İRAN-IRAK SAVAŞI ÜZERİNE
Yaşadığımız dünyada baş çelişme, emperyalizm ve sosyal emperyalizm ile ezilen dünya halkları arasındaki çelişmedir. İran-Irak savaşına bu açıdan baktığımız zaman görürüz ki, bu savaş ezilen dünya halklarının zararına, emperyalistlerin, özellikle de iki süper devlet, ABD ve SSCB’nin yararınadır.
İran-Irak savaşı, İsrail gericiliğine de hizmet etmektedir. Filistin halkının ulusal demokratik devrim davasına, gaspedilmiş anayurdunu kurtarma davasına zarar vermektedir. Savaş, her iki ülkeyi, hem emperyalistlerin, hem de İsrail siyonizminin karşısında güçsüz kılar, zayaf düşürür. Bu sonuçların zararını Filistin halkı etinde kemiğinde duyacaktır.
Bu savaş, proletaryanın devrimci sınıf savaşımına değil, gerici burjuvazinin ulusal birlik anlayışlarına yarar sağlar. Sosyal şovenizmi körükler.
Her iki ülkenin de zengin petrol yataklarına sahip olması ve birbirlerine karşı saldırılarda hedeflerden birinin de petrol yatakları olması, bütün insanlığın ortak hazinesi olan zenginliklerin boş yere telef edilmesi, insanlığın zararınadır. Bu ve benzer kaynakların tasarrufu bugün gericiliğin elindedir ama bir gün onlar halkın eline geçecektir… Dünya proletaryası; ezilen halkları ve demokrat kamuoyu bu savaşa karşı çıkmalıdır.
İran Devrimi, ABD ve Sovyetler Birliği başta olmak üzere, emperyalist dünya gericiliğini olduğu kadar, gerici Arap yönetimlerini de korkutmuştur. İran-Irak savaşının temel nedenlerinden biri de budur. Irak, İran benzeri bir halk ayaklanmasından korkmaktadır. Irak’ı destekleyen güçlere baktığımız zaman, bu savaşın arkasında kimlerin pusuda olduğunu, dolayısıyla savaş sonuçlarından nelerin umulduğunu daha açık biçimde görebiliriz. Şah yanlıları yeniden iktidar umutlarını tazelerken, SSCB, Irak’a gizliden silah yardımında bulunmaktadır. ABD’nin gerici Arap yönetimlerine bulunduğu yardım, bir bakıma Irak’a yardım sayılmalıdır. Fransa Irak’a silah satmaya karar vermiştir. Arap gericiliğinin en önde gelen adları ABD yanlısı Suudi Arabistan, Ürdün, Abu Dabi vb. Irak’ın yanında açıkça yer almışlardır. Kuzey ve Güney Yemen’in de Irak’tan yana olmaları düşünülmelidir. Şah taraftarları da içinde olmak üzere, dünya gericiliğinin Irak yanında gizli-açık saf tutması Irak adına utanç verici bir olaydır. Görülüyor ki, İran’a karşı dünya gericiliği küçük çapta bir haçlı seferi başlatmıştır.
Biz, İran-Irak halklarının zararına olduğuna inandığımız bu savaşta, her iki ülke halklarının devrimci kurtuluş davalarının yanındayız. Bu nedenle her iki ülkenin yurtseverlerine, devrimci-demokratlarına ve Marksist-Leninistlerine sesleniyoruz: Savaşa karşı çıkınız!.. Gerek İran, gerekse Irak yönetimleri, özleri bakımından gerici yönetimlerdir. Buralardaki egemen sınıf diktatörlükleri halkların devrim davasına karşıdırlar; anti komünisttirler. Her iki ülkenin Marksist-Leninistleri devrimci-demokratları ve yurtseverleri, anti emperyalist demokratik halk devrimi görevlerini bir an için bile unutmadan hareket etmelidirler. Ancak, her iki ülkenin Marksist-Leninistlerine, özde aynı, biçimde farklı görevler düşmektedir. Bunun nedeni, her iki ülkenin savaştaki özgül konumlarıdır.
İran-Irak savaşı “üç dünya”cı Çin revizyonizminin karşı devrimci yüzünün bir kez daha açığa çıkmasında yarar sağlamıştır. İran’lı ve Irak’lı Marksist-Leninistler, Leninist savaş ve devrim tezlerini, kendi ülkelerinin somut koşullarına yaratıcı biçimde uygulamalıdırlar. Kürt halkının savaşın kesilmesinde oynayacağı rol düşünülmelidir. İran ve Irak’lı Marksist-Leninistler bir sınavla karşı karşıyadırlar.
