GELECEĞİN TÜRKİYESİ’NİN BİR YAPI TAŞI: “DUVAR”!
Değerli arkadaşlarım,
Yol arkadaşlarım,
Değerli konuklar…
Hepinizi, yürekten selamlıyorum…
Hoşgeldiniz!
Bugün, benim için iki açıdan özel bir önem taşıyor.
Birincisi, “Arkadaş” filmini, yani üç aylık bir süreyi saklı tutarsak, yaklaşık onbir yıldır, sinemadan uzak bıraktırılmış yurtsever, devrimci, demokrat bir sinemacının, halkının sosyal kurtuluşuna yeminli bir sinemacının, yeniden kameranın arkasına geçeceği günün arefesidir. Çünkü yarın, ülkemdeki faşist diktatörlüğe bir şamar indirecek olan yeni filmimizin, Camları Kırın Kuşlar Kurtulsun filminin çekimi başlıyor. İnanıyorum ki bu film, anti faşist mücadelemizin uluslararası planda, daha da geniş kitlelere duyurulması açısından, sadece benim için değil, Türk, Kürt ve diğer azınlıktan halklar için de özel bir önem taşıyor. Çünkü bu film, devrim mücadelemizin, demokrasi mücadelemizin bir parçası olarak, bütün dünyaya seslenecektir.
İkincisi, bugün, yurt dışına çıkışımın birinci yıldönümüdür. Bu bir yıllık süre içerisinde, halkımın savaşçısı olmaya ve elime geçen her olanağı demokrasi mücadelemizin ilerletilmesi için kullanmaya çalıştım. Yurt dışına çıkış kararını verirken, bunu, sadece kendim için, çocuklarım için, karım için değil, halkımın kurtuluş mücadelesine kazandıracağı yararları düşünerek yaptım. Devrimci demokratik mücadelemize daha da aktif bir biçimde katılmalıydım. Devrimi ilerletebilecek olanakların yaratılmasına katkılarda bulunmalıydım. Devrime yeminli bir arkadaşınız olarak, devrimin bir sıra neferi olarak, bundan sonraki yaşamıma ve çalışmalarıma yön verecek olan ilke budur ve bu olacaktır.
İşte bu duygu ve anlayışla, şimdi yaptığımız bu filme bakarken diyorum ki biz, bu filmle Türkiye’de inşası zorunlu olan yeni toplumun bir kiremit taşını biçimlemeye çalışıyoruz. Çeşitli milliyetlerden emekçiler için olduğu kadar, ezilen Kürt ulusu için de, ulusların kaderlerini tayin hakkının eksiksiz gerçekleşmesi için de, bu çalışmalarımız gelecek açısından önem taşımaktadır. Bu filmde çalışan bütün arkadaşlarımın da aynı duygularla dolu olduğuna inanıyorum. Eğer böyle olmasaydı, içinde bulunduğumuz zor koşullara, yağmura, soğuğa, kimi zaman fazla çalışmaya gereken dayanıklılığı gösteremezdik. İnancım o ki, emeğimiz boşa çıkmayacaktır.
Arkadaşlarım,
Devrim, tek başına silahların çözeceği bir sorun değildir. Belirleyici olmasına karşın, hayatın her alanında sürdürmemiz gereken kültürel, sanatsal ve bir dizi diğer çalışmalarla birleşmesi gerekir. İşte filmimiz ve yaratacağı siyasi sonuçlar, bu anlamda mücadelenin bir parçası olacaktır. Filmimizin başarılı, etkili ve güçlü olabilmesi için, bütün arkadaşlara görevler düşmektedir. En küçük, en önemsiz görünen işten, büyük ve belirleyici görünen bütün işlere kadar, sorumluluk taşıyan arkadaşlarımızın, görevlerini layıkıyla yapmaları gerekir. En küçük aksama bile, filmimizin başarısından bir şeyler götürecektir. Küçük birikimlerin nasıl da sonuçları bakımından yıkıcı bir rol oynayabileceği hepimizin bildiği, deneylerimizle yaşadığımız bir şeydir. Kollektif çalışma içindeki küçük aksaklıklar, genel aksaklıkların temelini oluştururlar. Dikkatli, uyanık, sabırlı ve çalışkan olmak, alıngan olmamak başarımız için temel koşullardan biridir. Sorumluluk bilincini elden bırakmamalıyız. Başarımız halkımızın başarısı, başarısızlığımız halkımızı üzen bir yenilgi olacaktır.
Arkadaşlarım, tevazuya gerek görmüyorum. Sinema dünyasının gözü ve kulağı, yeni çalışmamızı dikkatle izliyor ve sonucu merakla bekliyorlar. Bize inananlar, bizden güçlü bir eser bekliyorlar. “Yol”un yarattığı güven ve bekleyiş boşa çıkmamalıdır. Dostlarımızı sevindirmek, düşmanlarımızı üzmek ve kızdırmak görevimizdir. Yolumuz zor ve beklenmedik güçler pusudadır. Her şeye karşın, bütün güçlükleri yeneceğimize inanıyorum, dünya sinamasına bir armağan kazandıracağımıza inanıyorum, halkımızın eline güçlü bir sanat silanı verebileceğimize inanıyorum… Yanılıyor muyum? Asla!
Bu filmde çalışan herkes, sonuç itibariyle övünç duyacağı bir şeyin, bir filmin inşacıları olacaklardır. Bu nedenle şimdiden filimde çalışacak olan teknisyen sanatçı ve prodüksiyon elemanlarına teşekkür ediyorum.
Önemli bir noktayı belirtmek istiyorum: Bu filmin yapımını üstlenen, birçok konuda anlayış gösteren Marin Karmitz arkadaşıma teşekkür etmek istiyorum. O sadece bir film yapımcısı değil, aynı zamanda bizim ve bütün dünya haklarının demokrasi mücadelesine inanan bir arkadaşımdır. Onun mücadele geçmişi birçok arkadaşımızca bilinmiyor ama ben biliyorum. İşte Marin Karmitz’in bu niteliğidir ki, cesaret ve kararlılıkla bu işe atılmasına neden oldu. Kendisine, bütün arkadaşlarım ve halkımız adına teşekkür ediyorum.
Yine bu filme, ellerindeki bütün olanaklarıyla, insan malzemesiyle katkıda bulunmaya çalışan kişilere, siyasi gruplara ve örgütlenmelere teşekkürü bir borç biliyorum…
Biz bu filmde sadece bir filmin nasıl çekilebileceği konusunda değil, kolektif çalışmanın ve devrimci demokrat dayanışmanın yaratacağı mucizeyi de bütün dünyanın gözleri önüne sereceğiz.
Sizlere güveniyorum…
Sizler de bana güvenin ve inanın…
Zafer bizim olacaktır.
Bir gün ülkemize zafer şarkılarıyla döndüğümüz zaman övünerek hatırlayacağınız birçok şeyiniz olacaktır… İşte bu çalışma onlardan biridir.
Selam size arkadaşlarım, yol arkadaşlarım ve konuklarım… selam size…
“Duvar”ın çekimine başlanırken tüm çalışanlara hitaben yapılan konuşma (7 Ekim 1982).
