BİR ZALİME SIRT VEREREK BAŞKA BİR ZALİME KARŞI SAVAŞILMAZ
Değerli Arkadaşlar,
Onurlu yaşamanın bir tek yolu vardır; onurlu yaşamak için mücadele etmek ve gereken zorlukları göze almak. Savaşı ve kayıpları göze almadan yeni bir dünya kurulamaz. Uğraşınızı, dünya halklarının sürdürdüğü bu onurlu mücadelenin bir parçası ve demokratik dayanışmanın bir örneği olarak yürekten selamlıyor ve destekliyorum.
Faşizm, çeşitli milliyetlerden halkımın günlük ekmeğinden canına kadar her şeyi tehditi altında tutuyor. İnsan hakları ayaklar altındadır. İşçi ücretleri dondurulmuştur. Demokratik hak ve özgürlüklerin kırıntısı bile yaşamıyor. Basını, radyo ve TV’si, mahkemeleri, cezaevleri ve silahlarıyla faşizm, kan, ölüm ve demogoji kusuyor. Kürt halkını asimile etme çabaları yoğunlaşıyor. Türkçe’yi Kürdistan’da “yabancı dil” gibi öğreteceklermiş; sanki Türkçe Kürtler için yabancı bir dil değil. Zor ve aldatma yöntemleri el ele yürüyor. Kandıramadıklarını, yıldıramadıklarını ise kana boğuyorlar. Çünkü faşizm, özünde güçsüzlüğün, çaresizliğin ifadesidir. Bugün onlar, silahsız halktan, halkın bir araya gelişinden bile paniğe kapılıyorlar. Bugün onlar, cezaevlerine doldurdukları, elleri ve ayakları bağlı insanlar karşısında bile korkak ve acizdirler. Acizliklerini silah sesleriyle, idam sehpalarıyla, işkence odalarıyla, son Diyarbakır örneğinde olduğu gibi toplu kıyımlarla gidermeye ve gizlemeye çalışıyorlar. Ama çabaları boşunadır; namluların, süngülerin önünde, idam sehpalarında, işkence odalarında susturuldu sanılan, faşizmi lanetleyen nefret ve isyan dolu çığlıklar, ülkemde ve dünyanın dört bir yanında yankılanarak kulaktan kulağa ulaşıyor. İşte bugün burada yankılanan da budur; susturulmak istenen, fakat susturulamayan insan onurunun sesi. İşte bugün, burada, hepimiz aynı türküyü birlikte söylüyoruz.
“Sayılmayız parmak ile tükenmeyiz kırmak ile…”
Çünkü biz halkız… ve yüreğimiz, sadece kendimiz için değil, acı çeken, baskı ve işgal altında yaşayan bütün halklar için çarpıyor. Bir halkın düşmanı, bütün halkların düşmanıdır. Bir halkı baskı altında tutan, bütün halkları baskı altında tutuyor demektir.
İşte kendimizden bir örnek:
Türkiye’de, Kürt, Türk ve çeşitli milliyetlerden halkları baskı altında tutan namlular ile Kıbrıs’ı işgal altında tutan namlular ve namluların efendileri aynıdır.
Yine, Filistin halkını, Lübnan halkını kan, ateş ve gözyaşına boğan namlular ile, Türkiye’deki Faşist cunta aynı memeden süt emmektedir.
Ve Latin Amerika… El Salvador, Guatemala, Bolivya ve diğerleri…
Öte yandan Polonya, Afganistan…
Baskı, zulüm ve işgal nereden gelirse gelsin, karşısında durulmalı ve lanetlenmelidir. Bir işgalciyi överek bir başka işgalciye karşı durulamaz. Bir zalime sırt vererek bir başka zalime karşı savaşılamaz. Zalim, maskesi ne olursa olsun, her zaman zalimdir… zalimlere karşı savaşırken, onların yardakçılarına ve mücadeleyi sulandırmak isteyenlere karşı da savaşılmalıdır.
Kahrolsun her türden emperyalizm!..
Kahrolsun askeri faşist diktatörlük!..
İngiltere “Türkiye Demokratik Haklarını Savunma Komitesi”ne mesaj (12 Haziran 1982)
