“DÜŞMAN”: GERİCİLERİN DÜŞMANI
Arkadaşlar,
“Düşman” filmi şu sıralar gösterime giriyor. Bu film çoğumuzun yakinen tanığı olduğu yaşanmış günlük olayları konu eder. Gerçeklerden yola çıkıp, halkımızın içinde bulunduğu, soluduğu birçok gerçeğe ışık tuttuğu, birçok gerçeği sergilediği içindir ki, önce Türk sansürünün engeline takıldı, yasaklandı. Daha sonra, Danıştay yolları denenerek, uzun bir bekleyişten sonra izin alınabildi ve halk önüne çıktı. Halkın “Düşman”a gösterdiği büyük ilgi, egemenleri ürküttü. Gerek resmi kanallarla, gerekse gayri resmi kanallarla saldırılara hedef oldu, birçok yerde, mahalli yöneticilerin keyfi yasaklamalarıyla karşılaştı… Hele hele, Londra Film Festivali’nde, en iyi üç filmden biri seçilmesi, Berlin Film Festivali sırasında, En İyi Senaryo Ödülü’nün Düşman’a verilmesi ve OCİC tarafından En İyi Film seçilmesi, onların keyfini iyice kaçırdı. Çünkü onlar, “Düşman”ın her kazandığı başarının, aslında halkımızın başarısı olduğunun bilincindeydiler ve bu filmin anlattıklarından, yaratacağı devrimci etkilerden korkuyorlardı.=
Bu filmin senaryosunu yazarken ve çekimi için bir yığın riski göze alırken, sansür gericiliğinin baskılarıyla karşılaşacağını, türlü engellerin karşımıza çıkacağını biliyordum. Ancak inanıyordum ki, engelleri aşmanın, yasakları aşmanın bir tek yolu vardı: Yasakları çiğnemek, engellerle savaşmayı göze almak. Böyle yapmazsak, her zaman kan emici zalimlerin bize çizdikleri kölelik sınırları içinde kalmaya mahkum oluruz.
İşte bu film, kendi alanında, yani sinema alanında yasaklara, gericiliğe, baskılara meydan okumanın, halkımızın mücadelesinin ayrılmaz bir parçası ve ifadesi olarak karşınıza çıkıyor. Göreceksiniz ki, yurt dışında bile bazı çevreler, bu filmde anlatılanlara tahammül edemeyeceklerdir.
Diyorlar ki, Yılmaz Güney ülkemizi kötü gösteriyor. O kadar tarihi eserlerimiz var, o kadar büyük otellerimiz, on katlı apartmanlarımız, asfalt yollarımız varken, gidiyor halkın sefaletini gösteriyor. Bütün çabası Türkiye’yi kötülemek.
İki şeyi birbirinden ayırmak gerekiyor. Ben Türkiye’nin aleyhine değilim. Ben açıkça Türkiye’deki egemen sınıflara, onların dayandıkları emperyalist güçlere karşıyım ve her zaman da karşı olacağım. Halkın içinde bulunduğu yoksulluğu, zorlukları göstermek, halka karşı olmak değil, onlarla beraber olmak, onların kanayan yaralarına parmak basmak ve sergilemektir. Onlar yoksulluğun, acının, baskının yaratıcılarına kızmıyorlar da, onu gösterenlerden biri olarak bana kızıyorlar. Bir gün, aldatılmış ve kandırılmış bir yığın insan, hayatın duvarına kafalarını çarparak gerçeklerin gösterdiği yola döneceklerdir.
Egemen sınıflar, egemenliklerini sürdürebilmek için, ekonomik, askeri, toplumsal baskı ve tertiplerinin yanı sıra ezilen kitlelerin kendi sınıf bilinçlerine varmalarını engellemek için onları kendi gerici ideoloji ve düşünce biçimlerinin içinde tutsak edebilmek için şeytanı bile şaşırtacak yollar bulurlar. Gazeteleri, magazinleri, sinemaları, radyoları, TV ve benzerlerini, köhnemiş dünyalarını korumak ve ölümlerini geciktirmek için kullanırlar. Amaçları, sürekli bir biçimde, ekonomik, siyasal, ve ideolojik anlamda kendilerine bağımlı kılmaktır… Onlar bilirler ki, ezilen kitlelerin, özellikle de işçi sınıfının bağımsız hareketi, kendileri için tehlikelidir. Bu nedenledir ki, onlar ne denli ezilenleri kendilerine bağımlı kılmak için uğraşırlarsa, bizler de on kat fazlasıyla işçi sınıfının bağımsız hareketi için uğraşmalı ve ezilenleri işçi sınıfının çevresine toplamaya çalışmalıyız. İşte benim sinemam, genel mücadelenin bir parçası olarak bu amaca hizmet etmeye çalışmaktadır. “Düşman” filmi, bu anlayışın bir ürünü olarak, savaşına devam edecektir.
Arkadaşlar,
“Düşman” filmini görün, tartışın ve ona sahip çıkın.
Gerici çevrelerin tehdit ve baskılarını boşa çıkartalım.
Zafer halkımızın olacaktır.
Hepinize selam… bin selam…
…Düşman, sadece dışımızda yaşamaz, dıştan saldırmaz. O, çeşitli düşünce ve ilişkilerimizde, çeşitli alışkanlık ve özlemlerimizde, çeşitli tavır ve davranışlarımızda da sinsice yaşar. Çünkü bağımlı ezilen çoğunluk üzerinede egemen olan sınıflar, ekonomide olduğu gibi, toplumsal yaşama, kültüre, yaşam biçim ve alışkanlıklarına da damgasını vururlar.
İşte “Düşman” filmi, bu sorunlara değinmeye çalışıyor.
“Düşman”, halkımızın uluslararası elçilerinden biri.
1980 Berlin Film Festivalinde, En İyi Senaryo Ödülü
1980 Berlin, Ocic, En İyi Film Ödülü
1980 Londra Film Festivali’nden İyi Üç Filmden Biri
1981 Siyad (Türkiye Sinema Yazarları Derneği) En İyi Senaryo Ödülü,
En İyi Aktör Ödülü
En İyn Aktrist Ödülü
En İyi Yardımcı Aktör Ödülü
“Düşman”, kavgasının filmi.
…“Düşman”, sinemanın yüzakı, gericilerin Düşmanı.
“Düşman”ın Almanya’da gösterime girmesi dolayısıyla kaleme alınan ve bildiri olarak da yayınlanan mesaj (Haziran 1982).
