PROLETARYA DİKTATÖRLÜĞÜ ALTINDA SINIF MÜCADELESİ

Ka­pi­ta­list top­lum­dan sı­nıf­sız ko­mü­nist top­lu­ma ge­çiş, zik­zak­lar­la, ge­çi­ci ye­nil­gi­ler­le do­lu uzun bir ta­ri­hi dö­ne­mi kap­sar. Pro­le­tar­ya­nın he­go­man­ya­sı al­tın­da sı­nıf­sız top­lu­ma ge­çi­şin çe­şit­li aşa­ma­la­rı, do­ğal­dır ki, için­den çık­tı­ğı ka­pi­ta­list top­lu­mun eko­no­mik, si­ya­sal, kül­tü­rel, top­lum­sal, hu­kuk­sal, ide­olo­jik vb. et­ki­le­ri­ni gi­de­rek aza­la­rak da ol­sa bağ­rın­da ta­şı­ya­cak­tır. Bu dö­nem için­de bur­ju­va­zi­nin çe­şit­li tip­le­riy­le, bur­ju­va dün­ya gö­rü­şü­nün çe­şit­li gö­rü­nüm­le­riy­le pro­le­tar­ya ara­sın­da­ki mü­ca­de­le ulu­sal ve ulus­la­ra­ra­sı plan­da dur­mak­sı­zın sü­re­cek­tir. Si­ya­si ik­ti­da­rın pro­le­tar­ya­nın eli­ne geç­me­si ile sı­nıf mü­ca­de­le­si dur­maz, ye­ni bir bi­çim­de, pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü al­tın­da da­ha da şid­det­le­ne­rek sü­rer. Pro­le­tar­ya, sı­nıf­sız top­lu­ma sü­rek­li ba­şa­rı­lar ka­za­na­rak, düz bir hat iz­le­ye­rek va­ra­maz. Ye­ni bir top­lum bi­çi­mi, ye­ni, şim­di­ye dek kar­şı­la­şıl­ma­mış çe­şit­li ni­te­lik­te­ki so­run­lar­la do­lu­dur. Le­nin, pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü­nün kar­şı­la­şa­ca­ğı zor­luk­la­ra de­ği­nir­ken, çe­şit­li ola­sı­lık­lar üze­rin­de dur­muş ve pro­le­tar­ya­yı muh­te­mel bir ge­ri­ye dö­nüş teh­li­ke­si­ne kar­şı uyar­mış­tır.

Pro­le­tar­ya, kar­şı­laş­tı­ğı ye­ni so­run­la­rı çö­zer­ken, ka­çı­nıl­maz yan­lış­lık­la­ra da, ye­nil­gi­le­re de dü­şe­cek­tir. Za­man za­man ge­ri­ye de çe­ki­le­cek­tir. Hat­ta, ör­nek­le­ri­ni gör­dü­ğü­müz gi­bi, ik­ti­dar­dan da dü­şe­cek­tir. Ama o, Mark­sizm-Le­ni­niz­me bağ­lı kal­dı­ğı sü­re­ce, Mark­sizm-Le­ni­niz­min il­ke­le­ri­ni ye­ni ko­şul­la­ra ya­ra­tı­cı bi­çim­de uy­gu­la­dı­ğı sü­re­ce, ye­ne­me­ye­ce­ği hiç­bir zor­luk, aşa­ma­ya­ca­ğı hiç­bir en­gel ola­maz. Ye­nil­gi­si ge­çi­ci, za­fe­ri mut­lak­tır.

1917 Ekim Dev­ri­mi’yle açı­lan pro­le­ter sos­ya­list yol­da iler­le­yen Sov­yet pro­le­tar­ya­sı, Sta­lin’in ölü­mün­den son­ra dev­ri­mi sür­dü­re­me­di, tö­kez­le­di; Par­ti’nin Kruş­çev re­viz­yo­nist kli­ği ta­ra­fın­dan gas­pı­na yol açan yoz­laş­ma, ba­zı­la­rı­nın de­di­ği gi­bi, İkin­ci Dün­ya Sa­va­şı’ndan son­ra özel­lik­le de Sta­lin’in ölü­mün­den son­ra or­ta­ya çı­kan bir olay de­ğil­dir. Bi­ze gö­re Sov­yet mo­dern re­viz­yo­niz­mi­nin kök­le­ri ve eko­no­mik-top­lum­sal da­ya­nak­la­rı de­rin­ler­de aran­ma­lı­dır. Kruş­çev re­viz­yo­nist kli­ği­nin ik­ti­da­rı bir so­nuç­tur. SBKP (B) ta­ri­hi in­ce­len­di­ği za­man gö­rü­le­cek­tir ki, bir yö­nüy­le par­ti ta­ri­hi re­viz­yo­nizm­le Mark­sizm-Le­ni­nizm ara­sın­da sü­ren mü­ca­de­le­nin ta­ri­hi­dir. Bu mü­ca­de­le, iki çiz­gi ara­sın­da­ki, bur­ju­va­ziy­le pro­le­tar­ya, ka­pi­ta­lizm­le sos­ya­lizm ara­sın­da­ki mü­ca­de­le­dir.

Dev­rim için yo­la çı­kan her ül­ke pro­le­tar­ya­sı, Yu­gos­lav de­ne­yiy­le baş­la­yan, fa­kat asıl yı­kı­cı et­ki­le­ri­ni Sov­yet­ler’de gös­te­ren ve Ar­na­vut­luk dı­şın­da, bü­tün Bal­kan ve Do­ğu Av­ru­pa halk de­mok­ra­si­le­ri­ni sa­ran, gi­de­rek Vi­et­nam, Ko­re, Kü­ba ve Çin’i de kap­sa­mı­na alan mo­dern re­viz­yo­nist yoz­laş­ma­yı, eko­no­mik, top­lum­sal, ide­olo­jik, si­ya­si, fel­se­fi yön­le­riy­le in­ce­le­me­li­dir­ler; bu yen­il­gi­ler­den, pro­le­tar­ya­nın ye­ni­den za­fe­ri için ge­rek­li ders­le­ri çı­kart­ma­lı­dır­lar. Ül­ke­miz­de ve dün­ya­nın bir­çok ye­rin­de, “dev­rim” adı­na yo­la çı­kan si­ya­si ha­re­ket­le­rin ço­ğu, da­ha ilk adım­la­rın­da re­viz­yo­nist ba­tak­lı­ğa sap­lan­mış­lar­dır. Birço­ğu re­viz­yo­niz­min ku­ca­ğın­da doğ­muş­tur ve re­viz­yo­nizm ta­ra­fın­dan em­zi­ril­miş­tir, eği­til­miş­tir. Ye­nil­gi­nin ve yoz­laş­ma­nın de­ne­yim­le­ri­ni ge­re­ği gi­bi, çok yön­lü in­ce­le­me­yen, pro­le­ter dev­rim için zo­run­lu ya­sa­la­rı, ye­ni ko­şul­la­ra uy­gun bi­çim­de kav­ra­ya­ma­yan dev­rim ha­re­ket­le­ri, sa­ğa ve “sol”a yal­pa­la­mak­tan, ek­lek­tiz­me düş­mek­ten ken­di­ni kur­ta­ra­maz ve gi­de­rek yoz­la­şır, ye­ni­lir ve dev­ri­min önü­ne bir en­gel ola­rak di­ki­lir.

Pro­le­ter ha­re­ke­tin ye­nil­gi­si­nin iki ana bi­çi­mi var­dır: Bi­rin­ci­si, pro­le­ter ha­re­ket, em­per­ya­liz­min ve ger­gi­ci or­tak­la­rı­nın mad­di gü­cü kar­şı­sın­da, si­ya­si çiz­gi­si ge­nel hat­la­rıy­la doğ­ru ol­du­ğu hal­de, mad­di güç ola­rak ye­ter­siz ka­lır; si­ya­si dü­ze­yi, ör­güt­sel ya­pı­sı, kit­le iliş­ki­le­ri, mü­ca­de­le de­ne­yim­le­ri ye­ter­siz­dir; ye­ni­lir… ve hat­ta ezi­lir. Böy­le bir du­rum­da, Mark­sizm-Le­ni­niz­me ra­di­kal bir bi­çim­de sa­rı­lan, ha­ta­la­rı­nın üze­ri­ne ce­sa­ret­le gi­den, ha­ta­la­rın­dan ders­ler çı­kar­tan ve si­ya­si çiz­gi­si­nin ge­nel hat­la­rıy­la doğ­ru­lu­ğu­nu, ha­ya­tın bü­tün iliş­ki­le­rin­de de, özel du­rum­lar­da da, doğ­ru ha­le ge­ti­ren pro­le­ter ha­re­ket, ek­sik­le­ri­ni, yet­mez­lik­le­ri­ni kav­ra­ya­bi­lir ve bir sü­reç içe­ri­sin­de gi­de­re­bi­lir; ye­nil­gi­yi za­fe­re çe­vi­re­bi­lir.

İkin­ci­si, baş­lan­gıç­ta pro­le­ter olan bir ha­re­ket, em­per­ya­liz­me ve ge­ri­ci or­tak­la­rı­na kar­şı mü­ca­de­le­de, ken­di için­de baş­ka­la­şı­ma uğ­rar, Mark­sist-Le­ni­nist bir ha­re­ket iken, re­viz­yo­nist bir ha­re­ket ha­li­ne dö­nü­şür. So­run, bu dö­nü­şü­mü­nün te­mel ne­den­le­ri­ni ve so­nuç­la­rı­nı doğ­ru kav­ra­mak ve ders­ler çı­kart­mak­tır. Re­viz­yo­nist yoz­laş­ma, si­ya­si ik­ti­da­rı ele ge­çir­me sü­re­cin­de ola­bi­le­ce­ği gi­bi, pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü­nü sür­dü­rür­ken de or­ta­ya çı­ka­bi­lir. İkin­ci En­ter­nas­yo­nal par­ti­le­ri­nin ço­ğu, ik­ti­da­rı ele ge­çir­me­ye fır­sat bu­la­ma­dan yoz­la­şan, yoz­laş­tık­la­rı için de ik­ti­da­rı ele ge­çi­re­me­yen par­ti­le­re ör­nek ve­ri­le­bi­lir. İkin­ci tip yoz­laş­ma­nın ilk ör­ne­ği Yu­gos­lav par­ti­si­dir. Onu ta­kip eden SBKP (B)’dir. Bu tip yoz­laş­ma­la­rın son ör­ne­ği Çin Ko­mü­nist Par­ti­si’dir.

Kö­le­ci top­lum ken­di bağ­rın­da fe­odal top­lu­mun ön ko­şul­la­rı­nı ya­rat­tı; yi­ne ay­nı bi­çim­de, fe­odal top­lum da, ka­pi­ta­list top­lu­mun ön ko­şul­la­rı­nı ken­di bağ­rın­da oluş­tur­du. Ka­pi­ta­list top­lum da üre­ti­mi ala­bil­di­ği­ne top­lum­sal­laş­tı­ra­rak, üre­tim dü­ze­yi­ni dev bo­yut­la­ra ulaş­tı­ra­rak, üre­tim güç­le­ri­ni ge­liş­ti­re­rek, güç­lü bir pro­le­tar­ya ya­ra­ta­rak, sos­ya­liz­min ön ko­şul­la­rı­nı ha­zır­la­dı. Di­ya­lek­tik ge­liş­me ya­sa­sı so­nu­cu, sos­ya­list top­lum ta­rih sah­ne­si­ne çık­tı.

Sosyalist Toplumda Sınıf Mücadelesi
ve Bürokratik Yozlaşma

Pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü, ko­mü­nist top­lu­mun bi­rin­ci aşa­ma­sı olan sos­ya­list top­lum­da, amaç ola­rak tüm top­lum üye­le­ri­nin tam re­fa­hı­nı ve her yön­lü öz­gür ge­li­şi­mi­ni sağ­la­mak için, top­lu­mun pro­le­tar­ya par­ti­si ön­der­li­ğin­de, top­lum ta­ra­fın­dan her alan­da sos­ya­list ör­güt­len­me­si gö­re­vi­ni önü­ne ko­yar. Top­lu­mu va­re­den bi­rey­le­rin her alan­da sos­ya­list si­ya­si eği­ti­mi, pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü­nün, sı­nıf­sız top­lu­ma ula­şa­bil­mek için, eko­no­mik, top­lum­sal, si­ya­sal, ide­olo­jik, kül­tü­rel, bi­lim­sel, tek­nik vb. her alan­da önü­ne koy­du­ğu gö­rev­le­rin üs­te­sin­den ge­le­bil­me­si­nin te­mel ko­şu­lu­dur. Si­ya­si ça­lış­ma, bü­tün ça­lış­ma­la­rın can da­ma­rı­dır. Sos­ya­list çok yön­lü eği­ti­mi ge­re­ği gi­bi gö­re­me­yen, gör­se de ge­re­ği gi­bi özüm­le­ye­me­yen emek­çi kit­le­ler, eme­ğin ni­hai kur­tu­lu­şu için ge­rek­li mad­di ve kül­tü­rel zen­gin­lik­le­ri ya­ra­ta­maz­lar; ken­di­le­ri­ni Mark­sizm-Le­ni­niz­min par­lak söz­le­ri ar­dı­na giz­le­yen ha­in­le­ri açı­ğa çı­kar­ta­maz­lar; sö­mü­rü dü­ze­ni­nin ka­lın­tı­la­rı­na kar­şı ge­rek­ti­ği gi­bi çok yön­lü sa­va­şa­maz­lar. Sı­nıf mü­ca­de­le­si­nin eko­no­mik, si­ya­si ve ide­olo­jik alan­la­rı ara­sın­da­ki ba­ğı ge­re­ği gi­bi kav­ra­ya­maz­lar. Sos­ya­liz­min çok yön­lü ku­ru­luş ve de­rin­leş­me gö­rev­le­ri­ni, sos­ya­liz­min üre­ti­ci güç­le­ri­nin ge­li­şi­mi­ni ba­şa­rıy­la ger­çek­leş­ti­re­mez­ler. Ne ya­zık ki. Sov­yet­ler Bir­li­ği’nde, sos­ya­liz­min çok yön­lü ku­ru­lu­şu, kit­le­le­rin çok yön­lü sos­ya­list eği­ti­mi, ide­olo­jik-si­ya­si-kül­tü­rel ve fel­se­fi eği­ti­mi, Mark­sizm-Le­ni­niz­min il­ke­le­ri­ne bağ­lı ka­lı­na­rak de­rin­le­me­si­ne ve en yay­gın bi­çim­de ger­çek­leş­ti­ri­le­me­di­ği için, kit­le­le­rin dev­let ve par­ti bü­rok­ra­si­si­ni de­net­le­me ­gö­rev­le­ri la­yı­kiy­le ye­ri­ne ge­ti­ri­le­me­di­ği için, emek­çi kitl­e­le­rin dev­let yö­ne­ti­mi­ne la­yı­kiy­le ka­tı­lı­mı sağ­la­na­ma­dı­ğı için, sos­ya­list top­lum­da, ka­pi­ta­liz­min ye­ni­den ku­ru­lu­şu­nun mad­di ön ko­şul­la­rı fi­liz­len­di… par­ti ve dev­let bü­rok­ra­si­si, sa­na­yi ve ta­rım iş­let­me­le­ri yö­ne­ti­ci­le­ri, ay­dın­lar ve sa­nat­çı­lar ara­sın­dan ay­rı­ca­lık­lı bir ta­ba­ka doğ­du.

Sov­yet­ler Bir­li­ği’nde, ka­pi­ta­liz­me ge­ri­ye dö­nüş, sos­ya­liz­min yad­sın­ma­sı so­nu­cu de­ğil­dir; ya­ni mo­dern re­viz­yo­nist­le­rin, “sos­ya­liz­min bir üst aşa­ma­sı, ko­mü­nist top­lu­ma ge­çi­şin ön aşa­ma­sı” bi­çi­min­de yut­tur­ma­ya ça­lış­tık­la­rı ye­ni tip­te­ki ka­pi­ta­lizm, sos­ya­list üre­tim güç­le­ri­nin ge­liş­me­si so­nu­cu va­rı­lan bir üst aşa­ma de­ğil­dir; ter­si­ne, sos­ya­list ku­ru­luş gö­rev­le­ri­nin, eko­no­mik, top­lum­sal, si­ya­sal, ide­olo­jik, kül­tü­rel vb. alan­lar­da, ko­mü­nist top­lu­ma ge­çi­şin Mark­sizm-Le­ni­nizm ya­sa­la­rı­na uy­gun ola­rak ye­ri­ne ge­ti­ri­le­me­me­si, pro­le­tar­ya­nın, ye­ni do­ğan bir sı­nıf olan bü­rok­rat bur­ju­va­zi­ye ye­nil­me­si­nin so­nu­cu­dur.

Le­nin 1918’de de­miş­ti ki: “Ül­ke­miz­de­ki bur­ju­va­zi ye­nil­gi­ye uğ­ra­tıl­mış­tır; ama he­nüz kö­kü ka­zın­ma­mış, he­nüz yo­ke­dil­me­miş, hat­ta tam ola­rak al­te­dil­me­miş­tir. Bur­ju­va­zi­ye kar­şı ye­ni ve da­ha yük­sek bir mü­ca­de­le bi­çi­mi­nin; ka­pi­ta­list­le­rin da­ha da faz­la mülk­süz­leş­ti­ril­me­si gi­bi çok ba­sit bir gö­rev­den, bur­ju­va­zi­nin va­rol­ma­sı­nın ya da ye­ni­den doğ­ma­sı­nın müm­kün ola­ma­ya­ca­ğı şart­la­rın ya­ra­tıl­ma­sı gi­bi çok da­ha kar­ma­şık ve çe­tin bir gö­re­ve ge­çi­şin gün­dem­de ol­ma­sı­nın ne­de­ni de bu­dur. Bu gö­re­vin çok da­ha önem­li ol­du­ğu açık­tır ve bu gö­rev ta­mam­lan­ma­dı­ğı sü­re­ce sos­ya­lizm di­ye bir şey yok­tur.”(15)
Le­nin açık­ça be­lir­ti­yor: “… bur­ju­va­zi­nin va­rol­ma­sı­nın ya da ye­ni­den doğ­ma­sı­nın müm­kün ola­ma­ya­ca­ğı şart­la­rın ya­ra­tıl­ma­sı gö­rev(le­ri) ta­mam­lan­ma(dan) sos­ya­lizm di­ye bir şey yok­tur.”

Ge­ri­ye dö­nüş so­ru­nun­da, esas ola­rak kav­ra­na­cak nok­ta bu­dur: bur­ju­va­zi­nin ye­ni­den doğ­ma­sı­nın müm­kün ola­maya­ca­ğı şart­la­rın ya­ra­tıl­ma­sı…
Le­nin, pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü­nün te­mel­le­ri­ni doğ­ru dü­rüst at­ma­ya fır­sat ve ola­nak bu­la­ma­dan öl­dü. Le­nin’in ölü­müne yo­la­çan kü­çük bur­ju­va su­ikast­çılığı, pro­le­tar­ya ile bur­ju­va­zi ara­sın­da­ki uz­laş­maz sı­nıf kar­şıt­lı­ğı­nın özel bir bi­çi­mi olan, pro­le­tar­ya ile kü­çük bur­ju­va uz­laş­maz sı­nıf kar­şıt­lı­ğı­nın bir ifa­de­si ve so­nu­cu, küçük burjuva­zi­nin pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü­ne sal­dı­rı­sı­nın bir ifa­de­si ve so­nu­cu ola­rak de­ğer­len­di­ril­me­li­dir. Troç­ki, Zi­no­vi­ev ve Bu­ha­rin’in kar­şı dev­rim­ci gi­ri­şim­le­ri ile Le­nin su­ikast­çı­la­rı ara­sın­da öz­de bağ­lı­lık var­dır. Sta­lin’in ölü­mün­den kı­sa bir sü­re son­ra, par­ti ve dev­let ik­ti­da­rı­nı gas­pe­den re­viz­yo­nist bü­rok­rat bur­ju­va­zi, öz­le­ri ba­kı­mın­dan Le­nin su­ikast­çı­la­rı­nın ve Zi­no­vi­ev-Bu­ha­rin kar­şı dev­rim­ci­le­ri­nin bir dev­a­mı­dır. İk­ti­dar­la­rı­nın da­ha ilk adı­mın­da, he­def ola­rak seç­tik­le­ri Sta­lin, Le­nin’in öğ­ret­tik­le­ri­ne ve il­ke­le­ri­ne iç­ten­lik­le bağ­lı ka­la­rak, (bü­tün ha­ta­la­rı­na kar­şın) pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü al­tın­da Le­nin’in ese­ri­ni de­vam et­tir­me­ye ça­lış­tı, bu­nun için sal­dı­rı­la­ra uğ­ra­dı. Le­nin’e ya­pı­lan su­ikast ile Sta­lin’e ya­pı­lan re­viz­yo­nist sal­dı­rı­lar, öz ba­kı­mın­dan ay­nı nam­lu­lar­dan çık­ma­dır.

Bur­ju­va­zi pro­le­tar­ya­ya kar­şı, her za­man iki ağız­lı kı­lıç­la sal­dır­mış­tır; onu hem dış­tan, hem de iç­ten vur­ma­ya ça­lış­mış­tır. Le­nin, re­viz­yo­niz­mi, iş­çi sı­nı­fı ha­re­ke­ti için­de boy­ve­ren bur­ju­va ide­olo­ji­si ola­rak ta­nım­lar ve re­viz­yo­nist­le­ri de bur­ju­va ajan­la­rı ola­rak ni­te­ler. Oy­sa gü­nü­müz­de re­viz­yo­niz­min ko­nu­mun­da kök­lü de­ği­şik­lik­ler ol­muş­tur; es­ki re­viz­yo­nizm si­lah­la­rı­nı ye­ni ko­şul­lar­da ge­liş­ti­ren mo­dern re­viz­yo­nizm, ar­tık ik­ti­dar sa­hi­bi bir sı­nı­fın, te­kel­ci bü­rok­rat bur­ju­va­zi­nin ide­olo­ji­si ha­li­ne gel­miş­tir. Bu du­rum­da, mo­dern re­viz­yo­nist­le­ri, ge­nel an­lam­da bur­ju­va ajan­la­rı ola­rak ta­nım­la­mak ger­çe­ği ifa­de et­mez. İk­ti­dar­da bu­lun­duk­la­rı ül­ke­ler­de, mo­dern re­viz­yo­nist­ler bur­ju­va­zi­nin ajan­la­rı de­ğil, dün­ya­ya ege­men ol­mak is­te­yen ye­ni te­kel­ci bur­ju­va­zi­nin biz­zat ken­di­si­dir. Sö­mür­ge, ya­rı sö­mür­ge ve ge­liş­miş ka­pi­ta­list ül­ke­ler­de ise mo­dern re­viz­yo­nist­ler, Sov­yet sos­yal emperyalizminin iş­bir­lik­çi­le­ri­dir­ler; on­la­rı, es­ki tip re­viz­yo­nist­ler­den ayır­mak ge­re­kir.

Dev­rim, düş­man­la­rı­nı iyi ta­nı­mak zo­run­da­dır. Han­gi kı­lık­ta olur­lar­sa ol­sun­lar, dev­rim, on­la­rı ser­gi­le­mek ve ger­çek yüz­le­riy­le emek­çi kit­le­le­re gös­ter­mek zo­run­da­dır.

“Pro­le­tar­ya dev­ri­mi ve pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü te­ori­le­ri Mark­sizm-Le­ni­niz­min özü­dür. Dev­ri­mi is­te­mek ya da dev­ri­me kar­şı çık­mak, pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü­nü sa­vun­mak ya da pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü­nü red­det­mek, her za­man Mark­sizm-Le­ni­nizm ile her tür­den re­viz­yo­nizm ara­sın­da­ki mü­ca­de­le­nin odak nok­ta­sı” ol­muş­tur. “Re­viz­yo­nist Kruş­çev kli­ği SBKP’nin 22. Kong­re­si’n­de re­viz­yo­niz­mi­ni bü­tü­nüy­le sis­tem­leş­tir­di. Kar­şı dev­rim­ci “ba­rış için­de bir­lik­te ya­şa­ma”, “ba­rış için­de bir­lik­te ya­rış­ma”, “ik­ti­da­rı ba­rış­çı yol­dan ele ge­çir­me” te­ori­le­ri­ni bi­çim­len­dir­di. Sov­yet Rus­ya’da ar­tık pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü­ne ge­rek kal­ma­dı­ğı­nı ilan et­ti ve “bü­tün hal­kın dev­le­ti”, “bü­tün hal­kın par­ti­si” gi­bi(16) te­ori­le­ri ile­ri sür­dü. Bu te­ori­ler, bur­ju­va­ziy­le pro­le­tar­ya ara­sın­da­ki, sos­ya­lizm ile ka­pi­ta­lizm ara­sın­da­ki çe­liş­me­le­rin uz­laş­maz ka­rak­ter­le­ri­nin red­di­ni ifa­de edi­yor­du. Ay­nı za­man­da, Mark­sist-Le­ni­nist sı­nıf mü­ca­de­le­si, dev­let ve dev­rim te­ori­le­ri­nin de red­di de­mek­ti. Mark­sizm-Le­ni­niz­min al­fa­be­si­ni bi­len her­kes, SBKP’nin Mark­sizm-Le­ni­nizm yo­lun­dan ay­rıl­dı­ğı­nı açık­ça gö­re­bi­lir­di. 1963’te Çin’li ko­mü­nist­ler şöy­le di­yor­du:

“… on­lar­ca yıl­dır sos­ya­liz­mi in­şa yo­lun­da iler­le­yen Sov­yet­ler Bir­li­ği’nde, ka­pi­ta­liz­min ye­ni­den ih­ya­sı teh­li­ke­si var­dır. Bu, Çin da­hil bü­tün sos­ya­list ül­ke­le­re, ÇKP da­hil bü­tün iş­çi ve ko­mü­nist par­ti­le­ri­ne teh­li­ke işa­re­ti ol­ma­lı­dır.”(17) Bu uya­rı­dan on­dört yıl son­ra, Çin’de re­viz­yo­niz­min açık­ça ik­ti­da­ra ge­li­şi ve ka­pi­ta­liz­min ye­ni­den ku­ru­lu­şu, Çin’li ko­mü­nist­le­rin Sov­yet de­ne­yin­den ge­rek­li ders­le­ri çı­kart­ma­dık­la­rı­nı gös­te­ri­yor.

Pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü­nün red­di ve onun ye­ri­ne “bü­tün hal­kın dev­le­ti”nin ge­çi­ril­me­si, kit­le­le­ri al­dat­mak­tan baş­ka bir an­lam ta­şı­maz; sı­nıf­lı bir top­lum­da he­le he­le Sov­yet­ler Bir­li­ği’nde­ki gi­bi “par­ti ve dev­let ör­güt­le­ri­nin, iş­let­me­le­rin, kol­hoz­la­rın yö­ne­ti­ci kad­ro­la­rı ara­sın­da­ki yoz un­sur­lar­dan ve bur­ju­va ay­dın­lar­dan”(18) mey­da­na ge­len ay­rı­ca­lık­lı ta­ba­ka­nın, bü­rok­rat te­kel­ci bur­ju­va­zi­nin ege­men sı­nıf ha­li­ne gel­di­ği bir top­lum­da, dev­le­tin sı­nıf ka­rak­te­ri­ni gö­zar­dı et­me­ye ça­lış­mak, dev­lete sı­nıf­la­rüs­tü bir gö­rü­nüm sağ­la­ma­ya ça­lış­mak, bur­ju­va de­ma­go­ji­si­dir… Ay­nı za­man­da bu du­rum, kit­le­le­rin ne den­li Mark­sist-Le­ni­nist si­ya­si eği­tim­den yok­sun ol­du­ğu­nun da, ne den­li edil­gen ha­le ge­ti­ril­di­ği­nin de gös­ter­ge­si­dir. Dev­let, va­rol­du­ğu ve va­ro­la­ca­ğı sü­re, her za­man bir sı­nı­fın dev­le­ti ol­muş­tur ve ol­ma­ya de­vam ede­cek­tir; dev­let, bir sı­nı­fın di­ğer sı­nıf ve ta­ba­ka­lar üze­rin­de­ki bas­kı ara­cı­dır. Sı­nıf­lar va­rol­duk­ça da var­lı­ğı­nı ko­rur.

Marx, En­gels ve Le­nin, pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü­nün, sı­nıf­sız top­lu­ma dek, bi­çi­mi de­ğiş­se de, özü ba­kı­mın­dan ge­çiş dö­ne­mi­nin tek dev­let bi­çi­mi ol­du­ğu­nu önem­le vur­gu­la­mış­lar­dır. Hem Mark­sizm-Le­ni­nizm adı­na sı­ğın­mak hem de onun te­mel te­ori­le­ri­ni re­vi­ze et­mek her za­man pro­le­tar­ya­nın sı­nıf düş­man­la­rı­nın baş­vur­duk­la­rı yön­tem­dir. Pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü­nün red­di, pro­le­tar­ya­yı sı­nıf düş­man­la­rı kar­şı­sın­da si­lah­sız bı­rak­mak de­mek­tir.

“Pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü, sos­ya­liz­min pe­kiş­ti­ril­me­si­nin ve ge­liş­ti­ril­me­si­nin tek te­mi­na­tı­dır. Pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü, iki yol ara­sın­da­ki mü­ca­de­le­de pro­le­tar­ya­nın bur­ju­va­zi­yi yen­me­si­ni, sos­ya­liz­mi za­fe­re ulaş­tır­ma­sı­nı sağ­lar.

“Pro­le­tar­ya­nın kur­tu­lu­şu, tüm in­san­lı­ğın kur­tu­lu­şu­na bağ­lı­dır. Pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü­nün ta­ri­hi gö­re­vi iki yön­lü­dür. İç yön ve ulus­la­ra­ra­sı yön. Bi­rin­ci yönü ile ele alın­dı­ğın­da, pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü­nün te­mel ta­ri­hi gö­re­vi şu­dur: Bü­tün sö­mü­rü­cü sı­nıf­la­rı me­za­ra göm­mek, sos­ya­list eko­no­mi­yi en üst dü­zey­de ge­liş­tir­mek, kit­le­ler­de­ki ko­mü­nist bi­lin­ci yük­selt­mek, hal­kın mül­ki­ye­tiy­le kol­lek­tif mül­ki­yet ara­sın­da­ki, iş­çi­ler­le köy­lü­ler ara­sın­da­ki, kent­le köy ara­sın­da­ki, kol işi ile ka­fa işi ara­sın­da­ki fark­lı­lık­la­rı tas­fi­ye et­mek, sı­nıf­la­rın ye­ni­den oluş­ma­sı­nı ve ka­pi­ta­liz­me ge­ri dö­nü­şü sağ­la­ya­cak bü­tün ola­nak­la­rı or­ta­dan kal­dır­mak.

“Böy­le­ce, ko­mü­niz­min tam an­la­mıy­la, ‘her­kes­ten ye­te­ne­ği­ne gö­re, her­ke­se ih­ti­ya­cı­na gö­re’ il­ke­si­ne uy­gun ola­rak ger­çek­leş­me­si­ni sağ­la­ya­cak ko­şul­lar ya­ra­tı­lır. Ulus­la­ra­ra­sı yö­nü ile ele alın­dı­ğın­da ise pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü­nün te­mel ta­ri­hi gö­re­vi şu­dur:

“Ulus­la­ra­ra­sı em­per­ya­liz­min (si­lah­lı mü­da­ha­le ve ba­rış­çıl yol­lar­la bö­lüp, par­ça­la­ma da­hil) her sal­dı­rı­sı­na kar­şı koy­mak; halk­lar, em­per­ya­liz­mi, ka­pi­ta­liz­mi ve sö­mü­rü sis­te­mi­ni ta­rih sah­ne­sin­den si­le­ne ka­dar dün­ya dev­ri­mi­ni des­tek­le­mek.

“Bu iki yön­lü ta­ri­hi gö­rev ke­sin za­fe­re ulaş­tı­rıl­ma­dan ve ko­mü­nist top­lu­ma bü­tü­nüy­le ula­şıl­ma­dan, pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğün­den vaz­ge­çi­le­mez.
“Gü­nü­mü­zü iyi de­ğer­len­di­rir­sek gö­rü­rüz ki, sos­ya­list ül­ke­ler­de pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü­nün gö­re­vi he­nüz so­na er­me­miş­tir. Bü­tün sos­ya­list ül­ke­ler­de hâ­lâ sı­nıf­lar ve sı­nıf mü­ca­de­le­le­ri var­dır. Sos­ya­list yol­la ka­pita­list yol ara­sın­da­ki mü­ca­de­le hâ­lâ sü­rü­yor. Sos­ya­list dev­ri­mi so­nu­na ka­dar gö­tür­mek ve ka­pi­ta­liz­me ge­ri dö­nü­şü ön­le­mek zo­run­da­yız. Hiç­bir sos­ya­list ül­ke­de he­nüz ne bü­tün hal­kın mül­ki­ye­tiy­le kol­lek­tif mül­ki­yet ara­sın­da­ki, ne iş­çi­ler­le köy­lü­ler ara­sın­da­ki; ne kent­le köy ara­sın­da­ki, ne de kol işiy­le ka­fa işi ara­sın­da­ki fark­lı­lık­lar tas­fi­ye edil­miş­tir. Hiç­bir sos­ya­list ül­ke­de he­nüz sı­nıf­lar ve sı­nıf fark­lı­lık­la­rı yok ol­ma­mış­tır. Bü­tün sos­ya­list ül­ke­le­rin, il­ke­si ‘her­kes­ten ye­te­ne­ği­ne gö­re, her­ke­se ih­ti­ya­cı­na gö­re’ olan ko­mü­nist top­lu­ma ge­çe­bil­me­le­ri için da­ha çok yol al­ma­la­rı ge­re­ki­yor. İş­te bu ne­den­le, bu­gün hiç­bir sos­ya­list ül­ke­de pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğün­den vaz­ge­çi­le­mez.”(19)

Pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü­nün yı­kıl­ma­sı, onun ye­ri­ne te­kel­ci bü­rok­rat bur­ju­va­zi­nin “bü­tün hal­kın dev­le­ti” adıy­la mas­ke­le­nen dik­ta­tör­lü­ğü­nün ge­çi­ril­me­si, iç­te pro­le­tar­ya­ya ve emek­çi kit­le­le­re, dış­ta da, ulu­sal kur­tu­luş ve ba­ğım­sız­lık sa­vaş­la­rı­na, top­lum­sal kur­tu­luş ha­re­ket­le­ri­ne in­di­ril­miş en bü­yük dar­be idi. Ye­ni Sov­yet em­per­ya­list bur­ju­va­zi­si­nin es­ki em­per­ya­list bur­ju­va­zi ile ba­rış için­de bir ara­da ya­şa­ma is­te­ği, dün­ya pro­le­tar­ya­sı­nın ve ezi­len halk­la­rı­nın dev­rim is­te­ğiy­le ta­ban ta­ba­na zıt­tır. Ye­ni Sov­yet bur­ju­va­zi­si, Le­nin’i öy­le­si­ne unut­muş­tur ki, sa­de­ce sos­ya­lizm ile ka­pi­ta­lizm ara­sın­da­ki de­ğil, em­per­ya­list­le­rin ken­di ara­la­rın­da­ki çe­liş­ki­le­rin bi­le uz­laş­maz ni­te­lik­te ol­du­ğu­nu, ba­rış için­de ya­şa­ma­nın ya da sa­vaş­ma­nın is­tek ve ira­dey­le de­ğil, mad­di ko­şul­la­ra, nes­nel ko­şul­la­ra bağ­lı ol­du­ğu­nu anım­sa­mı­yor­lar.

Ça­ğı­mız, em­per­ya­lizm ve pro­le­ter dev­rim­le­ri ça­ğı­dır; ça­ğa ni­te­li­ği­ni ve­ren çe­liş­me, kay­na­ğı­nı emek ile ser­ma­ye ara­sın­da­ki çe­liş­me­den alan sos­ya­lizm ile ka­pi­ta­lizm ara­sın­da­ki çe­liş­me­dir. Dün­ya pro­le­tar­ya­sı, bu çe­liş­me­yi dev­rim­ci bir bi­çim­de çözme­ye, ya­ni ka­pi­ta­liz­mi or­ta­dan kal­dır­ma­ya ve ken­di­si­ni de sön­dür­me­ye ka­rar­lı­dır. Dün­ya pro­le­tar­ya­sı, Sov­yet sos­yal em­per­ya­list­le­ri­nin, sos­ya­lizm ile ka­pi­ta­lizm ara­sın­da­ki çe­liş­me­de, ka­pi­ta­lizm yö­nün­de saf tu­tuk­la­rı­nı hiç­bir bu­la­nık­lı­ğa yer ver­me­ye­cek bi­çim­de kav­ra­mak ve kav­rat­mak zo­run­da­dır. Ge­rek ulu­sal, ge­rek ulu­sal de­mok­ra­tik, ge­rek­se de top­lum­sal dev­rim için yo­la çı­kan ulus­lar, ezi­len halk­lar ve sı­nıf­lar, Sov­yet­ler Bir­li­ği’nin ni­te­li­ği­ni doğ­ru kav­ra­ya­maz­lar­sa, ulus­la­rı­na, halk­la­rı­na ve sı­nıf­la­rı­na iha­net eder­ler. Le­nin’in, Sta­lin’in pro­le­ter sos­ya­list Rus­ya’sı ile Kruş­çev-Brej­nev re­viz­yo­nist­le­ri­nin sos­yal em­per­ya­list Rus­ya’sı bir­bi­rin­den ay­rıl­ma­lı­dır. Kruş­çev re­viz­yo­niz­mi, pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü­nün ye­ri­ne, “bü­tün hal­kın dev­le­ti” adı al­tın­da ye­ni Sov­yet bur­ju­va­zi­si­nin sos­yal fa­şist dik­ta­tör­lü­ğü­nü, pro­le­tar­ya­nın dev­rim­ci par­ti­si­nin ye­ri­ne, “bü­tün hal­kın par­ti­si” adı al­tın­da sos­yal fa­şist bur­ju­va par­ti­si­ni ge­çi­rir­ken, ama­cı pro­le­tar­ya­yı ve emek­çi kit­le­le­ri bas­kı al­tı­na al­mak, ka­pi­ta­liz­mi iyi­ce yer­leş­tir­mek, her tür­den dev­rim­ci mu­ha­le­fe­ti ez­mek ve ege­men­li­ği için sa­va­şa ha­zır­lan­mak­tı.

Ye­ni Sov­yet bur­ju­va­zisi­nin, dün­ya em­per­ya­list­le­riy­le “ba­rış için­de bir ara­da ya­şa­ma”sı ve “ba­rış için­de ya­rış­ma­sı” için dev­rim­den vaz­geç­mek­ten baş­ka hi­bir şe­ye hiz­met et­me­yen “ik­ti­da­rı ba­rış­çı yol­dan ele ge­çir­me” an­ti Mark­sist-Le­ni­nist te­ori­si, bu­gün ye­ri­ni ik­ti­da­rın dar­bey­le, komp­loy­la ele ge­çi­ril­me­si te­ori­si­ne bı­rak­mış­tır. Mark­sizm-Le­ni­nizm, em­per­ya­list­le­rin uzun bir sü­re ba­rış için­de ya­şa­ya­ma­ya­cak­la­rı­nı ba­rış için­de ya­rış­ma­ya­cak­la­rı­nı öğ­re­tir. Em­per­ya­list­ler ara­sı ba­rış, em­per­ya­list­ler ara­sı sa­vaş için ha­zır­lık dö­ne­mi­dir. ABD ile SSCB ara­sın­da, dün­ya­nın ye­ni­den pay­la­şıl­ma­sı için ve­ri­len mü­ca­de­le­nin kes­kin­leş­me­si, Mark­sizm-Le­ni­niz­min ya­nıl­maz­lı­ğı­nı bir kez da­ha or­ta­ya koy­muş­tur. Af­ga­nis­tan’ın fa­şist iş­ga­li, ABD’nin Vi­et­nam de­ne­yi­nin bir baş­ka ör­ne­ği­dir. Ay­nı za­man­da Sov­yet re­viz­yo­nist­le­ri­nin kar­dan te­ori­le­ri­nin eri­me­si­nin ve if­la­sı­nın da bir gös­ter­ge­si­dir.

Dün­ya ge­ri­ci­li­ği­nin iki ana mer­ke­zin­den, dün­ya halk­la­rı­nın baş düş­ma­la­rın­dan bi­ri SSCB, dün­ya ege­men­li­ği için, eko­no­mik, si­ya­si, ide­olo­jik, as­ke­ri, bü­tün cep­he­ler­de sa­va­şı­yor. Dün­ya dev­ri­mi ve Tür­ki­ye-Kür­dis­tan dev­ri­mi için, on­lar­la her cep­he­de sa­vaş­mak bi­zim için de vaz­ge­çil­mez dev­rim­ci gör­ev­dir. On­lar, ye­ni ko­şul­la­ra denk dü­şe­cek ye­ni te­ori­ler ge­liş­ti­re­cek­ler­dir. Bu te­ori­ler, ge­nel an­la­mıy­la, da­ha da sin­si, re­viz­yo­nizm­le­ri­ni da­ha da giz­le­me­ye hiz­met ama­cı ta­şı­ya­cak­tır. Sov­yet kö­ken­li bü­tün te­ori­le­rin, söz­le­ri ve bi­çi­mi ne olur­sa ol­sun, Sov­yet bur­ju­va­zi­si­nin stra­te­ji­si­ne hiz­met ede­ce­ği unu­tu­la­maz. Bir te­ori­nin ger­çek­ten dev­rim­ci olup ol­ma­dı­ğı, o te­ori­nin ger­çek an­la­mıy­la han­gi sı­nı­fa hiz­met et­ti­ği­ne ba­kı­la­rak anla­şı­lır. Si­ya­si bi­linç dü­zey­le­ri dü­şük emek­çi kit­le­le­ri, dev­rim sem­pa­ti­zan­la­rı­nı, re­viz­yo­niz­min sı­nıf içe­ri­ği­ni kav­ra­ya­ma­yan mil­yon­la­rı, bu te­ori­le­rin tu­za­ğı­na düş­mek­ten kur­tar­ma gö­rev­le­ri, dev­ri­mi­mi­zin te­mel gö­rev­le­ri ara­sın­da­dır. Tür­ki­ye-Kür­dis­tan pro­le­tar­ya­sı ve emek­çi halk kit­le­le­ri, Yurt­se­ver Dev­rim­ci De­mok­rat­la­rı, em­per­ya­liz­me kar­şı iki ağız­lı kı­lı­cı el­le­rin­den bı­rak­ma­ya­cak­lar­dır. Kı­lı­cın bir ağ­zı em­per­ya­liz­me, bir ağ­zı sos­yal em­per­ya­liz­me kar­şı bi­le­ne­cek­tir. Yok­sa, bir em­per­ya­lis­tin ku­ca­ğın­dan kal­kıp di­ğe­ri­nin ku­ca­ğı­na otur­mak ka­çı­nıl­maz­dır.