­mel­de ger­çek­leş­ti­ri­le­cek hal­kın yurt­se­ver bir­le­şik cep­he­si, bir­li­ğin dev­rim­ci sü­reç içe­ri­sin­de bir­bi­ri­ne bağ­lı bi­çim­le­ri­dir.

En ge­niş bir­li­ğe, ge­liş­me­ye açık en dar bir­lik­le­rin ku­rul­ma­sı ve ha­yat için­de iş­ler­lik ka­zan­dı­rıl­ma­sı te­me­lin­de va­rı­la­bi­lir. Fa­kat şu il­ke akıl­dan çı­kar­tıl­ma­mak ko­şu­lu­yu­la: En kü­çük bir­lik­le en ge­niş bir­lik, ay­nı sü­re­cin bir­bi­ri­ne bağ­lı, iç içe geç­miş gö­rev­le­ri­dir. An­cak, “halk cep­he­si­nin ön­cü gü­cü olan iş­çi sı­nı­fı­nın ey­lem bir­li­ği ger­çek­leş­ti­ril­me­den”(74) bu gö­rev­ler bü­tü­nüy­le ye­ri­ne ge­ti­ri­le­mez.

Bir­lik uğ­ru­na her tür­lü uz­laş­ma­ya gi­re­bi­lir mi­yiz?
Bu so­ru­nun ce­va­bı “evet” ola­maz. “Uz­laş­maz dev­rim­ci­ler” de­ği­liz. İl­ke­miz şu­dur: Dev­rim­ci ha­re­ke­ti­mizi ni­hai he­def­le­ri doğ­rul­tu­sun­da güç­len­di­re­cek, dev­ri­min düş­man­la­rı­nı za­afa uğ­ra­ta­cak uz­laş­ma­la­ra, si­ya­si ve ör­güt­sel ba­ğım­sız­lı­ğı­mı­zı ko­ru­mak ko­şu­luy­la “evet”.

Dev­ri­min düş­man­la­rı­nı güç­len­di­re­cek, aji­tas­yon, pro­pa­gan­da, ör­güt­len­me vb. gö­rev­le­ri­mi­zi ze­de­le­ye­cek, dev­rim­ci ha­re­ke­ti­mi­zi za­afa uğ­ra­ta­cak uz­laş­ma­la­ra “ha­yır”.

İş­te bu nok­ta­da:
Dev­rim­den, dev­rim­ci ça­lış­ma­dan ne an­la­dı­ğı­mız, dev­ri­min dost­la­rı ve düş­man­la­rı, dev­ri­min he­def­le­ri ve gö­rev­le­ri, dev­ri­min ka­rak­te­ri ve te­mel mü­ca­de­le bi­çim­le­ri ko­nu­la­rı­nın ber­rak­lık ka­zan­ma­sı ge­re­ki­yor.

Şim­di se­nin yaz­dık­la­rı­na ba­ka­lım. Di­yor­sun ki: “Der­gi­nin iz­le­me­si ge­re­ken ilk yol, ben­ce şu ol­ma­lı­dır; için­de bu­lun­du­ğu­muz dö­nem, bir kar­ma­şa dö­ne­mi­dir. Her­kes, sol yel­pa­ze­de­ki her gö­rüş, bir­bi­ri­ni aman­sız­ca suç­la­mak­ta, ‘ajan’ di­ye­rek kar­şıt­la­rı­nı zan al­tın­da bı­rak­mak­ta­dır. Ku­ru­lan ve ad­la­rı­na, gö­rüş­le­ri­ne ‘sos­ya­lizm’ söz­cü­ğü­nü so­kan par­ti­ler ara­sın­da kök­le­ri geç­mi­şe uza­nan bir bö­lün­me var­dır. Onun için ge­rek frak­si­yon­laş­ma­lar ve ge­rek­se ‘sos­ya­list’ par­ti­ler için bir de­ğer­len­dir­me yap­mak, bir Ana­ya­sa hu­ku­ku do­çen­ti­nin de de­di­ği gi­bi ‘he­nüz pek er­ken’(75) dir. Gü­ney gi­bi uzun ömür­lü ola­ca­ğı­na, ge­niş bir okur kit­le­sin­ce be­nim­se­ne­ce­ği­ne ve sa­nat çev­re­le­rin­ce (bu çev­re­le­rin önem­li bir kıs­mı, son çö­züm­le­me­de bur­ju­va kö­ken­li ay­dın­lar­dan da oluş­sa önem­sen­me­li­dir.) cid­di­ye alı­na­ca­ğı­na inan­dı­ğı­mız bir der­gi, el­den gel­di­ğin­ce uz­laş­tı­rı­cı ol­ma­lı­dır. Za­ten bu ko­nu­ya de­ği­nil­miş de: ‘Dev­rim­ci­ler­de sü­rek­li en güç­lü bir bi­çim­de bu­lun­ma­sı ge­re­ken bir­leş­me is­te­ğiy­le bir­le­şe­bi­le­ce­ği­miz bü­tün olum­lu un­sur­lar­la bir­le­şe­ce­ğiz.’(76)

“Bir okur ola­rak ve der­gi­nin uya­rı­la­rı­mı­zı dik­ka­te ala­ca­ğı­na ina­na­rak, ko­nu­nun öne­mi­ni özel­lik­le be­lirt­mek is­ti­yo­rum. Ko­nu­yu bi­raz da­ha aça­lım: Bu­gün ku­ram­sal alan­da, yu­ka­rı­da da de­ğin­di­ğim gi­bi, tam bir kar­ma­şa var­dır. Der­gi çev­re­le­rin­de top­la­nan ta­raf­lar, Mark­sizm-Le­ni­nizm adı­na, Mao Ze­dung adı­na bir­bir­le­ri­ni sö­zü­mo­na eleş­tir­mek­te­dir­ler. Bu der­gi­le­rin ve grup­la­rın sa­yı­sı ne ka­dar? Ya­nıl­mı­yor­sam Ze­ke­ri­ya Ser­tel, ken­di­siy­le bu ko­nu­da rö­por­taj ya­pan bir ga­ze­te­ci­ye bir yan­dan da­ğı­nık­lık­tan ya­kın­mış; bir yan­dan da 22 der­gi ve 50 ka­dar da frak­si­yo­nun ol­du­ğu­nu söy­le­miş­tir. Bir­bir­le­riy­le ‘Rusya mı Çin mi?’ ‘AEP mi, ÇKP mi?’ tar­tış­ma­la­rı ya­pan­la­rın ‘önem­li bir ke­si­mi için söy­lü­yo­rum’ Marx’ı, Mao’yu doğ­ru ola­rak yo­rum­la­dık­la­rı­nı söy­le­mek güç­tür. Onun için di­yo­rum ki zo­run­lu­luk var­sa ka­nım­ca ilk dik­kat edilecek il­ke, bu ol­ma­lı­dır. He­men ek­le­ye­lim, te­men­ni­mi­zin baş­ka baş­ka ar­ka­daş­lar­dan da ge­le­ce­ği­ni ve be­nim­se­ne­ce­ği­ni umu­yo­rum.”

Yan­lış an­la­mı­yor­sam der­gi­nin ya­şa­ma ko­şu­lu­nu, re­viz­yo­nizm ve opor­tü­nizm­le uz­laş­ma­sı ko­şu­lu­na bağ­lı­yor­sun. Bir der­gi ger­çek­ten bu uz­laş­ma­la­rı us­ta­ca sür­dü­re­rek ya­şa­ya­bi­lir, ama dev­rim­ci adı­na la­yık ola­maz. Özel­lik­le be­nim ko­nu­mum­da bir in­san için böy­le bir tu­tum iz­le­mek, dev­ri­me iha­net­ten baş­ka bir an­la­ma gel­mez.

Ya­zın­dan çı­kar­dı­ğım so­nuç­la­rı şöy­le özet­li­ye­bi­li­rim: “Gü­ney, fark­lı gö­rüş­ler ta­şı­yan ge­niş bir okur kit­le­sin­ce be­nim­se­ne­cek, çe­şit­li ni­te­lik­te­ki sa­nat­çı­la­rı içe­ren sa­nat çev­re­le­rin­ce il­giy­le kar­şı­lan­cak­tır. Bu ne­den­le el­den gel­di­ğin­ce uz­laş­tı­rı­cı ol­ma­lı­dır.”

İş­çi sı­nı­fı­nın ide­olo­jik, si­ya­si ve ör­güt­sel ön­der­li­ğin­de ger­çek­leş­ti­ri­le­cek De­mok­ra­tik Halk Dev­ri­mi ha­re­ke­ti­nin hiz­me­tin­de bir kül­tür-sa­nat der­gi­si­nin dik­kat et­me­si ge­re­ken en önem­li nok­ta­lar­dan bi­ri, bir­le­şe­bi­le­ce­ği sı­nıf ve ta­ba­ka­lar ge­niş­le­dik­çe be­li­re­cek olan sağ sap­ma teh­li­ke­si­dir. “El­den gel­di­ğin­ce uz­laş­tı­rı­cı” ol­ma­nın bir sı­nı­rı var­dır. “El­den gel­di­ğin­ce uz­laş­tı­rı­cı” ol­mak, sağ ve “sol” sap­ma­la­ra kar­şı ge­rek bi­zim, ge­rek­se bi­zim et­ki­miz­de­ki kit­le­le­rin uya­nık­lı­ğı­nı ve mü­ca­de­le gü­cü­nü azal­tır­sa, özel­lik­le­ de sağ eği­lim­ler dev­rim­ci ru­hu­mu­zu tör­pü­ler­se, bi­zi yo­lu­muz­da ya­vaş­la­ta­bi­lir ve gi­de­rek dü­ze­nin sı­nır­la­rı içi­ne hap­se­de­bi­lir. Oy­sa biz dev­rim is­ti­yo­ruz… Ça­lı­şan kit­le­le­ri ezen, on­la­rı köl­eleş­ti­ren eski dün­ya­yı yık­mak, ça­lı­şan­la­rı mut­lu­lu­ğa ka­vuş­tu­ra­cak gü­zel bir dün­ya kur­mak is­ti­yo­ruz.

Dev­rim yap­mak is­te­yen­ler hiç uz­laş­maz­lar mı? Asıl dev­rim yap­mak is­te­yen­ler uz­la­şır. Ama “kim­ler­le?” “kim­le­re kar­şı?” “ne için?” “na­sıl?” “ne za­man?” “ne­re­ye ka­dar?” so­ru­la­rı­na doğ­ru ce­vap­lar ve­re­rek.

Biz, sağ ve “sol” ha­ta­la­ra düş­me­mek, düş­sek de kı­sa za­man­da ha­ta­la­rı­mız­dan sıy­rı­la­bil­mek ve ha­ta­la­rın yol aç­tı­ğı za­rar­la­rı gi­de­re­bil­mek için bu so­ru­la­ra doğ­ru ce­vap­lar bu­la­ca­ğı­mı­za ina­nı­yo­rum.
“Gü­ney, Rus­ya ile Çin, AEP ile ÇKP ara­sın­da bir yol, uz­laş­tı­rı­cı ve uz­la­şı­cı bir yol bul­ma­lı­dır.” Bu uya­rı ve di­lek­le­rin iyi ni­ye­tin­den kuş­ku duy­mu­yo­rum. Üs­te­lik ke­sin­lik­le dev­ri­min çı­kar­la­rı­na hiz­me­ti amaç­la­dı­ğı­na ina­nı­yo­rum. Fa­kat böy­le bir yo­lun iz­len­me­si ha­lin­de, dev­ri­me za­rar ve­re­cek pra­tik so­nuç­lar do­ğu­ra­ca­ğı biz­ce açık ve ke­sin­dir. Bu ko­nu­da se­ni ve se­nin gi­bi dü­şü­nen­le­ri uyar­mak bor­cu­muz­dur.

Biz, Rus­ya ile Çin ara­sın­da bir yol, ya­ni or­ta yol iz­le­me­yiz. Çün­kü Rus­ya ile Çin ara­sın­da­ki ay­rı­lık­lar bir il­ke ay­rı­lı­ğı, iki ay­rı dün­ya gö­rü­şün­den kay­nak­la­nan ay­rı­lık­lar so­ru­nu­dur. Biz bu ko­nu­da ke­sin bir tav­ra sa­hi­biz. Rus­ya’yı bir sos­ya­lizm ül­ke­si ola­rak gör­mü­yo­ruz. Üs­te­lik dev­ri­mi­mi­zin yık­mak zo­run­da ol­du­ğu en­gel­ler­den bi­ri, dün­ya ge­ri­ci­li­ği­nin iki ana mer­ke­zin­den bi­ri­dir di­yo­ruz. Bu ko­nu­da uz­laş­ma, or­ta yol yok­tur, ola­maz. Re­viz­yo­niz­min sı­nıf içe­ri­ği­ni kav­ra­ma­yan dev­rim­ci­le­re, yurt­se­ver­le­re bu ger­çe­ği an­lat­ma­yı ve kav­rat­ma­yı da baş­ta ge­len gö­rev­le­ri­miz ara­sın­da sa­yı­yo­ruz.

Ar­na­vut­luk Emek Par­ti­si ile Çin Ko­mü­nist Par­ti­si ara­sın­da da bi­zim için or­ta yol yok­tur. Sta­lin der ki: “İl­ke so­run­la­rın­da ‘or­ta yol’, gö­rüş ay­rı­lık­la­rı­nı ört­bas et­me, giz­le­me ‘yo­lu­dur’, par­ti­nin ide­olo­jik yoz­laş­ma­sı­nın ‘yo­lu­dur’, par­ti­nin ölü­mü­nün ‘yo­lu­dur.’ ”(76)

Üs­te­lik biz he­nüz bir par­ti­ye de sa­hip de­ği­liz, par­ti­nin oluş­tu­rul­ma­sı sa­va­şı­mı için­de­yiz. Bu ne­den­le il­ke ay­rı­lık­la­rı­na ge­re­ken du­yar­lı­lı­ğı gös­ter­mek zo­run­da­yız. Dev­rim, dev­rim is­te­yen güç­ler­le dev­rim is­te­me­yen güç­le­ri kar­şı kar­şı­ya ge­ti­rir. Dev­rim, ger­çek­ten dev­rim is­te­yen güç­ler­le dev­rim is­ti­yor gö­rü­nen güç­le­ri de kar­şı kar­şı­ya ge­ti­rir. Bu ko­nu­da da özel­lik­le be­nim tav­rım açık­tır; ÇKP git­tik­çe sa­ğa ka­yan, opor­tü­niz­mi sis­tem­leş­ti­ren bir si­ya­set iz­le­mek­te­dir. Üç Dün­ya Te­ori­si bu­na bir ör­nek­tir. Öte yan­dan bi­ze yan­sı­yan bil­gi­ler ora­nın­da AEP’ye de eleş­ti­ri­le­ri­miz var­dır. Yi­ne de, ulus­la­ra­ra­sı plan­da, eleş­ti­ri hak­kı­mı­zı sak­lı tut­mak kay­dıy­la, AEP yö­nün­de saf tut­ma­nın doğ­ru­lu­ğu­na ina­nı­yo­rum.

“Gü­ney, sol yel­pa­ze­de bu­lu­nan grup­la­rın kü­für­leş­me­ye, bir­bir­le­ri­ni ‘ajan­lık’la suç­la­ma­ya va­ran tar­tış­ma­ları dı­şın­da kal­ma­lı ve el­den gel­di­ğin­ce uz­laş­tı­rı­cı ol­ma­lı­dır.”
Bu­gün Tür­ki­ye so­lun­da var olan kar­ma­şa­yı, sağ­lık be­lir­ti­si, ge­li­şim sü­re­ci­nin do­ğal bir aşa­ma­sı ola­rak de­ğer­len­dir­mek ge­rek. Ay­rı­lık­la­rı, bö­lün­me­le­ri ya­dır­ga­ma­ma­lı­yız. Fa­kat teş­vik de ede­me­yiz. Dü­nün ve bu­gü­nün pra­ti­ği­ne ışık tu­ta­cak ni­te­lik­te­ki tar­tış­ma­lar en yo­ğun bi­çim­de sür­me­li­dir. Bir­li­ğin te­mel­le­ri, ço­ğu­nun ge­rek­siz gör­dü­ğü ku­ram­sal tar­tış­ma­lar ve pra­tik öne­ri­ler­de an­laş­ma­lar ve bu öne­ri­le­rin ha­yat ta­ra­fın­dan doğ­ru­lan­ma­sı so­nun­da atı­la­cak­tır.

“Ka­nı­mız­ca, sos­ya­liz­min içi­ne dü­şe­ce­ği bu­na­lım, en azın­dan ger­çek sos­ya­list­le­ri, ku­ra­ma iki kat özen gös­ter­mek, çok da­ha be­lir­gin ta­vır al­mak, ken­di­le­riy­le gü­ve­nil­mez, tu­tar­sız un­sur­lar ara­sın­da ke­sin çiz­gi çek­mek zo­run­lu­lu­ğu­na yö­nelt­me­li­dir.”(77) Bu te­mel il­ke bi­zim için de ge­çer­li­dir… Ken­di­mi­ze ya­kın bul­du­ğu­muz si­ya­set­ler­le, Mark­siz­me ters si­ya­set­ler ara­sın­da ayı­rım yap­mak, çiz­gi fark­la­rı­nı be­lir­gin­leş­tir­mek zo­run­da­yız. Da­ya­nış­ma ya­pa­bi­le­ce­ği­miz, ge­çi­ci de ol­sa or­tak dav­ra­na­bi­le­ce­ği­miz si­ya­set­ler­le bir­lik nok­ta­la­rın­dan yo­la çı­ka­rak diyalogu ge­liş­tir­me­miz, mü­ca­de­le­yi bir­leş­tir­me doğ­rul­tu­sun­da ge­liş­tir­me­miz ge­re­kir… Ara­mız­da de­rin il­ke ay­rı­lık­la­rı olan si­ya­set­ler­le de, kit­le­le­ri on­la­rın et­ki ala­nın­dan kur­tar­mak için sa­vaş­ma­lı­yız. Her­ke­se şi­rin gö­rün­mek gi­bi bir tav­rı­mız ola­maz. Tar­tış­ma­la­rın dı­şın­da kal­ma is­te­ği, ken­di­ni sı­nıf­lar üs­tü gör­me­nin, opor­tü­niz­min ifa­de­si­dir. Biz, Mark­sizm-Le­ni­nizm ile opor­tü­nizm ve re­viz­yo­nizm ara­sın­da­ki mü­ca­de­le­de ta­ra­fız. Fa­kat, ge­rek­siz hır­çın­lık­la­rın, dev­rim­ci ah­la­ka uy­ma­yan suç­la­ma­la­rın da ke­sin­lik­le kar­şı­sın­da­yız. Ta­raf ol­du­ğu­muz yön­de­ki çe­liş­me­le­rin uz­la­şır çe­liş­me­ler ol­du­ğu­na ina­nı­yo­ruz. Bu ne­den­le, bir­li­ğin ge­rek­tir­di­ği es­nek­lik ve yu­mu­şak­lık, il­ke­le­re bağ­lı iliş­ki­ler sür­dü­rü­lür­ken dev­ri­min önün­de en­gel ka­bul et­ti­ği­miz sap­ma ve eği­lim­le­re kar­şı da aman­sız ola­ca­ğız.

Sev­gi­li ar­ka­da­şım,
“Ge­nel­lik­le dev­rim­ci genç­ler ara­sın­da yay­gın olan bir gö­rüş var­dır” di­yor­sun. Bu gö­rü­şe gö­re “öğ­ren­ci­ler, genç­ler, bi­lim­sel ki­tap­la­rı oku­ma­lı­dır, ya­zın ürün­le­ri on­lar ka­dar önem­sen­me­me­li­dir, hat­ta hiç önem­sen­me­me­li­dir.”

Evet, genç­ler ön­ce­lik­le bi­lim­sel ki­tap­la­rı oku­ma­lı, doğ­ru bir dün­ya gö­rü­şü edin­me­li­dir ki, kül­tür ve sa­nat ürün­le­ri­ni han­gi öl­çü­ler te­me­lin­de özüm­le­ye­cek­le­ri­ni kav­ra­sın­lar. Fa­kat, sa­na­tı kü­çüm­se­yen an­la­yış ke­sin­lik­le yan­lış­tır ve dev­ri­me za­rar­lı­dır. Kül­tür ve sa­nat ürün­le­ri dün­ya­yı, in­sa­nı da­ha de­rin­den ve bü­tün bo­yut­la­rıy­la kav­ra­ma­mı­za yar­dım eder. Dev­ri­mi sa­de­ce nam­lu­nun ucun­dan gör­mek dev­rim yap­ma­mız için ye­ter­li de­ğil­dir. Kül­tür ve sa­nat si­lah­la­rı­nın nam­lu­la­rı dev­rim yo­lu­mu­zu ay­dın­la­ta­cak­tır…

Dü­şün­ce­le­ri­ni ba­na yaz.
Sev­giy­le göz­le­rin­den öpe­rim…

27 Ocak 1978 ta­rih­li bu mek­tup, Güney’in 6. sa­yı­sın­da ya­yın­lan­dı.