AÇLIK GREVLERİNDE YÜKSELEN ÇIĞLIĞA KULAK VERİN!
Öncelikle, açlık grevi vesilesi ile halkımızın içinde bulunduğu duruma gösterdiğiniz yakın ilgiye, kendi adıma, arkadaşlarım ve halkımız adına, demokrasi kavgamız adına teşekkür etmek istiyorum. Bilmenizi isterim ki, şu günler her zamankinden daha çok demokrat kamuoyunun ilgisine ve duyarlılığına ihtiyacımız vardır. Mücadelemiz ile ilgili tek satır, tek söz bile, paha biçilmez değerlere sahiptir. Çünkü önümüzdeki günler, Evren’in faşist cuntasına karşı halk muhalefetinin ve demokrasi mücadelesinin yükseleceği günler olacaktır. Evren, bugüne kadar halkı ve dünya kamuoyunu aldatmayı başardı. “Demokrasi” sözü vermişti, askerlerin kışlalarına çekileceğini söylemişti, halkın can güvenliğini garanti altına alacağını söylemişti. Hiçbir sözünü tutmadı. Çünkü başından beri yalan söylüyordu. O, kendisinin yeni kurdurttuğu bir partiye, Milliyetçi Demokrasi Partisi’ne siyasi iktidarın yolunu açmak için çeşitli bahanelerle, muhaliflerin seçime katılmalarını engellemeye çalışıyor. Yeni kurulan, fakat köklü kitle bağları olan partileri kapatıyor. Korktuğu bazı siyaset adamlarının parti kuruculuklarını veto ederek parti kuruluşlarını engelliyor. Eski parti önder ve yöneticilerinin çoğu sürgünde, gözaltında bulunmaktadır. Devrimci demokratlar ise aydınından sendikacısına, işçisinden öğrencisine kadar zaten cezaevlerinde ölüme terkedilmiş durumdadırlar. Basın sansür altındadır. Muhalefet eğilimi gösteren gazeteler kapatılmaktadır. Günden güne gelişen sosyal, siyasal, ekonomik rahatsızlıklar, sadece emekçi kitleleri değil, burjuvazinin büyük bir kesimini de kucaklamaktadır. Halkın muhalefeti geniş kitlelere yayıldıkca, Evren cuntasının baskı ve tertipleri de yoğunlaşmaktadır. Bütün zalimler gibi, Evren de halktan, halkın tepkisinden korkmaktadır. Güvendiği tek şey, silahlar ve dağıttığı mevkiler oranında gerici bürokrasidir. 6 Kasım genel seçimlerinde halk, silahların gölgesinde sandık başına gidecektir. Büyük bir ihtimalle de sandıktan Evren’in faşist partisi iktidar olarak çıkacaktır. Daha şimdiden iktidar hazırlıkları başlamıştır. Dünya kamuoyu bu acıklı komediyi lanetlemeli ve Avrupalı demokratlar bu oyunun sessiz seyircileri olmamalıdırlar. Evren’in seçim oyununa hoşgörüyle bakmak, seçimlerden sonra demokratik bir gelişme beklemek, insan haklarının, insan onurunun çiğnenmesine, binlerce insanın idamına, Kürt ulusu üzerindeki jenosid uygulamalarına seyirci kalmak olacaktır. Gerek Türkiye’de, gerekse Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde, açlık grevleri aracılığı ile duyurulmak istenen çığlığa kulak vermeliyiz. Ölümleri pahasına, halkının kurtuluşu davasına kendilerini ortaya atanlar yalnız bırakılmamalıdır. İyi biliyoruz ki, bir ülkede demokrasi, o ülke halkının kararlı bir mücadelesi ile korunur ve geliştirilir. Biz de bunu yapıyoruz. Kendi halkımıza güveniyoruz. Ancak demokrat kamuoyunun desteğine son derecede acil ihtiyacımız vardır.
Çok yakın bir gelecekte, Evren cuntası toplu idamları gündemine alacaktır.
Çok yakın bir gelecekte, Evren cuntası Kürtler üzerindeki zulmünü daha da yoğunlaştıracak ve Türkiye sınırları dışında, İran olayında olduğu gibi, yeni eylemlere girişecektir.
Evren cuntası, içteki burjuva muhalefeti bastırmak için sözde milli birliği yeniden kurmak için komşu ülkelerle savaş oyunlarına girecektir.
Evren cuntasının kanlı yüzü, faşist karakteri, bütün dünya kamuoyu önünde teşhir edilmelidir.
Evren cuntası, Avrupa insan hakları mahkemesi önüne çıkartılmalı ve bu güne kadar işlediği insanlık suçları bir bir açıklığa kavuşturulmalıdır.
Kahrolsun Evren cuntası…
Paris’te, Türkiye cezaevlerindeki politik tutuklularla dayanışma amacıyla 15 gün sürdürülen açlık grevi sonunda, 17 Ağustos 1983’de yapılan basın toplantısındaki konuşma.
