MAYIS’IN BİR YILI VE YENİ YAYIN POLİTİKASI
Mayıs, birinci yılını başarısız bir yayın çizgisi izleyerek doldurdu. Önüne koyduğu siyasal, ideolojik, sanatsal, kültürel görevlerin hiçbirini layıkıyla yerine getiremedi; bildirgesinde belirittiği gibi, bir “gereklilik” haline ise gelemedi. Kendisinden çözüm bekleyen birçok sorun, yalnızca başlıklar, değinmeler biçiminde geçiştirildi. İdeolojik-siyasi içeriğinin yetersizliği yanında, derginin teknik sorunlarında da aksamalar görüldü; dizgi-baskı yanlışlıkları nedeniyle yazıların bazı bölümlerinin ne dediği anlaşılamadı; birçok nokta da, yine aynı nedenler yüzünden yanlış anlamalara yol açtı. Her iki ayda bir çıkacağını belirtmesine karşın, düzenli aralıklarla çıkmayı başaramadı. Derginin dağıtımı ise, birçok yönüyle başka bir olumsuzluk örneği olarak Mayıs’ın yaşımında yerini alıyor. Bu süreç içerisinde, “devrimci fedakârlık”, “militan devrimcilik” vs. sözlerini dillerinden düşürmeyen, kısacası lafta devrimciliği kimseye bırakmayan ama iş pratiğe gelince, sıkı çalışma ve disipline gelince, denetime gelince, hata ve yanlışlıkların pratikte aşılmasına gelince, çözümü şu ya da bu nedenin arkasına gizlenerek kaçmakta bulan, kılıflı kılıfsız birçok “keskin devrimci” tanıdık. Doğaldır ki, hiçbir hastalık ve olumsuzluk, kendisine yataklık edebilecek bir bünyeye sahip olmadan varlığını sürdüremez. Hastalık ve olumsuzlukları yok etmenin yolu, bünyeyi, kendi içindeki pislikleri dışa atabilecek düzeye ve olgunluğa ulaştırmaktan geçecektir. Mayıs, birinci yılını, zaaf ve hastalıklarının bilincinde olarak, bir yanıyla ideolojik-siyasi yetmezliklerini, hatalarını aşmaya çalışarak, bir yanıyla da çevre içinde yer alan gönülsüz “yol arkadaşları”ndan, gizli beklentileri olan çıkarcılardan, dolandırıcılardan, sahte devrimcilerden kendisini arındırmaya çalışarak doldurdu. Yaşanılan bir yıl, dergi ve çevresi için önemli derslerle doludur.
Mayıs, içine düştüğü ve içinde yaşadığı olumsuzlukların nedenlerini, kaynaklarını cesaretle incelemeyi ve hatalarından arınma yollarını bulmayı vazgeçilmez devrimci bir görev olarak önüne koyuyor ve gereklerini yerine getirmeye çalışıyor. Birçok noktada hata, eksiklik ve yetmezliklerimiz nedenlerini, köklerini ve bunlardan nasıl kurtulacağımızı biliyoruz. Aynı zamanda, birçok hata ve yetmezliğimizin ise teorik anlamda bilincinde olmakla birlikte, pratikte nasıl bir yol izleyerek aşılacağını henüz kestiremiyoruz. Hastalıklarımızın bir kısmı, yalnızca bize özgü değil, Türkiye-Kürdistan devriminin ve devrimcilerinin ortak hastalıklarının bize yansımasıdır. İçinde yaşadığımız dönemin bütün olumsuzlukları, doğaldır ki bizi de etkileyecektir.
Mayıs, bir yayın organı ve çevre olarak, hata, zaaf ve yetmezlikleri üzerine kararlı bir şekilde gitmeye, kendisini devrimci mücadelenin ateşi içinde yenilemeye, arındırmaya ve geliştirmeye yeminlidir.
Mayıs, bundan böyle, yayın siyasetinde bugüne kadar izlediği çizgiden farklı bir çizgi izleyecek. Hazırlıklarını tamamladığımız andan itibaren Mayıs’ı dergi biçiminde değil, gazete biçiminde yayınlayacağız. Yazı konuları, sıcak sınıf savaşının gereklerini içerecek. Yurt ve dünya olaylarından yola çıkarak, güncel gelişmeler karşısındaki görüşlerini ve tavrını dile getirecek. Mümkün olduğunca kısa ve öz yazılarla, makalelerle, bir yanıyla faşist gerici cepheye karşı savaşırken, bir yanıyla da, yurtsever, devrimci, demokrat basın yayın organlarındaki gelişmelere, polemiklere katılacak. Yine gücü oranında, burjuva, küçük burjuva aydın ve sanatçının siyasi sakatlıklarına değinmeye çalışacak; revizyonist, reformist çizgileri mahkum edecek.
Mayıs, gazete olarak yayınını sürdürürken, öte yanda, Türkiye-Kürdistan devriminin birçok temel teorik-felsefi sorununa ışık tutacak bir yayın çalışmasını da beraberinde götürecek. Bu çalışma, broşür ve kitap basım yayımı biçiminde sürecek. Özgür birçok araştırma ve incelemenin yanı sıra dünya komünist ve işçi hareketinin dününe, bugününe ışık tutacak çeviri eserlere de yer verilecek. Başarabilirsek, yeni yayın çalışmalarımız, Türkiye-Kürdistan devrimci hareketi içinde yeni ve canlı bir tartışmanın başlamasına yol açacaktır. Açıkça söyleyelim ki, sınırlı yazı kadromuz ve sınırlı gücümüzle, ilk adımlarımız yavaş olacaktır. Birçok soruna cevap yetiştirmekte zorluk çekeceğiz. Ama enerjimizi ve sınırlı gücümüzü doğru kanalize etmeye çalışarak, en acil, en gerekli noktalarda yoğunlaşacağız.
1871 Paris Komünü’nün ve buna bağlı olarak da Sovyet revizyonizminin köklerini, Stalin’in devlet ve sosyalizm anlayışını irdeleyen bir denemeyi, “Komün Dersleri ve Bürokratik Yozlaşma” başlığı ile broşür dizimizin ilki olarak yayınlıyoruz. Geçmişi doğru değerlendirmeden, ondan doğru dersler çıkartmadan ileriye atılan her adım, geçmişin sakatlıklarını da beraberinde taşıyacaktır; bugün olduğu gibi. İçinden geldiğimiz rahimle hesaplaşmadan, kendimizi yeniden ve yeniden arındırmadan yeni bir toplumun öncüleri olamayız.
1984 Temmuz’unda yazılmış, Mayıs’ın 4. sayısında yayınlanmıştır.
