“YOL”: HALKIMIN SUSTURULAMAYAN SESİDİR

De­ğer­li ar­ka­daş­lar,
De­ğer­li ko­nuk­lar!..
Bu fil­mi siz­le­re sun­ma­yı, film­den son­ra da film üze­ri­ne ko­nuş­ma­yı çok is­ter­dim. An­cak bi­inen ne­den­ler­den ötü­rü bu­na ola­nak bu­la­ma­dım. Bil­me­ni­zi is­te­rim ki, ne­re­de olur­sam ola­yım, yü­re­ğim hal­kı­mın kav­ga­sı­na ve acı­sı­na ka­yıt­sız kal­ma­yan in­san­la­ra, hal­kı­mın kav­ga­sı­nı ve­ren in­san­la­ra sı­cak­lık­la açık­tır. Siz­le­ri bu duy­gu­lar­la se­lam­lı­yo­rum.

“Yol” Tür­ki­ye-Kür­dis­tan’ı bü­tün so­run ve bo­yut­la­rıy­la an­lat­mı­yor. An­la­ta­maz da. An­cak hal­kı­mın sa­vaş­çı­sı ol­ma­ya ken­di­si­ni ada­mış bir sa­nat­çı ola­rak önü­müz­de du­ran gö­rev­le­rin bi­lin­cin­de­yim. Sa­nat­çı ola­rak dev­rim kav­ga­sı­nın sı­ra­dan bir eri­yim. Yo­lu­muz uzun ve zor. An­cak aşıl­maz de­ğil…

Dev­rim­ci sa­nat dev­rim­ci sü­re­ci an­la­tan sa­nat­tır. Dev­rim­ci sa­nat, top­lum­sal, si­ya­sal, kül­tü­rel de­ği­şim­le­ri ve kav­ga­yı hem ta­nık ola­rak an­la­tan, hem de onu et­ki­le­yen sa­nat­tır. Sa­de­ce ta­nık ola­rak iz­le­mek ve yan­sıt­mak ye­ter­li de­ğil­dir, ay­nı za­man­da bu sü­re­ci et­ki­le­yen bir ni­te­li­ği ol­ma­lı­dır. Bu an­lam­da “Yol”, Tür­ki­ye ger­çe­ği­nin hem ta­nı­ğı, hem de onun de­ği­şi­mi­ni et­ki­le­yen bir ol­gu ola­rak ele alın­dı­ğın­da, dev­rim­ci bir gö­re­vi, iş­le­vi ye­ri­ne ge­tir­mek­te­dir.

Dev­rim­ci mü­ca­de­le­nin he­de­fi si­ya­sal ik­ti­da­rın ele ge­çi­ril­me­si­dir. Si­ya­sal ik­ti­dar bir son de­ğil, bir he­def de­ğil, top­lum­sal dev­ri­min ilk adı­mı, ka­pı anah­ta­rı­dır. Ya­ni si­ya­sal ik­ti­da­rı ele ge­çir­me­den, ik­na için ge­rek­li zo­ru ele ge­çir­me­den top­lum­sal bir de­ği­şik­li­ği yap­ma­nın ola­nak­la­rı yok­tur. An­cak si­ya­sal ik­ti­da­rın ele ge­çi­ril­me­si sü­re­cin­de, zo­run yal­nız­ca açık düş­man­lar, ya­ni em­per­ya­lizm, iş­bir­lik­çi bur­ju­va­zi, fa­şizm ve onun ku­rum­la­rı de­ğil, ay­nı za­man­da, düş­ma­nı yen­me­mi­zi en­gel­le­yen bü­tün ge­ri­ci ku­rum­lar­dır; örf, adet ve ge­le­nek­ler, ya­ni fe­odal ka­lın­tı­la­rın can ver­di­ği her şey. Biz, esas ola­rak, dev­rim­ci mü­ca­de­le için­de bi­le fe­odal yan­la­rı­mı­zı ye­ne­bil­miş de­ği­liz. Fe­odal yan­la­rı­mız gün­lük iliş­ki­le­ri­miz­den, si­ya­sal tu­tum ve ör­güt­len­me­le­ri­mi­ze ka­dar her şey­de ken­di­ni gös­te­ri­yor. Bu­nu yen­me­miz ge­rek­li. An­cak bu ye­niş, bi­çim­sel de­ğil, öz­den ol­ma­lı­dır. Bi­çim­sel ye­niş­ler ya da öy­le gö­rün­me­ler, as­lın­da dev­ri­me de­ğil, ge­ri­ci­li­ğe hiz­met edi­yor… Bi­çim­sel an­lam­da fe­odal tu­tu­mu yen­mek­ten­se, onu iç­ten bir bi­çim­de ku­lan­mak ve de­ğer­len­dir­mek se­çil­me­li­dir.

“Yol”, hem dev­le­tin ör­güt­len­miş bas­kı­sı­nı, hem de fe­odal ge­ri­ci­li­ğin ka­lın­tı­la­rı­nın can ver­di­ği bas­kı­la­rı an­la­tır­ken, önü­mü­ze sa­vaş­ma­mız ge­re­ken güç­le­rin bü­tü­nü­nü ko­yu­yor. Hal­kı dev­rim­ci sa­va­şa ha­zır­la­ma­nın te­mel yo­lu, onu ge­ri­ci alış­kan­lık, yar­gı ve an­la­yış­lar­dan kur­tar­ma­yı em­re­di­yor. Dev­rim­ci sü­reç bu­na ye­ter­li de­ğil. An­cak si­ya­sal ik­ti­da­rın iş­çi sı­nı­fı­nın ön­der­li­ğin­de­ki hal­kın eli­ne geç­me­si ilk adım ola­cak­tır. Ka­dın er­kek iliş­ki­le­ri, sa­de­ce bir cin­si­yet so­ru­nu de­ğil, sı­nıf­sal bir so­run­dur. Her top­lum­sal ya­pı, ken­di­ne öz­gü bir bi­çim­de ka­dın er­kek iliş­ki­le­ri­ne hu­ku­ki, top­lum­sal ve eko­no­mik bir içe­rik ka­zan­dı­rır. Ve bu top­lum­sal ya­pı için­de­ki in­san­lar, ka­dın er­kek ay­rı­mı gö­zet­me­den, so­ru­na ön­ce­lik­le eko­no­mik ve sos­yal sis­te­min be­lir­le­di­ği açı­dan ba­kar­lar is­ter is­te­mez. Be­nim için so­run, “Yol”da, sa­de­ce ka­dın so­ru­nu de­ğil, ay­nı za­manda er­kek­ler so­ru­nu­dur da. Çün­kü ezi­len sa­de­ce ka­dın de­ğil, er­kek­tir de. Ve asıl ezi­len ka­dın de­ğil er­kek­tir. Bir er­ke­ğin ka­dı­nı ez­me­si, ona bas­kı kur­ma­sı, ken­di­si­nin bas­kı al­tın­da ol­ma­sı­nın bir ifa­de­si­dir. Ka­dı­nın kur­tu­lu­şu, sı­nı­fın, ezi­len sı­nı­fın kur­tu­lu­şu ile müm­kün­dür. Ezi­len sı­nıf iş­çi sı­nı­fı­dır ve bu­ra­da be­lir­le­yi­ci güç er­kek­ler­de­dir. Er­kek­le­rin be­lir­le­yi­ci ol­du­ğu bir sı­nıf­ta, ön­ce er­kek­ler son­ra ka­dın­lar kur­tu­la­cak­tır. So­ru­nu ay­dın şe­ma­tiz­mi için­de ele al­ma­ma­lı­yız. Ka­dı­nın kur­tu­lu­şu, ezi­len sı­nıf­la­rın kur­tu­lu­şu­na bağ­lı­dır.

“Yol”, bir­çok­la­rı açı­sın­dan ezi­len ka­dın­la­rı an­lat­mak­ta­dır. Oy­sa, ezen cin­si­yet ola­rak gö­rü­len er­ke­ğin de ezil­di­ği­ni an­la­mak is­te­me­mek­te ya da bu ko­nu­da ka­yıt­sız kal­mak­ta­dır.

“Yol” Tür­ki­ye-Kür­dis­tan üze­ri­ne bir tar­tış­ma ve eği­lim ya­rat­tı gös­te­ril­di­ği yer­ler­de. Bu bir adım­dır; ge­liş­ti­ril­me­si ve de­rin­leş­ti­ril­me­si ge­re­ken bir adım. Her na­mus­lu in­sa­nın bu ge­liş­me­ye kat­kı­da bu­lun­ma­sı in­san­lık gö­re­vi­dir. Hep bir­lik­te hay­kır­mak, in­san­lık su­çu iş­le­yen­le­ri la­net­le­mek ge­re­kir.

Kah­rol­sun As­ke­ri Fa­şist Dik­ta­tör­lük!

“Yol” hal­kı­mın sus­tu­ru­la­ma­yan se­si­dir!
Se­lam… Bin se­lam!..

“Yol”un gös­te­ri­me gir­me­si ne­de­niy­le gön­de­ri­len me­saj.