NEVROZ:

ÖZGÜRLÜK VE BAĞIMSIZLIK İÇİN MÜCADELENİN SEMBOLÜ

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım,
De­ğer­li ko­nuk­lar,
Hoş­gel­di­niz,
Se­lam siz­le­re, bin se­lam!
Bil­di­ği­niz gi­bi Nev­roz, Kürt hal­kı için, za­lim­le­re ve zul­me kar­şı di­ren­me­nin,
Yıl­gın­lık ve tes­li­mi­ye­te kar­şı dur­ma­nın,
Öz­gür­lük ve ba­ğım­sız­lık için mü­ca­de­le­nin sem­bo­lü­dür.

Bi­li­yo­rum ki, bu­ra­da top­la­nan bü­tün in­san­la­rın yü­re­ği bu an­lam­da çar­pı­yor:

Ço­cuk­la­rı­mı­zın yü­re­ği de ay­nı şey­ler için çar­pa­cak.

Zul­me ve kö­le­leş­tir­me­ye kar­şı di­ren­mek için,
Öz­gür­lük ve ba­ğım­sız­lık için,
Da­ğı­nık­lı­ğı bir­li­ğe çe­vir­mek için,
Bu­gü­ne ka­dar, bu amaç­lar uğ­ru­na çok kur­ban ve­ril­di. Da­ha da ve­ri­le­cek. Bi­li­yo­ruz ki, kur­ban­sız za­fer müm­kün de­ğil­dir. Kan ve ate­şi gö­ze al­mak zo­run­da­yız.
So­ru­yo­ruz:
Böy­le­si bir azim ve inat­la, böy­le­si bir inanç­la do­lu bir yü­re­ği sus­tur­mak, müm­kün mü?

Böy­le­si ka­rar­lı ve fe­da­kar bir hal­kı yıl­dır­mak ve ba­şeğ­dir­mek müm­kün mü?
As­la!..

Acı, bas­kı, yok­sul­luk, kan ve göz­ya­şı Kürt hal­kı­nın ka­de­ri de­ğil­dir.

Biz bu ka­de­ri ta­nı­mı­yo­ruz.
Biz, dört bir yan­dan iş­gal al­tın­da tu­tu­lan bir sö­mür­ge ül­ke­nin ço­cuk­la­rı de­ğil ba­ğım­sız, de­mok­ra­tik ve bir­le­şik Kürt ül­ke­si­nin, Kür­dis­tan’ın ço­cuk­la­rı ol­mak is­ti­yo­ruz.

Biz, ken­di top­ra­ğı­mız­da, ken­di di­li­miz­de aşk ve öz­gür­lük tür­kü­le­ri söy­le­mek is­ti­yo­ruz.

Biz, ken­di dün­ya­mı­zı, ken­di top­ra­ğı­mı­zı ken­di el­le­ri­miz­le yo­ğur­mak ve ye­ni­den kur­mak is­ti­yo­ruz.

Biz, ken­di ül­ke­miz­de, ken­di bay­ra­ğı­mız al­tın­da, öz­gür ve ba­ğım­sız ya­şa­mak is­ti­yo­ruz.

Yi­ne unut­mu­yo­ruz ki, Kürt, Türk, Arap ve Acem iş­çi­le­ri­nin ve emek­çi­le­ri­nin çı­kar­la­rı güç­lü dev­let­le­rin oluş­ma­sın­da yat­mak­ta­dır.

Yi­ne bi­li­yo­ruz ki, gö­nül­lü bir­li­ğin ko­şul­la­rı ya­ra­tıl­ma­dan bu bir ha­yal­dir.

Bu­gün Kür­dis­tan’ın çe­şit­li ke­sim­le­rin­de, dağ­lar­da, ova­lar­da, fa­şist zin­dan­lar­da sö­mür­ge­ci­le­rin bas­kı ve zul­mü­ne kar­şı di­şe diş dö­ğü­şen­le­rin, dö­ğü­şe­rek ölen­le­rin ama­cı da bu. On­la­rı, bü­tün yü­re­ği­miz­le se­lam­lı­yo­ruz. Bu uğur­da şe­hit dü­şen bü­tün ar­ka­daş­lar kal­bi­miz­de ve mü­ca­de­le­miz­de ya­şı­yor ve ya­şaya­cak­tır.

Ne mut­lu on­la­ra ki, di­re­ne­rek öl­dü­ler ve ba­ğım­sız­lık me­şa­le­si­ni­n a­teş­le­ri ol­du­lar. Ne mut­lu!..

Ar­ka­daş­lar, ha­tır­lar­sı­nız, Kürt Ens­ti­tü­sü’nün ge­çen yıl ku­ru­luş ne­de­niy­le dü­zen­le­di­ği şen­lik­te, Ens­ti­tü’nün şu ya da bu gru­bun hiz­me­tin­de de­ğil, bir bü­tün ola­rak Kürt ulu­su­nun hiz­me­tin­de bir bi­lim ku­ru­mu ol­du­ğu­nu söy­le­miş­tim. Bir yıl­lık ça­lış­ma ve pra­tik söz­le­ri­mi doğ­ru­lu­yor. Her­kes iyi bil­me­li ki, Kürt Ens­ti­tü­sü, ba­ğım­sız ve özerk ka­rak­te­ri­ni, de­mok­ra­tik ya­pı­sı­nı hep ko­ru­ya­cak­tır. Hiç­bir za­man kı­sır si­ya­sal çe­kiş­me­le­rin ve po­le­mik­le­rin tu­za­ğı­na düş­me­ye­cek­tir. Siz­ler de, Ens­ti­tü’yü gö­zü­nüz gi­bi ko­ru­ma­lı, onun ça­lış­ma­la­rı­nı ya­ki­nen iz­le­me­li ve des­tek­çi­si ol­ma­lı­sınız.

Ens­ti­tü, ba­ğım­sız­lık to­hu­mu­nun bir fi­li­zi­dir ve Kürt ulu­su­nun bu­gü­ne ka­dar sür­dür­dü­ğü mü­ca­de­le­nin bir ürü­nü­dür. Da­ha da ge­li­şip güç­len­me­si siz­le­rin ça­ba­la­rı­na bağ­lı­dır.

Ens­ti­tü et­ra­fın­da top­la­na­ca­ğız, onun önü­ne koy­du­ğu gö­rev­le­rin ye­ri­ne ge­ti­ril­me­sin­e, gü­cü­müz ora­nın­da kat­kı­da bu­lu­na­ca­ğız.

Bi­le­ce­ğiz ki, ba­ğım­sız­lık mü­ca­de­le­si bir bü­tün­dür.
Ki­mi za­man doğ­ru­yu ifa­de eden iki sa­tır­lık bir ya­zı, bir fi­kir,
Yü­rek­le­ri aya­ğa kal­dı­ran bir tür­kü­nün çığ­lı­ğı,
Sa­za vu­ran bir mız­rap,
Atom bom­ba­sın­dan bi­le güç­lü­dür.

İş­te bu ne­den­le biz, ha­ya­tın her ala­nın­da iyi sa­vaş­çı­lar, ba­şa­rı­lı sa­vaş­çı­lar ol­mak ve ye­tiş­tir­mek zo­run­da­yız.
Biz, sa­zı­mı­zı iyi, çok iyi ça­l­ma­lı­yız…
Biz, iyi, çok iyi tür­kü­ler söy­le­me­li­yiz…
Biz iyi, çok iyi re­sim­ler yap­ma­lı­yız…
Biz iyi hi­ka­ye­ler, iyi şi­ir­ler, güç­lü ro­man­lar yaz­ma­lı­yız…
Biz güç­lü bi­lim adam­la­rı, dip­lo­mat­lar ve tek­nis­yen­ler ye­tiş­tir­me­li­yiz.
Bi­zim eli­miz hem ka­le­mi, hem ma­ki­na­yı hem de si­la­hı iyi tut­ma­lı­dır.
Ki­mi za­man sa­zı­mız si­lah, ki­mi za­man da si­la­hı­mız saz ol­ma­lı­dır.
Biz iyi bi­li­riz ki, en iyi tür­kü­le­ri, en doğ­ru söz­le­ri, ye­rin­de kul­la­nır­sak bir kur­şun gi­bi söy­ler.

Dağ­la­rı­mız, ova­la­rı­mız, ır­mak­la­rı­mız bi­zi bek­li­yor. Biz bü­tün öm­rü­mü­zü gur­bet­te ge­çi­rip gur­bet tür­kü­le­ri söy­le­mek is­te­mi­yo­ruz.

Biz, yi­ğit­lik­le­riy­le des­tan­lar yaz­mış bir hal­kız ve önü­müz­de du­ran bü­tün güç­lük­le­ri ye­ne­cek az­me ve gü­ce sa­hi­biz.

Türk, Acem ve Arap dev­rim­ci de­mok­rat­la­rı, Kürt ulu­su­nun ken­di ka­de­ri­ni ta­yin hak­kı­nın en can­dan sa­vu­nu­cu­la­rı ola­rak, bu kav­ga­nın bir par­ça­sı­dır­lar ve or­tak düş­ma­na kar­şı sa­vaş­mak­ta­dır­lar. Ezi­len sı­nıf­la­rın sı­nıf kar­deş­li­ği en güç­lü si­lah­la­rı­mız­dan bi­ri­dir.
Dost ve düş­man her­kes bil­sin ki,
Ka­za­na­ca­ğız…
Mut­la­ka ka­za­na­ca­ğız…

Bir kö­le ola­rak ya­şa­mak­tan­sa bir öz­gür­lük sa­vaş­çı­sı ola­rak öl­mek da­ha iyi­dir.

Ya­şa­sın ba­ğım­sız, bir­le­şik de­mok­ra­tik Kür­dis­tan…
Ya­şa­sın Kürt, Türk, Acem ve Arap halk­la­rı­nın kar­deş­li­ği ve da­ya­nış­ma­sı…

Ya­şa­sın Kürt Ens­ti­tü­sü…

18 Mart 1984’de Paris Kürt Eenstitüsü tarafın­dan düzen­lenen “Nevroz Bayramı”nda yapılan konuş­ma.