YAŞASIN 1 MAYIS, YAŞASIN KOMÜNİZM

Bu yı­lın 1 Ma­yıs’ına çok zor ko­şul­lar­da, hem ulu­sal hem de ulus­la­ra­ra­sı kar­şı dev­ri­min, ge­ri­ci­li­ğin tür­lü renk­le­ri­nin yo­ğun ku­şat­ma­sı ve sal­dı­rı­sı al­tın­da gi­ri­yo­ruz. Ni­cel ve ni­tel gü­cü­müz düş­man­la boy öl­çüş­me­ye he­nüz ye­ter­li de­ğil. Ol­duk­ça za­yı­fız. Ama ne ka­dar za­yıf ve güç­süz olur­sak ola­lım, ne den­li ye­ter­siz olur­sak ola­lım, yi­ne de sa­vaş ala­nı­nı terk et­me­mek, için­de ya­şa­dı­ğı­mız ko­şul­la­ra ve ken­di gü­cü­mü­ze uy­gun mü­ca­de­le bi­çim­le­ri­ni bu­la­rak sa­va­şı sür­dür­mek zo­run­da­yız. An­cak sa­va­şa­rak sa­vaş­ma sa­na­tı­nı öğ­re­ne­bi­lir ve güç­le­ne­bi­li­riz; güç­len­me­nin, sa­vaş­ma sa­na­tı­nı öğ­ren­me­nin, gi­de­rek sı­nıf düş­man­la­rını al­tet­me­nin baş­ka yo­lu yok­tur.

Em­per­ya­list düş­man cep­he­si, iki baş­lı bir ej­der­ha ola­rak, hem ken­di ken­di­siy­le hem de dün­ya pro­le­tar­ya­sı ve halk­la­rıy­la git­tik­çe de­rin­le­şen bir çe­liş­me­nin zor­luk­la­rı­nı ya­şa­mak­ta­dır. İçi­ne düş­tü­ğü eko­no­mik, sos­yal, si­ya­sal, ide­olo­jik, ah­la­ki bu­na­lım, on­la­rı da­ha sal­dır­gan ve da­ha za­lim bir tu­tu­ma zor­la­mak­ta­dır. Met­ro­pol­ler­de iş­siz­lik, ha­yat pa­ha­lı­lı­ğı, si­ya­si ge­ri­ci­lik adım adım ge­li­şi­yor. Ba­ğım­lı ve ya­rı sö­mür­ge ül­ke­ler­de, iş­siz­lik, ha­yat pa­ha­lı­lı­ğı, si­ya­si ge­ri­ci­lik çok da­ha yo­ğun ve kan­lı bi­çim­le­riy­le ya­şa­nı­yor. Göz­lem­le­nen o ki, em­per­ya­list­le­rin ken­di ara­la­rın­da­ki çe­liş­me­le­rin de­rin­leş­me­si­nin ya­nı sı­ra bü­tün dün­ya­da bur­ju­va­zi-pro­le­tar­ya çe­liş­me­si, ezi­len dün­ya halk­la­rıy­la em­per­ya­lizm ve sos­yal em­per­ya­lizm ara­sın­da­ki çe­liş­me­ler de şid­det­le­ni­yor. Te­mel ni­te­lik­te­ki bu çe­liş­me­ler, bir­bir­le­ri­ni kar­şı­lık­lı ola­rak et­ki­le­mek­te ve ko­şul­lan­dır­mak­ta­dır. Bir dev­ri­mi gün­de­me ge­ti­re­bi­le­cek sos­yal ve si­ya­sal çe­liş­me­le­rin ol­gun­laş­mak­ta olu­şu­na ta­nık ol­mak­ta­yız.

De­rin­le­şen kriz ve şid­det­len­en çe­liş­me­ler yu­ma­ğı or­ta­sın­da, em­per­ya­list­ler ara­sın­da­ki çe­liş­me­le­ri, si­lah­la­rı ara­cı­lı­ğıy­la çöz­me­ye ha­zır­la­nı­yor­lar. Dün­ya­nın çe­şit­li an­lan­la­rın­da sü­ren sa­vaş­lar, em­per­ya­list­le­rin kış­kırt­tı­ğı ve mü­da­ha­le et­ti­ği iç sa­vaş­lar ve doğ­ru­dan iş­gal­ler, em­per­ya­list ve sos­yal em­per­ya­list dev­let­le­rin mü­da­ha­le ve yar­dım­la­rı ile ger­çek­le­şen ge­ri­ci hü­kü­met dar­be­le­ri ve si­ya­si re­jim­ler­de­ki fa­şist­leş­me­ler ye­ni bir pay­la­şım sa­va­şı­nın ön ha­zır­lık­la­rı ola­rak an­la­şıl­ma­lı­dır.

Çe­şit­li ül­ke­le­rin bur­ju­va­zi­si, ken­di pro­le­tar­ya­sı ve emek­çi hal­kı­na kar­şı sa­va­şır­ken, ken­di ör­güt­len­me­si­ni, ay­nı za­man­da ye­ni bir dün­ya sa­va­şı­nın ge­rek­le­ri­ne gö­re ye­ni­den göz­den ge­çi­ri­yor ve her ba­kım­dan güç­len­dir­me­ye ça­lı­şı­yor. Em­per­ya­liz­min tek tek ül­ke­le­rin ge­ri­ci ege­men sı­nıf­la­rıy­la ara­sın­da­ki it­ti­fa­kın pe­kiş­ti­ril­me­si ça­ba­sı­nın al­tın­da ya­tan önem­li ne­den­ler­den bi­ri, yi­ne yak­la­şan dün­ya sa­va­şı so­ru­nu­dur.

Bü­tün bun­la­ra kar­şı­lık, sö­mü­rü­len tüm kit­le­le­rin ön­cü­sü ol­ma­ya ye­te­nek­li tek sı­nıf olan pro­le­tar­ya, çe­şit­li bur­ju­va ide­olo­ji­le­ri­nin, re­viz­yo­niz­min, sağ ve “sol” opor­tü­niz­min et­ki­siy­le he­men he­men tüm ül­ke­ler­de, uzun yıl­lar­dan be­ri dev­rim­ci sı­nıf bi­lin­cin­den, ör­güt­len­me­sin­den ve mi­li­tan-dev­rim­ci sı­nıf sa­vaş­mın­dan uzak­laş­tı­rıl­mış­tır.
İs­ter ik­ti­dar­da, is­ter mu­ha­le­fet­te ol­sun, re­viz­yo­nist­le­rin yö­ne­ti­mi al­tın­da­ki söz­de iş­çi sı­nı­fı par­ti­le­ri­nin baş­lı­ca iş­le­vi, bur­ju­va­zi­nin sı­nıf çı­kar­la­rı­nın ve ege­men­li­ği­nin ko­run­ma­sı ve pe­kiş­ti­ril­me­si­dir. Ka­pi­ta­liz­min uz­laş­maz kar­şıt­lık­la­rı­nın her ge­çen gün da­ha da kes­kin­leş­ti­ği gü­nü­müz­de, iş­çi sı­nı­fı­nın en mü­te­va­zi üc­ret ar­tı­ş is­te­mi bi­le an­cak di­şe diş bir sı­nıf sa­va­şı ile el­de edi­le­bi­lir. Oy­sa ge­rek yı­ğın­sal sen­di­ka­lar, ge­rek­se geç­mi­şin güç­lü ko­mü­nist par­ti­le­ri, yı­ğın­la­rın is­tem­le­ri­ni ka­pi­ta­list dü­ze­nin sı­nır­la­rı için­de tut­mak için üst­len­miş ol­duk­la­rı “gü­ven­lik sü­bap”ı ro­lü­nü aşa­ğı­lık bir şe­kil­de sür­dür­mek­te­dir­ler.

Öte yan­dan ül­ke­miz­de, dev­rim­ci ha­re­ke­tin esas ola­rak ken­di ya­pı­sal za­af ve has­ta­lık­la­rı ne­de­niy­le uğ­ra­dı­ğı ağır ye­nil­gi­nin bü­tün za­rar­lı ve yı­kı­cı et­ki­le­ri ken­di­si­ni her alan­da du­yu­ru­yor. Ge­ri­ci­li­ğin, fa­şiz­min ke­sin ege­men­li­ği al­tın­da ge­çen son 3,5 yı­lın ka­rak­te­ristik öze­lik­le­rin­den bi­ri, dev­rim­ci ör­güt­le­rin tü­mün­de gö­rü­len te­orik-si­ya­sal-ör­güt­sel kri­zin bir­çok ör­güt­te ka­çı­nıl­maz ola­rak bir if­la­sa dö­nüş­me­si ve bu­nu iz­le­yen par­ça­lan­ma ve da­ğıl­ma­dır. Fa­şist dik­ta­tör­lü­ğün dev­rim­ci­le­re, on­la­rın ör­güt­le­ri­ne, iş­çi sı­nı­fı­na ve hal­ka ku­dur­muş bir şe­kil­de sal­dır­dı­ğı böy­le­si ko­şul­lar­da dev­rim­ci ha­re­ke­tin za­af­la­rı­nın gi­de­ril­me­si, dev­rim­ci­le­rin ve pro­le­tar­ya­nın ira­de bir­li­ği­nin sağ­lan­ma­sı en cid­di so­ru­nu­muz­dur.

1 Mayıs, iş­çi sı­nı­fı­nın ulus­la­ra­ra­sı bir­lik, da­ya­nış­ma ve mü­ca­de­le gü­nü­dür.

1 Mayıs, her tür­den dar bur­ju­va mil­li­yet­çi­li­ği­ne, opor­tü­niz­me ve re­for­miz­me kar­şı pro­le­tar­ya ha­re­ke­ti­nin en an­lam­lı en­ter­nas­yo­nal bay­ra­mı­dır.

1 Mayıs, onu dev­rim­ci içe­ri­ği­ne uy­gun bir şe­kil­de kut­la­mak için, el­le­rin­de kı­zıl bay­rak­la­rı ve gök­le­ri in­le­ten en­ter­nas­yo­nal marş­la­rıy­la iş­çi­le­rin üc­ret­li kö­le­lik sis­te­mi olan ka­pi­ta­liz­me kar­şı mü­ca­de­le ka­rar­lı­lık­la­rı­nı ve ye­ni bir top­lu­ma duy­duk­la­rı öz­le­mi hay­kır­dık­la­rı bir mü­ca­de­le gü­nü ol­ma­lı­dır!..

“Zulme karşı hıncımız volkan
Kavgamız ölüm kavgası”

1 Mayıs, bu ölüm-di­rim kav­ga­sı­nı za­fer­le so­nuç­lan­dır­mak… ege­men sö­mü­rü­cü bur­ju­va­zi­yi ala­şa­ğı et­mek… üc­ret­li kö­le­lik zin­cir­le­ri­ni par­ça­la­mak… in­sa­nın in­san ta­ra­fın­dan sö­mü­rül­me­si­ne, iş­ken­ce ve zu­lüm al­tın­da in­le­til­me­si­ne son ver­mek… sı­nıf ay­rı­ca­lık­la­rı­nı ve biz­zat sı­nıf­la­rın ken­di­le­ri­ni or­ta­dan kal­dır­mak ve “Herkesten yeteneğine göre, herkese iihtiyacı kadar” şi­arı­nın ger­çek­le­şe­ce­ği ko­mü­nist top­lu­mu kur­mak uğ­ru­na mü­ca­de­le­yi hız­lan­dır­mak için bir çağ­rı­dır. Ay­nı za­man­da 1 Mayıs, dev­rim­ci mü­ca­de­le­nin da­yat­tı­ğı gün­cel gö­rev­le­ri­mi­zi da­ha da bi­linç­li ola­rak kav­ra­ma­mız, on­la­ra de­rin­den sa­rıl­ma­mız, ken­di ha­ta ve za­af­la­rı­mız­la he­sap­laş­ma­mız için bir çağ­rı­dır.

Bu­gün, ge­rek ulu­sal ve ge­rek­se ulus­la­ra­ra­sı plan­da Mark­sist-Le­ni­nist­le­rin en önem­li gö­rev­le­ri, bur­ju­va dü­şün­ce­si­nin ve onun iş­çi sı­nı­fı için­de­ki uzan­tı­sın­dan baş­ka bir şey ol­ma­yan opor­tü­niz­min her tü­rüy­le mü­ca­de­le et­mek, iş­çi sı­nı­fı­nın bi­lim­sel sos­ya­liz­min öğ­re­ti­le­riy­le do­nan­ma­sı­nı sağ­la­mak, Mark­sizm-Le­ni­niz­min gra­nit gi­bi sağ­lam il­ke­le­ri üze­rin­de yük­se­len ger­çek sı­nıf par­ti­le­ri­ni, pro­le­tar­ya dev­ri­mi­ne ön­der­lik ede­bi­le­cek güç­lü ko­mü­nist par­ti­le­ri bü­tün yön­le­riy­le in­şa et­mek, kri­zin et­ki­siy­le da­ha bü­yük sa­yı­da kav­ga alan­la­rı­na atı­lan sö­mü­rü­len kit­le­le­rin mü­ca­de­le­le­ri­ni, em­per­ya­liz­me, ar­tan em­per­ya­list sa­vaş teh­li­ke­si­ne ve biz­zat ka­pi­ta­list dü­ze­nin ke­di­si­ne kar­şı yö­nelt­mek­tir.

Gelecek, burjuvazinin ve kapitalizmin değil, Proletaryanın ve komünizmindir!..

1 Mayıs 1984’te Mayıs im­zasıy­la yayın­lanan bil­diri.