TÜRKİYE’DE YAŞANAN FACİAYA KULAK VERİLMELİDİR
Demokrat dünya kamuoyuna,
İlerici, devrimci, demokrat parti, kuruluş ve yayın organları na,
İlerici ve namuslu devlet adamlarına, aydınlara, yazar ve sanatçılara!..
İnsanlığın yüz karası gerici ve faşist rejimler, Afganistan’dan Salvador’a kadar, dünyanın birçok ülkesinde insan haklarını ve insanları kana buluyor. Ülkem Türkiye, bu acıları en yoğun ve kanlı biçimiyle yaşayan ülkelerden biridir. Akıl almaz işkenceler, zulüm, idamlar, günlük hayatımızın bir parçası haline geldi. Devlet ve polis korkusu saralı bir rüzgar gibi esiyor. Faşist cunta sadece bir zulüm ve cinayet makinesi olarak değil, aynı zamanda demogoji ve yalan fabrikası olarak da işliyor. Ve acıdır ki, gerek halkımızı gerekse de dünya kamuoyunu aldatmakta başarılı oluyor. Dünya kamuoyu iyi bilmelidir ki, bugün Türkiye’de egemen olan kanlı devlet terörü sadece Türkiye’lilerin sorunu değil, bütün insanlığın sorunudur. 1980 Eylül faşist darbesinden bu yana kırkbir kişi idam edildi. Yüzlerce insan işkencelerde, yüzlercesi cezaevlerinde, yüzlercesi sokaklarda, evlerinde öldürüldüler. Faşizmin namluları ve mahkemeleri ölüm yağdırıyor. Yüzbinin üzerinde insan, kadını, erkeği, yaşlısı ve genciyle sendikacısı, avukatı, yazarı ve bilim adamlarıyla Türkiye cezaevlerinde çile dolduruyor. Yirmibeş genç cezaevlerinde açlık grevi sonunda öldü. Faşist cunta bu ölümler için “doğal ölümler” deyimini kullanıyor. Cezaevi ve savunma koşulları öylesine kötü ki, anlatılsa da inanılmaz gelir. Baskı ve zulüm sadece cezaevlerinde değil, dışarda da sürüyor. En küçük demokratik ve insani kıpırtı kanla bastırılıyor. Kürt halkı üzerindeki ulusal baskının yanı sıra toplu imha planları adım adım gerçekleştiriliyor. Diyarbakır ve Kamışlı katliamları bunun sadece küçük iki örneğidir. Dünya kamuoyu çağlığımıza kulak vermelidir. Önümüzdeki günlerde faşist cunta, toplu idamları gündemine alacaktır. Türkiye’de insanlık suçu işlendiği, bunun iyice araştırılması önerisi oylanırken, Amerika ve Çin gibi ülkeler, açıkça faşist cuntanın yanında yer aldılar. Rusya, Doğu Almanya, Bulgaristan gibi sosyalist olduğunu söyleyen ülkeler de, çekimser oy kullandılar. Halkımız, faşist genarallerin yakasına madalya takanları affetmeyecektir. Her kim ki faşist cuntayı destekliyor, her kim ki faşist cuntanın eylemlerine çekimser ve kayıtsız kalıyor, bizim için onlar da faşizmin suç ortaklarıdırlar. Herkes bilmeli ki, halkın kanını dökenler, günün birinde döktükleri kanda boğulacaklar ve buna seyirci kalanlar da layık oldukları cevapları halkımızdan alacaktır. Tekrar ediyorum, Türkiye’de yaşanan faciaya kulak veriniz!..
Kan ve gözyaşı ile sulanan topraklar, yarın kin ve nefreti, isyan duygularını nasıl ürünlendirecektir? Bu kadar acıdan, bu kadar zulümden sonra barış umulabilir mi? Lütfen bize yardım ediniz! Türkiye’deki faşist cuntayı ve eylemlerini bir imzayla bile olsa protesto etmek insanlık ve demokrasi gereğidir. Eğer sesimizi zamanında yükseltmezsek, yarın çok geç olacaktır!..
Kahrolsun Askeri Faşist Cunta!.. Kahrolsun zulüm!.. İdamlar ve işkenceler son bulmalıdır! Faşist cinayet makinesi durdurulmalıdır!
1983 Nisan başında Yılmaz Güney imzası ile yayınlanan ve her ulustan devrimcinin, demokratın imzasına sunulan bildiri.
